1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Feride Soysal. Hayatın bana öğrettiklerini, gördüklerimi ve insanların çoğu zaman dile getiremediği duyguları kelimelere dökmeyi seven bir yazarım. Yazarlık benim için yalnızca kitap yazmak değil; insanı anlamaya, özellikle kadınların, çocukların ve gençlerin dünyasına dokunmaya çalışmak demek.
İlk eserim Büyük Aşiretlerin Küçük Gelinleri’nde, dışarıdan bakıldığında güç, kalabalık ve zenginlikle anılan bir dünyanın içinde görünmeyen hayatlara dikkat çekmek istedim. Çünkü bazen bir evde her şey vardır ama insanın en çok ihtiyaç duyduğu sevgi, anlayış ve huzur eksik olabilir.
Kalemimde toplumsal meselelerin yanında maneviyatın da önemli bir yeri var. Bir insanın yalnızca yaşadıklarını değil, yaşadıklarının ruhunda bıraktığı izi de anlatmaya çalışıyorum. Ben kendimi büyük sözler söyleyen birinden çok; gördüğünü, hissettiğini ve sorguladığını samimiyetle yazmaya çalışan bir kadın ve bir yazar olarak tanımlıyorum.
2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlık benim için “Yazar olacağım.” diye verdiğim bir kararla başlamadı. Hayatın içinde gördüğüm, özellikle kadınların ve çocukların çoğu zaman dile getiremediği gerçekler zamanla içimde birikti. Bir gün bunları sadece düşünmek yerine yazmam gerektiğini hissettim. Büyük Aşiretlerin Küçük Gelinleri de böyle doğdu. Benim için kalem, anlatılmayanların sesi olmanın bir yolu oldu.
3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Aslında tek bir an değildi. Yıllar boyunca gördüğüm, yaşadığım ve içimde biriktirdiğim birçok şey vardı. Özellikle kadınların ve çocukların bazen kendi hayatları hakkında söz sahibi olamaması beni çok düşündürüyordu. Bir gün, “Bunlar sadece konuşulup unutulmamalı, yazılmalı.” dedim. Sanırım kalemi gerçekten elime aldığım an da buydu.
4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukluğumdan beri beni en çok etkileyen şey, hayatın kendisi ve insanların hikâyeleri oldu. Okuduklarımın yanında dinlediğim, gördüğüm ve yaşadığım hayatlar da benim için ayrı birer kitap gibiydi. Bugün yazarken de süslü ve ağır bir dil yerine, herkesin anlayabileceği samimi bir dil kullanmaya çalışıyorum. Çünkü benim için önemli olan güzel cümleler kurmaktan önce, okurun yüreğine ulaşabilmek.
5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Benim yazarlık yolculuğum aslında şiirle başladı. Duygularımı önce kısa dizelere döküyordum. Zamanla birkaç dizeye sığdıramadığım şeyler olduğunu fark ettim; anlatmak istediğim hikâyeler çoğaldı, karakterler oluşmaya başladı. Şiirle başlayan yolculuğum böylece kitaplara uzandı. Bugün geriye baktığımda, kalemimin ilk adımının şiir olduğunu söyleyebilirim.
6. Yazarken ilhamınızı en çok nereden alıyorsunuz?
Sanırım en büyük ilhamım içimdeki yalnızlık. Çünkü insan bazen kalabalıkların içinde bile yalnız kalabiliyor. Ben o yalnızlığı susturmak yerine yazıya dönüştürdüm. Söyleyemediklerimi önce şiirlere, sonra hikâyelere bıraktım. Zamanla yalnızlığım, kalemimin en güçlü taraflarından biri oldu.
7. Eserlerinizde okuyucuya vermek istediğiniz temel mesaj nedir?
Eserlerimde en çok maneviyatı önemsiyorum. Çünkü insanın yalnızca maddi olarak değil, ruhen de güçlü olması gerektiğine inanıyorum. Sevginin, merhametin, vicdanın ve inancın hayatımızdaki yerini hatırlatmak istiyorum. Okuyucum kitabımı kapattığında sadece bir hikâye okumuş değil, kendi hayatından ve değerlerinden de bir şeyler sorgulamış olsun istiyorum.
8. Büyük Aşiretlerin Küçük Gelinleri nasıl ortaya çıktı?
Büyük Aşiretlerin Küçük Gelinleri, dışarıdan güçlü ve kalabalık görünen hayatların içinde yaşananları anlatma isteğimden doğdu. Aşiret denildiğinde çoğu insanın aklına güç, zenginlik ve büyük aileler geliyor. Ben ise o kapıların ardında kalan kadınları, çocukları ve duyguları göstermek istedim. Çünkü bazen her şeyiniz vardır ama en çok ihtiyaç duyduğunuz şey eksiktir: huzur.
9. Yazarken sizi en çok zorlayan şey nedir?
Beni en çok zorlayan şey, evdeki sorumluluklarımın ağır olması. Bir yandan evin ve ailenin yükünü taşırken bir yandan yazmaya zaman ayırmaya çalışıyorum. Bazen herkes uyuduktan sonra kalemime dönebiliyorum. Bu yüzden yazmak benim için yalnızca üretmek değil, kendime ait küçücük bir zamanı da koruyabilmek demek.
10. Okurlarınızdan nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?
Okurlarımdan aldığım en güzel geri dönüş, “Bu kitapta kendimi buldum.” demeleri oluyor. Bazen hiç tanımadığım bir insanın yazdığım bir cümleden etkilendiğini görmek beni çok mutlu ediyor. O zaman yazdıklarımın yalnızca bana ait olmadığını, başka yüreklere de ulaştığını hissediyorum.
11. Üzerinde çalıştığınız yeni bir eser var mı?
Evet, şu anda Yüreğime Sıktım adlı yeni romanım üzerinde çalışıyorum. Bu eserimde özellikle gençlerin yanlış seçimlere nasıl sürüklenebildiğini, aileyi, eğitimi, bağımlılığı ve bir babanın evladıyla yaşadığı çok ağır bir sınavı ele alıyorum. Amacım yalnızca acı bir hikâye anlatmak değil; özellikle gençlere, bazen küçücük görünen bir yanlışın insanın bütün hayatını değiştirebileceğini göstermek.
12. Son olarak okurlarınıza ne söylemek istersiniz?
Okurlarıma şunu söylemek isterim: Hayat ne kadar yorarsa yorsun, insan kalbindeki iyiliği ve maneviyatını kaybetmesin. Birbirimizi yargılamadan önce anlamaya, kırmadan önce düşünmeye çalışalım. Çünkü bazen bir insana verebileceğimiz en büyük iyilik, onu gerçekten anlamaktır. Kitaplarım bir kişinin bile yüreğine dokunabiliyorsa, benim için kalemim amacına ulaşmış demektir.
Feride Soysal

