FATMA YILDIZ:BAŞKASINA GELİNCE KOLAY

Başkasına Gelince Kolay

Başkalarının hayatı hakkında konuşmak kolaydır. Bir davranışın neden yanlış olduğunu açıklamak, bir kararın nasıl alınması gerektiğini söylemek, hatta hiç yaşamadığımız bir durum için çözüm üretmek… Uzaktan bakıldığında her şeyin bir doğrusu, her sorunun bir cevabı vardır. Ne var ki aynı durum kendi hayatımızda karşımıza çıktığında, daha önce kesin hükümlerle değerlendirdiğimiz meseleler birden karmaşıklaşır.

Çünkü insan, başkasının davranışına bakarken gördükleriyle yetinir; kendisininkini değerlendirirken yaşadıklarını, niyetlerini ve koşullarını da hesaba katar. Bir başkasının hatasını kolayca eleştirirken kendi hatasını açıklamak için pek çok neden bulabilir. Böylece farkında olmadan kendimize tanıdığımız anlayışı başkalarından esirgeriz.

Bu çelişki, her zaman kötü niyetten kaynaklanmaz. Bazen kendi bakış açımızın sınırlılığını fark etmeyiz. Bazen de alıştığımız doğruları herkes için geçerli sayarız. Bir konuda fikir sahibi olmayı, o konunun bütün yönlerini bilmekle karıştırırız. Oysa bir davranışın sonucunu görmek, arkasındaki nedenleri anlamaya yetmez. Dışarıdan kolay görünen bir kararın ardında, bizim bilmediğimiz koşullar ve mücadeleler bulunabilir.

Elbette yanlış gördüğümüz bir davranışı eleştirebilir, düşüncelerimizi paylaşabilir, gerektiğinde yol gösterebiliriz. Ancak eleştiri, anlamaya çalışmanın önüne geçtiğinde başka bir şeye dönüşür. Kendi düşüncemizi tek doğru kabul eder, karşımızdakini dinlemek yerine ona nasıl davranması gerektiğini anlatmaya başlarız. Böylece amacımız gerçeği anlamak değil, haklı çıkmak olur.

Oysa insanın kendini sorgulaması, başkalarının her davranışını onaylaması demek değildir. Asıl mesele, başkalarına uyguladığımız ölçüleri kendimiz için de geçerli sayabilmektir. Bir davranışı yanlış buluyorsak, benzer bir durumda kendimizin nasıl davranacağını düşünmek; başkasından beklediğimiz sorumluluğu kendi hayatımızda da üstlenmek gerekir.

Belki de olgunluk, her konuda söyleyecek bir söz bulmak değil, ne zaman durup düşünmek gerektiğini bilmektir. Her şeyi bilmediğimizi, her koşulu değerlendiremediğimizi ve zaman zaman yanılabileceğimizi kabul etmek, düşüncelerimizi zayıflatmaz. Aksine, onları daha adil bir zemine taşır.

Başkalarının hayatına dair hükümler vermeden önce kendimize yönelteceğimiz tek bir soru bile bakışımızı değiştirebilir: Aynı durum benim başıma gelseydi, kendimi yine bu kadar kolay yargılar mıydım?

Çünkü insanın kendisi için bulduğu gerekçelerle başkaları hakkında verdiği hükümler arasındaki mesafe, çoğu zaman kendiyle ne kadar yüzleşebildiğini gösterir

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir