RÖPORTAJ:ELİF DOĞAN ÖZMEN

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

BEN ELİF DOĞAN ÖZMEN 1994 yılında Tokat’ın Erbaa ilçesinde doğdum. Eğitim hayatımı İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimini tamamladım. Uzun yıllardır çocukların dünyasının içinde; onların gelişimsel, duygusal ve bireysel yolculuklarına eşlik eden bir özel eğitim öğretmeniyim. Mesleğimin yanı sıra, çocukların iç dünyalarına dokunma tutkumu edebiyatla birleştirerek çocuk kitapları yazmaya karar verdim.

​Aynı zamanda bir anneyim. Hem mesleki birikimim hem de annelik deneyimim, çocukların hayal gücünü, aile bağlarını ve duygusal derinliklerini daha yakından hissetmemi sağladı. Doğanın sadeliğinden, köklerimizden ve nesiller boyu aktarılan sevgi bağlarından ilham alarak yazıyorum. Masal Bağları da tam olarak bu birikimin, çocuklara ve aile kavramına duyduğum derin sevginin bir yansıması olarak ortaya çıktı.

Kısacası; çocukların gözündeki ışığı büyütmeye çalışan bir eğitimci, bir anne ve hikâyeler anlatan bir yolcuyum.

2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

Her yazarın içinde biriktirdiği bir sandık vardır; o sandığı açtıran ise genellikle çok derin bir sevgi ve geleceğe bir iz bırakma arzusudur. Yıllarca çocukların dünyasına yakından tanıklık ederken, onların saf algısını ve aile bağlarının hayatlarındaki yerini gözlemleme fırsatım oldu. Asıl kırılma noktası ise kızıma ve gelecek nesillere köklerimizi, sevginin birleştirici gücünü ve birbirimize tutunmanın güzelliğini anlatan kalıcı bir miras bırakmak istememle yaşandı. Kendi köklerimden, doğadan ve aile bağlarından aldığım ilhamla  ‘’Masal Bağları’’ kelimelere döküldü.

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Kızıma bir şeyler anlatırken ya da ona masallar okurken içimde çok güçlü bir duygu uyandı: Ona sadece başkalarının masallarını değil; kendi köklerimizi, soframızın sıcaklığını, büyüklerimizden bize kalan o görünmez mirası ve sevgimizi anlatan, tamamen ona ait bir iz bırakmalıydım.

Dünyanın tüm telaşı bir yana dursun, büyüdüğünde eline aldığında “Bunu annem benim için, bizim köklerimiz için yazdı” diyebileceği, dalları geleceğe uzanan ama kökü ailemizin sevgisinde olan bir armağan vermek istedim. Kalemi ilk kez işte bu niyetle, bir annenin evladına zamansız bir sevgi bağı bırakma arzusuyla elime aldım.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

 Çocukluğumun beni içine çeken hikâyeleri genellikle didaktik ve kuralcı metinler değil; doğanın sesini duyuran, aile sıcaklığını hissettiren ve satır aralarında şefkati barındıran samimi anlatılardı.

Gençliğimde geçmişe, aileye ve kültürel bağlara odaklanan eserleri okurken hissettiğim o “aidiyet” duygusu, yazar kimliğimin pusulası oldu. Bir çocuğun okuduğu cümlede kendini yalnız hissetmemesi, arkasında koca bir sevgi bağının olduğunu duyumsaması, benim de o yaşlarda aradığım ve bulduğumda içimi ısıtan en kıymetli duyguydu.

Kısacası geçmişte heyecanla sayfalarını çevirdiğim o kitaplar, bana bir hikâyenin sadece akılla değil; şefkatle, sabırla ve köklere sadık kalarak yazılması gerektiğini öğretti.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Yazar olmaya karar vermem tek bir günde verilmiş ani bir karardan ziyade, hayatımın farklı duraklarında biriken üç temel deneyimin beni aynı noktada buluşturmasıyla şekillendi:

  • Çocuk Gelişimi ve Özel Eğitim Deneyimi: Yıllarca çocuklarla iç içe olmak, onların dünyayı yetişkinlerden ne kadar farklı, saf ve filtresiz algıladıklarını gösterdi. Her çocuğun biricik dünyasına dokunurken, bazen sayfalar dolusu teorik bilginin yapamadığını sıcacık, doğru kurgulanmış tek bir cümlenin yapabildiğine defalarca şahit oldum. Bir hikâyenin çocukta güven, kabul görme ve ait olma hissini nasıl filizlendirdiğini görmek, bende çocuk edebiyatı alanında söz söyleme sorumluluğu doğurdu.
  • Kendi Köklerimin ve Aile Hafızasının Zenginliği: Çocukluğumdan itibaren bağların, toprağın, emeğin ve kalabalık sofraların içinde büyüdüm. Aile büyüklerinden dinlediğim masallar, kuşaklar boyu birbirine el uzatan o dayanışma ruhu içimde hep canlı kaldı. Zamanla bu kültürel ve duygusal zenginliğin sadece hafızalarda kalmaması, modern çağın hızlı dünyasında çocuklara köklerini hatırlatacak çağdaş bir dile kavuşması gerektiğini hissettim.
  • Anneliğin Getirdiği Miras Duygusu: En belirleyici deneyim ise anne olmak oldu. Kızıma her gün yeni bir şeyler öğretmeye çalışırken, aslında ona bırakabileceğim en kıymetli hazinenin zamansız bir sevgi dili olduğunu fark ettim. Ona sadece anlık masallar anlatmak değil; eline aldığında ailesinin sıcaklığını, birbirine kenetlenmiş köklerini ve koşulsuz sevgiyi bulabileceği somut bir eser bırakmak istedim.

Bu üç deneyim eğitimcilik gözlemi, aile köklerinin gücü ve annelik şefkati bir noktada birbirine bağlandı ve artık sadece okuyan ya da anlatan değil; bu bağları ilmek ilmek yazan tarafta olmam gerektiğini fısıldadı.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Samimiyet ve Özgün Ses: Okuyucu—özellikle de sezgileri çok güçlü olan çocuklar—yapaylığı hemen hisseder. Didaktik veya öğretici olma kaygısından uzaklaşıp hissettiğini olduğu gibi, yalın bir dille aktarabilmek gerekir.

  Yazma Disiplini ve Sabır: İlham değerlidir, ancak metni oluşturan asıl unsur sabırla defalarca silip yeniden yazma, kelimeleri kuyumcu titizliğiyle ayıklama emeğidir.

  Duygusal Temas ve Empati: Anlatılan konunun, köklerin ya da değerlerin sadece zihinde değil; kalpte bir bağ kurabilmesi gerekir.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

 Edebiyat yolculuğumdaki ilk göz ağrım ve yayımlanan ilk kitabım Masal Bağları.

Aile bağlarını, geçmişi ve sıcacık bağ anılarını çocukların dünyasına taşıyan bu kitabım şu an tek yayımlanmış eserim. Ancak yazma serüvenim hız kesmeden sürüyor; zihnimde ve masamda demlenen, yakında çocuklarla buluşturmayı arzu ettiğim yeni hikâyeler ve kitap projeleri üzerinde çalışmaya devam ediyorum.

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Beni yazmaya yönlendiren en güçlü etken; geçmişimiz, köklerimiz ve doğanın sunduğu o saf bilgelik. Büyüdüğümüz toprakların sıcaklığı, dedelerimizden ve ninelerimizden dinlediğimiz masallar, bir asma dalının sabırla büyümesi gibi hayatın içinde saklı olan değerler hikâyelerimin en büyük ilham kaynağı.

Günümüzün hızla tüketen dünyasında çocukların aile bağlarını hissetmelerini, ait oldukları yerin ve sevginin kıymetini bilmelerini çok önemsiyorum. Kendi çocukluğumun hafızamda bıraktığı o sıcacık izleri, toprağın kokusunu ve birbirine tutunarak çoğalan bağları kelimelere dökmek benim için sadece bir hikâye anlatmak değil; geleceğe sevgiyle büyüyen kökler bırakma arzusu.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?  

Hikâyenin ana omurgasını ve vermek istediğim temel mesajı önceden belirlerim; başlangıç noktası ve varılacak ana durak bellidir. Fakat bu süreç hiçbir zaman katı bir plana hapsolmaz.

Yazım aşamasında karakterler ete kemiğe büründükçe hikâyenin gidişatına müdahale etmeye başlarlar. Önceden tasarladığım bir tepki, karakterin ruhuna dar gelebilir ya da sayfalar ilerledikçe kendi çözümünü kendi bulmak isteyebilir. Bu yüzden karakterlerime her zaman kendi yollarını çizebilecekleri bir özgürlük alanı bırakırım. Hikâye, yazarın planıyla karakterin samimiyeti el ele verdiğinde gerçek derinliğine ulaşıyor.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Bana en çok ilham veren şey; gündelik hayatın telaşında gözden kaçan küçük mucizeler, toprağın sabrı ve doğanın kendi içindeki o kusursuz ahenk. Bir asma yaprağının damarları, rüzgârın fısıltısı ya da çocukların dünyayı filtrelemeden izleyen o saf merakı kalemimin yolunu daima aydınlatıyor.

Ancak bu yolculukta kalbimin en derin yerinde sakladığım çok özel bir ilham kaynağım daha var: Bir anne olarak kızıma bırakmak istediğim manevi miras. Ona sadece sözcüklerle örülü hikâyeler değil; köklerine sımsıkı tutunabileceği, sevgiyi, vefayı, doğanın bilgeliğini ve ait olduğu yerin sıcaklığını hissedebileceği bir hafıza bırakmak istiyorum. Yazdığım her satırda, kızıma büyüme yolunda pusula olacak, yarınlarına ışık tutacak ve ona sevilmenin, üretmenin gücünü hatırlatacak bir iz bırakma gayreti var.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

 Üretkenliğim daha çok ruhumun demlendiği, iç sesimi daha net duyabildiğim dingin dönemlerde zirveye çıkıyor. Çocuklarla iç içe olduğum, onların saf dünyasından bolca gözlem topladığım günlerin hemen ardından gelen o sakin akşamlar ve sabahın ilk saatleri, masaya oturup yazmak için en verimli vakitlerimdir.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Günümüzün hızla akan dünyasında çocuklarımıza verebileceğimiz en kıymetli hediye, ayaklarını sağlam basabilecekleri güçlü kökler ve kalplerine sarıp sarmalanacakları güven duygusudur. Kitabım tam da bu ihtiyaca sesleniyor; çocukları sadece eğlenceli bir kurgunun içine çekmekle kalmıyor, onları ait oldukları yerin güzelliğiyle, aile bağlarının sıcaklığıyla ve doğanın fısıltılarıyla buluşturuyor.

Okuyucular bu sayfaları araladıklarında; toprağın sabrını, sevgiyle bir arada olmanın huzurunu ve geçmişten bugüne taşınan değerlerin zarafetini hissedecekler. Hem bir çocuğun hayal gücünü yeşertecek hem de bir yetişkinin kendi çocukluğundaki o saf sıcaklığı yeniden hatırlamasını sağlayacak, nesilleri ortak bir duygu çemberinde buluşturan samimi bir yolculuk sunduğu için bu hikâyeye kulak vermeliler.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Eserimdeki ana fikir, doğanın sunduğu sabır ve uyum ile insan ruhunun ihtiyaç duyduğu güven duygusunu bir potada eritmek. Çocukların kendi köklerini tanımasını, doğanın sessiz ama bilge ritmini fark etmesini ve en fırtınalı anlarda bile aile bağlarının sığınılacak en güvenli liman olduğunu bilmesini çok önemsiyorum.

Didaktik bir dille öğüt vermek yerine, çocukların kalbinde aidiyet, sevgi, saygı ve dayanışma duygularını yeşertmeyi hedefliyorum. Vermek istediğim nihai mesaj çok yalın: Köklerimizi sevgiyle suladığımız sürece, rüzgâr ne kadar sert eserse essin dallarımız daima yeşil kalır ve meyve vermeye devam eder.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Çocuklar için yazarken karşılaştığım en büyük zorluk; yetişkin zihninin karmaşasından ve didaktik olma tuzağından tamamen sıyrılıp onların saf göz hizasına inebilmek. Bir çocuğun kalbine dokunacak doğru kelimeleri seçmek, derin ve felsefi bir mesajı parmak sallamadan, oyunsu ve zarif bir dille kurgulamak büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Bazen tek bir cümleyi doğru duyguya oturtmak günlerimi alabiliyor.

Bununla başa çıkma yolum ise çocukları dinlemek ve doğayı gözlemlemek oldu. Zihnim tıkandığında veya yetişkin filtrelerimin araya girdiğini hissettiğimde masadan kalkıp toprağa, doğanın ritmine ve çocukların filtresiz sohbetlerine sığınıyorum. Onların dünyasındaki o duru merakı yeniden hissettiğimde, kelimeler de kendi sade ve en doğru akışını yeniden buluyor.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Yazar tıkanıklığı yaşadığımda kelimeleri ve kâğıdı zorlamaktan hemen vazgeçiyorum. Çünkü bilirim ki tıpkı toprağın kışın dinlenip bahara hazırlandığı gibi, zihnin de bazen nadasa bırakılmaya ihtiyacı vardır.

Böyle anlarda masadan kalkıp doğaya sığınırım; yürüyüşler yapmak, bir ağacın yapraklarına, toprağın sesine kulak vermek ya da çocukların arasına karışıp onların filtresiz dünyasında kaybolmak bana her zaman iyi gelir. Kızımla geçirdiğim sakin bir an veya köklerime, geçmiş hatıralarıma dönüp bakmak zihnimdeki o düğümleri çözer. Hikâyeyi kovalamayı bıraktığımda, o zaten sessizce gelip beni yeniden buluyor.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Kitaplarımı ve ardındaki düşünceleri kitlelere ulaştırmanın en sahici yolunun çocuklarla ve ebeveynlerle göz göze gelmek olduğuna inanıyorum. Bu yüzden okullarda, kütüphanelerde ve kültür merkezlerinde interaktif masal anlatımları, imza günleri ve çocuklarla doğrudan bağ kurabildiğim yaratıcı okuma atölyeleri düzenlemeye gayret ediyorum.

Sadece kitabı okuyup geçmek yerine; hikâyenin temasını doğayla, toprakla, köklerimizle ve aile içi paylaşımlarla birleştiren etkinlikler kurguluyorum. Ayrıca dijital platformları da sadece bir tanıtım aracı olarak değil; okurlarla, öğretmenlerle ve ebeveynlerle fikir alışverişinde bulunduğumuz, edebiyatın ve çocuk gelişiminin konuşulduğu samimi bir buluşma noktası olarak kullanıyorum.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Kitap fuarları, aylarca baş başa kaldığınız o sessiz yazı masasının birdenbire binlerce ses, tebessüm ve sarılmayla canlandığı büyülü mekânlar benim için. Bir kitabın sayfaları arasına ektiğiniz tohumların bir çocuğun kalbinde nasıl yeşerdiğini göz göze geldiğiniz o kısacık anda görmek, bir yazarın yaşayabileceği en tarifsiz duygu.

Bu buluşmalar bana yazdıklarımın sadece bir metin değil, bir çocuğun dünyasında yaşayan bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor; kalemime taze bir heyecan ve sorumluluk aşılıyor. Okuyucu içinse, okuduğu masalın arkasındaki sesi ve kalbi tanımak, kitabıyla kurduğu duygusal bağı çok daha kalıcı ve unutulmaz kılıyor. Bir çocuğun heyecanla kitabını uzatması, kapağa dokunurken yüzünde beliren o merak, yazarlık yolculuğumun en kıymetli ödülüdür.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Yazmak benim için durmayan, mevsimler gibi sürekli yenilenen bir döngü; dolayısıyla masamda ve zihnimde filizlenmeyi bekleyen pek çok yeni fikir var. Yine doğanın bilgeliğinden, topraktan ve bizi birbirimize bağlayan değerlerden beslenen hikâyeler üzerinde çalışıyorum.

Özellikle çocuklara çalışkanlığı, sabrı, ışığı aramayı ve paylaşmayı anlatan; küçük bir ateş böceğinin karanlıktaki yol göstericiliği, bir arının emeği veya buğdayın ekmeğe dönüşme serüveni gibi yaşamın özünü taşıyan metaforları çocuk edebiyatına taşımak istiyorum. Keşfetmek istediğim yeni projelerde ise sadece anlatıcı olmakla kalmayıp; hikâyeleri doğa gözlemleri ve çocukların bizzat dokunup deneyimleyebileceği etkileşimli içeriklerle buluşturmayı hayal ediyorum. Minik okurlarımı yine sıcacık, köklü ama bir o kadar da taze yolculuklar bekliyor.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

En unutamadığım geri dönüşler, kitabın yalnızca çocuklara değil, onlara bu hikâyeyi okuyan yetişkinlere de dokunduğunu gördüğüm anlarda geliyor. Kendi memleketini, çocukluğunda unuttuğu o samimi aile sofralarını ve büyüklerinden dinlediği masalları bu sayfalarda yeniden bulduğunu söyleyen ebeveynlerin mesajları beni her defasında derinden duygulandırıyor.

Çocuklardan gelen şaşırtıcı tepkiler ise bambaşka bir neşe kaynağı. Karakterlerin duygularını öyle derin bir sezgiyle yakalıyorlar ki bazen benim yazarken bile planlamadığım anlamlar bulup bana anlatıyorlar. Bir çocuğun “Bu kitabı yastığımın altına koyup uyuyorum, bana ailemi hatırlatıyor” demesi, bir yazar olarak duyabileceğim en güzel ve en saf teşekkür.

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Bu yola çıkacak olanlara verebileceğim en önemli tavsiye; kendi özlerine, seslerine ve köklerine güvenmeleridir. Edebiyat, başkalarının ne yazdığına bakmaktan ziyade, kendi içimizdeki o saf kaynağa kulak verme cesaretidir. Özellikle çocuk edebiyatına adım atıyorlarsa, parmak sallayan yetişkin aklını bir kenara bırakıp dünyayı yeniden bir çocuğun boy hizasından, hayretle izlemeyi öğrenmeliler.

Bir de bu yolculukta aceleci olmamak, sabretmek çok kıymetli. Tıpkı toprağa atılan bir tohumun ya da bir asma bağının zamanı gelince meyve vermesi gibi; iyi hikâyeler de zihinde demlenerek, sabırla olgunlaşır. Reddedilmekten, sayfalarca yazıp silmekten korkmasınlar. Kalpten ve samimiyetle dökülen hiçbir kelime kaybolmaz; mutlaka gitmesi gereken kalbi bulur.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir