1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Alper Okçuoğlu. İletişim alanında eğitim almış, gazetecilik geçmişi bulunan ve şiirle kendini ifade etmeyi seven biriyim. Çukurova Üniversitesi İletişim Fakültesi İletişim Bilimleri Bölümü’nde lisans eğitimimi tamamladım; ardından Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı’nda yüksek lisans derecesi aldım. Şu anda yapay zekâdan yararlanarak erişilebilirlik çözümleri geliştiren bir firmada çalışıyorum. SMA Tip 2 kas hastalığım ve ASD kalp hastalığım nedeniyle yüzde 100 ortopedik engelli bir bireyim. İlk şiir kitabım, “Dar Sokakların Çocuklarıyız Biz”, benim için hem edebî bir başlangıç hem de içimde biriktirdiklerimi okurla paylaşmanın yolu oldu.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Yazarlığa dönüşümde tek bir olaydan çok, yıllar içinde içimde biriken yazma isteğinin yeniden güç kazanması etkili oldu. Lise yıllarımda şiir kitapları okuyor, kendim de şiir denemeleri yazıyordum. O dönemde yazdıklarımın büyük bölümünü zaman içinde kaybettim. Yıllar sonra şiir yazma arzum yeniden belirginleştiğinde bunu kendim için bir motivasyon kaynağına dönüştürdüm. Yazdıklarımı yalnızca defterlerde ya da bilgisayarımda bırakmak yerine bir kitapta toplama ve okurlarla buluşturma fikri, benim için önemli bir dönüm noktası oldu.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Hatırladığım kadarıyla bu, tek bir ana bağlı değildi. Lise döneminde şiir kitapları okumak bende kelimelere karşı özel bir merak uyandırdı. Okuduklarımdan etkilenerek kendi şiir denemelerimi yazmaya başladım. O yaşlarda yazdıklarımın bir gün kitaba dönüşeceğini düşünmüyordum; daha çok duygularımı ve aklımdan geçenleri kâğıda aktarıyordum. Aradan yıllar geçtikten sonra yeniden yazmaya başladığımda, aslında o ilk merakın içimde hâlâ yaşadığını fark ettim.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Lise yıllarında okuduğum şiir kitapları, şiirin yalnızca duyguları anlatmak değil; düşünceyi, gözlemi ve insanın yaşadıklarını kelimelerle yeniden kurmak olduğunu anlamama yardımcı oldu. Okumak, sözcüklerin farklı biçimlerde bir araya gelerek nasıl başka anlamlar kazanabildiğini görmemi sağladı. Bugün yazarken de yalnızca bir duyguyu anlatmaya değil, o duygunun arkasındaki yaşantıya ve düşünceye de yer vermeye çalışıyorum. Elbette üslubum hâlâ gelişiyor; okumayı ve yazmayı bu gelişimin birbirini tamamlayan iki parçası olarak görüyorum.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Benim için bu karar bir anda verilmiş bir karardan çok, yeniden canlanan bir isteğin adım adım somutlaşmasıydı. Lise döneminde şiir denemeleri yazmıştım ama zamanla bu yazıların çoğunu kaybettim ve şiir bir süre hayatımın arka planında kaldı. Daha sonra yeniden yazmaya başladığımda, bu uğraşın bana iyi geldiğini ve kendimi ifade etmem için bir alan açtığını gördüm. Şiirlerimi bir araya getirerek kitap yayımlama fikri de bu motivasyonun doğal bir sonucu oldu. Kitabın yayımlanmasıyla birlikte yazdıklarımı yalnızca kendime saklamak yerine okurun değerlendirmesine açmış oldum.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmanın tek bir formülü olduğunu düşünmüyorum. Bence okumak, gözlemlemek, insanı ve hayatı anlamaya çalışmak, yazdıklarını yeniden gözden geçirmek ve eleştiriye açık olmak bu yolculuğun önemli parçaları. Benim yolum da önce şiir okuyarak ve denemeler yazarak başladı; daha sonra yazma isteğimi yeniden besleyip şiirlerimi bir kitapta topladım. Kendimi tamamlanmış bir yazar olarak değil, öğrenmeye ve gelişmeye devam eden biri olarak görüyorum. Yazdıkça insanın hem kendisini hem de dünyayı daha dikkatli dinlemeyi öğrendiğine inanıyorum.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
Yayımlanan ilk kitabım, Ares Yayınları etiketiyle okurlarla buluşan “Dar Sokakların Çocuklarıyız Biz” adlı şiir kitabıdır. Kitap, lise yıllarından beri içimde taşıdığım şiir merakının yıllar sonra yeniden canlanmasıyla ortaya çıktı. Şimdilik okurla buluşan eserim bu şiir kitabı. Benim için kitabın yayımlanması, uzun süre içimde duran bir isteği somut bir esere dönüştürmek anlamına geliyor.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Şiirlerimi besleyen temel kaynaklar yaşam deneyimleri, insan ilişkileri, gözlemlerim ve zaman zaman kendi içime yönelttiğim sorular. Hayatın herkes tarafından aynı biçimde yaşanmadığını; kimi insanların hikâyelerinin daha az duyulduğunu düşünüyorum. Kendi deneyimlerim de bana ayrıntılara, gündelik hayatın içindeki duygulara ve insanların görünmeyen mücadelelerine dikkat etmeyi öğretti. Kitabımda kişisel duygularla daha geniş bir ortak yaşantı arasında bağ kurmaya çalışıyorum. Bir şiirin yalnızca şairine ait kalmaması, okurun da kendi hayatından bir iz bulabilmesi benim için önemli.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Benim kitabım bir şiir kitabı olduğu için roman ya da öyküdeki gibi baştan sona ilerleyen karakterler ve olay örgüleri üzerinden çalışmıyorum. Şiirde daha çok bir duygu, görüntü, düşünce ya da yaşantının bıraktığı izden hareket ediyorum. Yazmaya başladığımda aklımdaki duygu belirli olsa da şiirin son hâli her zaman ilk düşündüğüm biçimde ortaya çıkmayabiliyor. Kelimeler üzerinde çalıştıkça anlatmak istediğim şeyin yönü de netleşebiliyor. Bu nedenle yazma sürecinde kendime keşfetme payı bırakıyorum.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
İlhamı yalnızca büyük olaylarda aramıyorum. Bazen günlük hayatta karşılaştığım bir ayrıntı, bir insanın sözü, bir anı ya da uzun zamandır zihnimde dolaşan bir düşünce yazmaya başlamam için yeterli olabiliyor. Kendi deneyimlerim ve çevremde olup bitenleri gözlemlemek de şiirlerimin kaynakları arasında. Ayrıca şiir okumak, kelimelerle yeniden ilişki kurmamı sağlıyor. İlhamın her zaman kendiliğinden gelmesini beklemek yerine, okumaya ve düşünmeye devam etmenin de yazma isteğini canlı tuttuğuna inanıyorum.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Yazmak için kendime değişmez bir saat belirlediğimi söyleyemem. Bazen bir düşünce zihnimde belirginleştiğinde hemen yazmak istiyorum; bazen de o düşüncenin olgunlaşması için zamana ihtiyaç duyuyorum. Beni en çok motive eden şey, içimde kalan bir duyguyu veya düşünceyi kelimelere dökebilmek ve bunun zamanla bir esere dönüşebileceğini görmek. Şiir kitabımı yayımlamak da bu açıdan önemli bir motivasyon oldu. Yazdıklarımı somut bir kitapta görmek, lise yıllarından beri taşıdığım isteğin yeniden karşılık bulduğunu hissettirdi.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
“Dar Sokakların Çocuklarıyız Biz”i okurların, şiirlerde kendi hayatlarından veya çevrelerinde gördükleri insanlardan bir iz bulabilecekleri düşüncesiyle okumalarını isterim. Kitapta bireysel duyguların yanında insanın yaşadıklarıyla, çevresiyle ve toplumla kurduğu ilişkiye de yer açmaya çalışıyorum. SMA Tip 2 kas hastalığı ve ASD kalp hastalığıyla yaşamak, dünyaya ve gündelik hayata bakışımı elbette etkiledi; ancak kitabımı yalnızca engellilik deneyimi üzerinden değerlendirmek istemem. Benim için önemli olan, şiirlerin okurda bir duyguya, düşünceye ya da hatıraya kapı aralaması.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Kitabımda tek bir mesajı öne çıkarıp diğer bütün anlamları onun çevresinde toplamak istemiyorum. Şiirlerin okurda farklı karşılıklar bulabilmesini değerli görüyorum. Bununla birlikte, yaşamın içindeki mücadeleleri, insanın kendisiyle ve çevresiyle kurduğu ilişkiyi, görünmeyen hikâyeleri ve umudu şiirlerimin dünyasında önemli buluyorum. Kitabın adındaki “dar sokaklar” ifadesi de benim için yalnızca bir mekânı değil, hayatın insanı karşı karşıya bıraktığı daralmaları ve o alanların içinden çıkan hikâyeleri düşündürüyor. Daralan yolların içinde bile anlatılacak bir hayat, söylenecek bir söz bulunabileceğine inanıyorum.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Yazmanın zor yanlarından biri, zihnimdeki duygu ve düşünceleri tam olarak karşılayan kelimeleri bulmak. Bazen ne anlatmak istediğimi bilsem de bunu istediğim açıklıkta ifade edemeyebiliyorum. Bir diğer zorluk ise yazma isteğini zaman içinde canlı tutmak. Ben bu süreci kendime yeniden motivasyon sağlayarak ve yazmayı küçük bir deneme olmaktan çıkarıp kitap hazırlığına dönüştürerek aşmaya çalıştım. Engellilikle ilgili gündelik yaşamda karşılaşılan güçlükler de zaman ve enerji yönetimini etkileyebiliyor. Buna rağmen yazmayı kendimi ifade edebildiğim, kendi düşüncelerime alan açabildiğim bir uğraş olarak görüyorum.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Yazmakta zorlandığımda kendimi hemen bir şey üretmeye zorlamamaya çalışıyorum. Bazen okumaya dönmek, düşüncelerimi bir süre kendi hâline bırakmak veya başka şeylerle ilgilenmek iyi geliyor. Her yazının aynı hızla ortaya çıkmasını beklemek gerçekçi değil. Benim için önemli olan, yazma isteğim azaldığında bunun tamamen kaybolduğu sonucuna varmamak. Lise yıllarından sonra şiire yeniden dönmüş olmam da bunu gösteriyor: Bazen bir süre uzaklaşsak bile bizi besleyen bir uğraşa tekrar dönebiliriz.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Kitabımı okurlara ulaştırmak için sosyal medya üzerinden tanıtım yapmayı ve benimle iletişime geçen okurlarla doğrudan bağlantı kurmayı önemsiyorum. Kitabın yayımlanması benim için önemli bir adımdı; ancak bir eserin okura ulaşmasının da ayrı bir emek gerektirdiğinin farkındayım. Bu nedenle kitabın adını ve içeriğini farklı mecralarda duyurmaya, şiirlerimin arkasındaki düşünceyi anlatmaya çalışıyorum. Mesleki olarak iletişim ve dijital içerik alanlarında çalışmam da bir eserin doğru kişilere ulaşması için anlatımın ve erişilebilir iletişimin ne kadar önemli olduğunu görmemi sağlıyor.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Okur-yazar buluşmalarının, kitabın sayfaları arasında kurulan bağı yüz yüze iletişimle güçlendirdiğini düşünüyorum. Okurun bir şiiri nasıl yorumladığını, hangi satırda kendinden bir şey bulduğunu duymak yazara yeni bir bakış kazandırabilir. Yazar açısından bu buluşmalar, eserinin okurda nasıl karşılık bulduğunu anlamanın ve kendi anlatımını yeniden düşünmenin bir yolu. Okur açısından da bir kitabın arkasındaki insanı ve yazma sürecini tanımak, okuma deneyimini zenginleştirebilir. Bu tür etkinliklerde erişilebilirlik koşullarının da gözetilmesi gerektiğini düşünüyorum; herkesin etkinliğe eşit ve bağımsız biçimde katılabilmesi önemli.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Şu anda yeni bir kitabı tamamladığımı ya da kesinleşmiş bir yayın takvimim olduğunu söyleyemem. Ancak şiirle ilişkimi sürdürmek ve yeni yazılar üretmek istiyorum. İlk kitabımın yayımlanması, yazma yolculuğunun bitişi değil, benim için yeni bir başlangıç oldu. İlerleyen dönemde farklı temaları ve anlatım biçimlerini denemeye, şiirlerimi geliştirmeye açığım. Aynı zamanda erişilebilirlik ve iletişim alanındaki mesleki deneyimimin de düşünce dünyamı beslemeye devam edeceğini düşünüyorum.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
Okurlardan gelen geri bildirimler, yazdıklarımın yalnızca benim iç dünyamda kalmadığını hissettirdiği için değerli. Beni en çok etkileyen şey, bir okurun şiirde kendi duygusundan, yaşantısından ya da düşüncesinden bir parça bulabilmesi olur. Henüz her geri bildirimi ayrıntılı biçimde aktarabileceğim bir birikimim olduğunu söyleyemem; bu yüzden belirli bir okur yorumunu yaşanmış bir örnekmiş gibi anlatmak istemem. Yine de bir kitabın okurla buluşmasının en güzel taraflarından birinin, yazarın hiç tanımadığı insanlarla kelimeler aracılığıyla bağ kurabilmesi olduğuna inanıyorum.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Yazmaya yeni başlayanlara öncelikle okumaktan ve denemekten vazgeçmemelerini öneririm. İlk yazdıklarının kusursuz olmasını beklemesinler; yazmak da zamanla gelişen bir beceri. Yazdıklarını saklamaları, tekrar okumaları ve gerektiğinde yeniden düzenlemeleri önemli. Ben lise yıllarında yazdığım şiirlerin çoğunu zamanla kaybettim; bu nedenle bugün yazdıklarını düzenli biçimde saklamalarını da özellikle tavsiye ederim. Herkesin yazma yolculuğu farklı ilerliyor. Başkalarının hızını ölçü almak yerine kendi seslerini bulmaya çalışsınlar. En önemlisi, yazma isteğini küçümsemeden ona zaman ve emek ayırsınlar.

