1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Merhabalar. Ben Emine Büşra BAL, 27 Şubat 2005 tarihinde Gaziantep’te dünyaya geldim. Gaziantep Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümü son sınıf öğrencisiyim. Çocukluk yıllarımda başlayan edebiyat serüvenim bugün sizlerle burada, bu satırlarda buluşmamıza vesile oldu. Online bir dergide editör olarak görev alıyorum.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa adım atmam kendi içime dönmemle başladı. Yazmaya çok erken yaşlarda başladım; ilk şiirlerimi 10 yaşımda kaleme almıştım.
10 yaşıma kadar oturduğumuz sitede arkadaşlarımla oyunlar oynayıp vakit geçirirken sonrasında taşındığımız mahallede fazla yaşıtım ve oyun oynayabileceğimiz alan olmaması sebebiyle kendi kabuğuma çekilmemle başladı benim yolum. Kendi içime döndükçe yazmaya, yazdıkça büyümeye başladım.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Bir olaya dayandıramam belki ama ilk yazdıklarıma dair hatırladığım; küçükken sınıf başkanımızla şiirler üzerinden atışmalar yapmamızdı. Tüm sınıf bizi dinler, yazdıklarımızı alkışlardı. Bekli de yazmaya devam etmem konusunda beni cesaretlendiren olay, o zaman yazdığım birkaç dizenin alkışlanmasıydı.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Elbette oldu. Her zaman için kelimelerle arası iyi olan, onlara farklı anlamlar yükleyen biriydim. Bunların en büyük sebebi kitap okuyor olmam. Aslında bunlar tamamen silsile halinde birbirini tetikleyen olaylar diyebilirim.
Çok kitap okumak, kelime dağarcığınızı geliştiriyor. Kelime dağarcığınızın gelişmesi onları daha iyi kullanabilmenizi; onları daha iyi kullanabilmeniz ise harika işler ortaya koymanıza vesile oluyor.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Yazar olmak benim için bir süreç veya bir amacın adı değildi. Amacım hep birilerinin yüreğine dokunabilmek; birinin acısını kelimelerle sarabilmekti. Bir çocuğun bunları söylemesi takdir edersiniz ki çokta hesaba alınmadı. Defalarca dergilere eser gönderdim. 17 yaşımda ilk defa bir şiirim dergide yayımlandı. Daha buna sevinemeden bir ay sonra maalesef ciddi bir rahatsızlığa yakalandım. Bu olay benim için bir dönüm noktası oldu diyebilirim. Bunca zaman üniversite yıllarıma ertelenmesini istenilen kitap çıkarma hayalimi daha fazla bekletmek istemedim. Tevafuk eseri bir gece de tüm anlaşmalar sağlandı ve böylece 17 yaşımda ilk kitabımı çıkarmak nasip oldu.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmak; ‘Ben yazar/şair oldum,’ demekle olmuyor maalesef. 11 yıllık yazma geçmişimin olması ve 4 yıldır bu işlerin bizzat içinde bulunmama rağmen hiçbir zaman ben yazarım, her şeyi yazarım demedim. Herkes bir şeyler yazabilir marifet yürekte bıraktığın izdedir. Yazarlar ve şairler kimsenin görmediklerini yazabilendir. Herkes bakabilir ancak gerçek yazar ve şairler görebilir ondaki anlamı. Yazmak, masa başına yazmaya oturuyorum demekle de olmuyor. Ehemmiyetli bir iş ve gerçekten emek istiyor. Bol okumak ve yazmayı bırakmamak gerekiyor. Kelimelerde tıpkı bıçaklar gibi körelebiliyor zamanla. Bu yüzden daima kullanılmak istiyorlar. Kısacası yazmak bitmeyen bir süreçtir. Bize düşense kelimeleri ziyan etmeden daima yazmaktır.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Şuana kadar basılı tek bir kitabım var: Gönül Lisanım. Benim için yeni bir başlangıç ve dönüm noktasıdır diyebilirim. Üzerinde çalıştığım birkaç eser var ama henüz tamamlanmadılar. İnşallah en yakın zamanda onlarda raflarda olurlar.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Açıkçası insanın en üretken zamanı duygularını en yoğun yaşadığı ergenlik yılları olduğunu düşünüyorum. Yani bu lise yıllarına tekabül ediyor. Gönül Lisanım bir şiir kitabı. Matematik dersinde hocamız denklemleri anlatırdı. Hemen ‘Aşk Denklemi’ diye şiir yazardım. Keza edebiyat dersinde hocamız Reşat Nuri’nin Dudaktan Kalbe eserinde bahsediyorken aynı isimli şiirimi kaleme alırdım. Ders dinlerken birden gözüm dalardı camdan dışarıya şiir yazardım. İnsanları dinlemeyi çok severdim ve genelde onların hislerini kendim içselleştirerek kaleme alırdım. Şimdilerde üniversitenin ve hayatın koşturmacası eskisi gibi yazdırmıyor maalesef. Durup hayatı izlemeye vaktimiz olmuyor bazen.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Kitaplar benim için hep yeni insanlar tanımak gibidir. Gönül Lisanım bir şiir kitabı onun için bu konuyu yorumlamak pek mümkün değil fakat halihazırda üzerinde çalıştığım eserlerim roman.
İlk başta tabii ki de kafamızda bazı şeyler oturuyor ama tamamen bu karakter budur demek mümkün olmuyor. Zamanla oturuyor karakterler, akışa göre gelişiyorlar.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Her şey olabilir. O anki ruh halime bağlı bir durum bu. Bir taşta ilham verebilir, çok güzel bir manzara da. Daha önce de söylediğim gibi görebilmek ve hissedebilmek önemli.
Sadece kalabalık alanlar kafamda bir karmaşaya sebebiyet veriyor bu yüzden genelde bir şeyler yazacağım zaman kendimi çevredeki her şeyden soyutlarım.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Kesinlikle sonbahar. Şairler genelde hüzün ve yalnızlıktan beslenir. Genelde bu mevsimler en üretken zamanlarım oluyor.
En çok motive olduğum şey ise aldığım geri dönütler. Birilerinin kalbine dokunmak amacıyla çıktığım bu yolda bunu başarmış olmak beni hep motive etmiştir.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Yalnız olmadıklarını bilmeleri için. Zor zamanlarda okunan bir dize, bir satır bazen insanın sırtını okşuyor tabiri caizse. Yıllar sonra bile altını çizdiğiniz bir satıra denk gelmek, çok eski bir dostuna denk gelmek gibi. Belki yüreği yaralı herkese elim ulaşmaz ama dizelerim ulaşabilir.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Şiirlerimin geneli aşk üzerine. Aşkın çaresizliği ve asla bitmeyen umut üzerine…
Aşk bazen karanlık bir kuyu gibidir, umutsa içeri vuran bir ışık hüzmesi…
O umuda tutunursan Mısır’a sultan olursun, lakin yitirtirsen umudunu o kuyunun karanlığında boğulursun. O umut ışığı vermek istediğim en önemli mesaj.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Çok daha duygusal bir insan olmak. Daha önce de konuştuğumuz gibi kelimeler bizler için daha derin anlamlara geliyor. Bu duygusal yoğunluk bazen yoruyor insanı.
Zamanla duygularımı kontrol altına almayı öğrendim. Bu da beni daha temkinli bir insan haline getirdi.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Kendimi yazmak için hiç zorlamadım. Biri bana konu verip şunu yaz dediğinde genelde yazmazdım. Çünkü içten gelmeyerek mecburiyetten yazılan şeyler samimi gelmiyor bana. O yüzden ne zaman kelimeler satırlarımda yer edinmek isterse o zaman yazarım genelde.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Gaziantep’te daha öncesinde tarihi ve turistik yerlerde, fuarlarda imza günleri düzenlemek nasip oldu. Sosyal medya hesaplarımdan çeşitli alıntı ve paylaşımlar yaparak kitlelere kitabımı tanıttım.
Bunların yanı sıra yazdığım tiyatro oyunlarını gerek köy okullarında gerekse okullarda canlandırarak eserlerimi insanlara tanıtma fırsatı buldum.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Uzaktan da olsa dokunduğumuz yüreklere yeri geldi kocaman sarıldık, yeri geldi muhabbet ettik. Oraya gelen insanlar yaşım dolayısı ile önce çok şaşırıyordu hep ama gözlerindeki gururu görmek beni oldukça mutlu ediyordu.
Fuarlar bence daha samimi ortamlar. Bir kitabın yazarını tanımak, daha sonrasında kitabını okumak tanıdık biriyle sohbet etmek gibi geliyor insana. Umarım böyle bir yer edinebilmişimdir okuyucularımın yüreğinde.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Üzerinde çalıştığım, belli bir taslak haline gelen 3 tane roman var. Üniversitenin yoğunluğu, hayatın koşturması arasında yetişmek zor oluyor. Yazacak bir şeylerim olduğunda vaktim, vaktim olduğunda yazacak duygu yoğunluğuna sahip olamıyorum bu aralar. İnşallah en yakın zamanda okuyucularla buluşturmak nasip olur.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Hepsi benim için çok kıymetli. Ama yeri bende ayrı olan; çok yakın zamanda kaybettiğim arkadaşımın hayatı boyunca okuduğu ilk kitabın benim kitabım olduğunu söylemesi. Muhtemelen son okuduğu kitapta yine benim eserimdi.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Bolca sabırlı olmalarını ve yazmayı para getiren bir meslek olarak görmemelerini tavsiye ederim. Kitap çıkarmak evet çok güzel bir şey fakat sadece kitabının çıkmasıyla yazar ya da şair kalıbına girmez hiç kimse. Bu yüzden yazmaktan hiç vazgeçmeyin.
Edebiyatla kalın…

