1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Kendimi X kuşağı, eczacı, anne ve hayat boyu öğrenci olarak tanımlayabilirim. Öykü yazmaya üniversite yıllarında başladım. Ancak hayat koşuşturmasında uzun bir süre ara verdim. Daha sonrasında öykülerim Varlık, Oggito, Notos Atölye ve Galapera Öykü Fanzin dergilerinde ve Edebiyat Burada platformunda yayımlandı. “Sis” ve “Kara Koyunun Fotoğraf Albümü” adlı öykülerim “İshak Edebiyat” öykü platformunda yayımlandı. Ayrıca “Kara Koyunun Fotoğraf Albümü” 2024 İshak Edebiyat Öykü Seçkisi’nde yer aldı.
İçinde on altı kısa öykünün yer aldığı “Baharda Ölü Kuşlar” Mart 2005’te Mahal Edebiyat tarafından yayımlandı. Ayrıca yakın zamanda (Eylül 2026) Mahal Dergi platformunda ilk kitap inceleme yazım yayımlandı.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlar çocukluğumdan beri hayranlık beslediğim kişiler oldu. Özellikle öykünün yeri benim için çok özel. Dünyada ve ülkemizde en çok okunan kurgu türü roman olsa da aslında kısa bir metinde iyi bir kurgu, karakter, sahneleme ve katman yaratan yazarlar beni büyülediği için öykü türüne hayranlık duyuyorum. Sanırım bu yüzden öykü yazmayı seçtim. Burada çok belirgin bir kırılma noktası olduğunu zannetmiyorum. Yavaş yavaş, okudukça oluşan bir hayranlık ve yazma arzusu ile yazmaya adım attım.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
İlk yazdığım öykü sıradan, kendini gerçekleştirmeye çalışan ve bunu çok zarif bir mücadeleyle başarmış bir kadın karakter hakkındaydı. Gençliğimde karşıma çıkan ve beni etkileyen bir kişiden ilham aldığımı söyleyebilirim. Dışarıdan bakıldığında oldukça sıradan, ancak tek başına varolabilmek için çabalayan bir insan.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Benim zamanımdaki pek çok ilkokul çocuğu gibi Ömer Seyfettin, Gülten Dayıoğlu ve Reşat Nuri Gültekin eselerini okuyarak edebiyat dünyası ile tanıştım. Annem bana Altın Kitaplar’dan çocuk kitapları seçerdi. Çocukluk kitaplığım hep hatıralarımdadır. Sonrasında beni en çok etkileyen yazarlar; Sait Faik, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay, Nazım Hikmet, Sabahattin Ali, Tomris Uyar, Firuzan, Haldun Taner, Ali Teoman, Jale Sancak, Halan Sarıpolat, Sema Kaygusuz ve dünya edebiyatından Kafka, Anton Çehov, Guy de Maupassant, Sartre, Dostoyevski, Edgar Allan Poe, J.D. Salinger, Murakami, Cortazaar, Marquez, Virginia Woolf, Raymond Carver, Borges, H.G. Wells, O.Henry, Arthur Conan Doyle, Stefan Zweig, Jack London, M. Atwood ve Saramago aklıma ilk gelenler. Bugünkü yazı dilim kendime özgü olsa da, tüm okuduklarımın beni şekillendirdiğini söyleyebilirim.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Aslında yazarlık olmak, yazmak karar vererek yaptığım şeyler değil. Yazma eylemi, yaşam boyu okuma, okumanın insanın ruhunu ve kişiliğini dönüştürmesi, algılarını ve farkındalığını değiştirmesi, duyarlılığını artırması ve yaratıcılığını uyandırması ile ortaya çıkan bir sonuç bence. Çünkü bu yolculuğun bir noktasına geldiğinizde anlatmak istediğiniz şeyler oluyor.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Bu konuda pek çok şey söylenebilir. Genel olarak kabul gören iyi bir okuyucu olma hali bence de olmazsa olmaz bir şart. Sadece kurgu değil, felsefe, sosyoloji, psikoloji ve beşeri bilim kapsamında mümkün olduğunca okumak önemli. Sadece okumak değil, sanatın tüm dallarıyla olabildiğince ilgilenmek de pek çok açıdan besleyici. Ben de elimden geldiğince bunları yapmaya gayret ettim.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
“Baharda Ölü Kuşlar” ı yazmam yaklaşık on yılımı aldı. Her bir öyküyü defalarca düzenledim ve titiz bir editöriyal incelemeden geçti. Benim için yazdıklarımı toparlamak ve içme sinebilecek hale getirmek oldukça zaman alan bir iş. Umarım gelecekte başka bir dosya da oluşturabilirim.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Sıradan insanların iç dünyasını, insanın kendini var etme çabasını, kırılma noktalarını, çıkış yolu ararken çoğu zaman kendi içinde kaybolmasını ilginç buluyorum. Yalnızlık, yabancılaşma ve zor bir dünyada kendi varlıklığımız sürdürme çabasını yazılmaya değer buluyorum.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Öykülerimi kurgularken karakterlerin geçmişini, psikolojik alt yapısını planlıyorum. Ancak karakterin kaderini baştan kurgulamıyorum. Karakter zaten kendi yapısıyla kaderini tayin ediyor genellikle.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Tanıdığım ya da tanımadığım insanlar, ülkemizde ve dünyada olup bitenler. Bazen toplu taşımada veya market kuyruğunda hiç kimsenin üzerinde durmadığı sıradan bir görüntü benim bir öyküm için ilk kıvılcım olabilir.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Üretkenliğim pek periyodik veya dönemsel değil. Ancak bazı yoğun okumalarla iç görümün genişlediği zamanlar, çok farklı bir ülkeye seyahat ettiğim ve yeni bir kültürle tanıştığım zamanlar beni üretkenlik anlamında olumlu etkiliyor. Kitabımda yer alan “Susam Taneleri” adlı öykümü iş nedeniyle Güney Kore’ye yaptığım bir seyahatte yazmıştım. Kore kültürünü çok etkileyici bulmuştum.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Bu gerçekten zor bir soru. Ben, en çok beğendiğim eserlerden biri olan “Martin Eden”i bile “Mutlaka okumalısın” diyerek bir arkadaşıma tavsiye ederken duraklıyorum. Çünkü bu eserin bende yarattığı etkinin ve hissetiğim hayranlığı arkadaşımın da aynı şekilde hissedebileceğinden emin değilim. Ancak neden etkilendiğimi ve nasıl etkilendiğimi anlatabilirim arkadaşıma. Kendisi de bu kitabı okuyup okumayacağına karar verir.
Benim kitabıma gelince, okurun herbiri sıradan insanlar olan karakterlerde kendinden çok şey bulacağını söyleyebilirim. Yabancılaşmanın, varolmanın zorluğunun, yalnızlığın evrenselliğini, bunları hepimizin yaşadığını görmek değerli. Okuyan, yalnız değilim desin ve içindeki öykülerin içindeki kimi zaman açık, kimi zaman örtülü umudu keşfetsin isterim. Bu anlamda, ““Baharda Ölü Kuşlar”ın okuyana iyi gelmesini diliyorum.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Öykülerimde mesaj verme kaygısı taşımıyorum. Ana temalar genellikle yabancılaşma, varoluş çabası, insani zaaflar ve kırılgan iç dünyalarımız ve belki de düşündüğümüzden daha güçlü olduğumuzu anladığımız anlar diyebilirim.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Bir kitabımın olması kendimi yazar olarak tanımlamam yeter mi diye düşünmeden edemesem de –sanırım çok saygı duyduğum “yazar” sıfatını kullanırken biraz temkinliyim- yazmak, ilk yazma aşamasından dosyayı son haline getirme aşamasına kadar müthiş yorucu bir iş. Öncelikle dosyanın içime sinmesi en azından benim için hiç kolay değil. Bazen çok beğendiğim bir öyküde önemli bir noktanın gözümden kaçması, yazdığım metne körleşmek, aynı metni defalarca düzenlerken bu sefer ilk metnin ruhunu kaybetmek, sonra baştan başlamak… Bunlar bir tek benim başıma gelmiyor, bundan eminim. Bu gerçekten zorlu ama bir o kadar da eşsiz bir yolculuk. Yayınevinin dosyayı kabulü, editoriyal çalışmalar ve basım aşaması da hem zor hem de olağanüstü heyecanlı aşamalar. Bunlarla baş edebilmek sanırım önce bilgisayarda olan dosyanın, bir kitap olarak raflarda görünmesini ne kadar istediğimizle yakından ilgili. Başlangıçta sadece sizin bildiğiniz ve inandığınız bir zihinsel ürünün elle tutulur hale gelmesi, ilk baskıyı elinize almanız tarifsiz bir his.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Bu durum yazmaktan daha yorucu. Ben bu dönemlerde yazmak için kendimi zorlayınca bir sonuca varamadım. O yüzden böyle zamanlarda durumu olduğu gibi kabul edip, iyi bir okuyucu olmaya devam ediyorum.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Açıkçası self-marketing dedikleri kendini tanıtma konularında hiçbir zaman iyi olmadım. Ancak bazen yayınevimizden, bazen kitabımı okuyup beğenen okuyuculardan ve zaman zaman da okuma kulüplerinden geri bildirimler alıyorum. Kitabım hakkında konuşmak isteyebiliyorlar. Kitaplarını imzalatmak onları ve beni çok mutlu ediyor. Böyle güzel bir anı en son Ayvalık Kitap Kulübü ile birlikte Ağustos 2026’da yaşadık. Birbirinden değerli okuyucular ile “Baharda Ölü Kuşlar” hakkında konuştuk. Tanıtım vs her şey bir yana, edebiyat aracılığı ile güzel insanların bir araya gelmesi sanırım dünyadaki en güzel duygulardan biri. Edebiyat, diğer sanat dalları gibi, iyileştirici ve kapsayıcı. Bize insan olduğumuzu hissettiriyor.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Kitap fuarlarının okur-yazar buluşması açısından çok değerli bir etkinlik olduğuna inanıyorum. Benim bir yazar olarak henüz böyle bir deneyimim olmasa da, kitap fuarları bir okuyucu olarak eserlerini beğenerek okuduğum pek çok yazarı fiziki olarak gördüğüm, birkaç cümle dahi olsa konuştuğum ve kitap imzalatmaktan mutluluk duyduğum etkinlikler.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Üzerinde çalıştığım bazı projeler var. Ayrıca çalışmayı planladığım projelerim de var. Zaman güzel şeyler göstersin diyelim.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Şu ana kadar olumlu geri dönüşler aldım. Okuyucuların çoğu öykülerimde en çok beğendikleri noktaların, dilin akıcılığı, ajitasyona ve melodrama kaçmadan, karakterlere eşit mesafede olunması ve karakterlerin iç dünyalarının gerçekçiliği olduğunu ifade ediyorlar. Ayrıca öykülerimde kendilerinden pek çok şey bulduklarını da ekliyorlar.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kendimi tavsiyede bulunabilecek bir konumda hissetmiyorum. Ancak sanırım okumayı yemek yemek kadar doğal bir ihtiyaç gibi görmek, Türk ve dünya edebiyatının yanı sıra felsefe, sosyoloji ve psikoloji okumak. Tabii gözlem yeteneğini, empatiyi, hayal gücünü geliştirmek ve insanları anlamaya çalışmak da sanırım oldukça önemli.

