RÖPORTAJ:NEBAHAT DURAN KOCATÜRK

1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Nebahat Duran KOCATÜRK. 20 Ekim 1979 tarihinde Gümüşhane’de doğdum. İlkokul ve ortaokul öğrenimimi Giresun’un Tirebolu ilçesinde tamamladım. Beşikdüzü Anadolu Öğretmen Lisesi’nden mezun olduktan sonra Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nü bitirdim.

14 Ekim 2002 tarihinde Türkçe öğretmeni olarak göreve başladım ve meslek hayatıma halen Samsun’un İlkadım ilçesinde bulunan Yunus Emre Ortaokulu’nda devam ediyorum.

Evliyim ve iki erkek çocuğu annesiyim. Mesleğimi ve öğrencilerimi çok seviyorum. Bunun yanı sıra kitap okumak, şiir ve hikâye yazmak, seyahat etmek ve fotoğraf çekmek en büyük tutkularımdır.

2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

  Yazarlığa adım atmamdaki en önemli kırılma noktası, çocukluğumdan beri içimde biriken hayal gücünün ve yıllarca kendi kendime yaptığım yazma çalışmalarının gün yüzüne çıkması oldu. Bu yolculuğumun dönüm noktası ise 17 Şubat 2024 tarihinde, Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen Hasan Ali Yücel Öykü Yarışması’nda Türkiye ikincisi olmamdı. Bu başarı, yazmaya olan inancımı güçlendirdi ve eserlerimi okuyucularla buluşturma cesareti verdi. Hikâye yazmak benim için düşüncelerimi ve duygularımı ifade etmenin en özel yollarından biri. Eserlerimde yaşamın farklı renklerini ve insan ilişkilerinin derinliklerini yansıtmayı amaçlıyorum.

3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

İlk kez kalemi elime almama vesile olan an, ilkokul 4. sınıfta yaşandı. Yaşadığım ilçenin halk kütüphanesinde bir yıl içinde en çok kitap okuyan öğrenci seçildim. Ödül olarak Ziya Osman Saba’nın bir şiir kitabını kazandım. O kitabı okumaya başladıktan sonra kendi şiirlerimi karalamaya başladım. Yazma serüvenimin ilk adımları da böylece atılmış oldu.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Çocukken çok okuyan biriydim. Bunun bugünkü yazım dilime ve üslubuma önemli katkıları olduğunu düşünüyorum. Özellikle hayal gücümü besledi ve gözlem yeteneğimi geliştirdi. Okudukça çevremdeki insanlara, olaylara ve doğaya daha farklı bir gözle bakmayı öğrendim. Her şeyde bir güzellik ve farkındalık aramaya başladım; bu bakış açısı da zamanla yazılarıma yansıdı.

5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Daha önce de paylaştığım gibi, aldığım ödül ve yazdığım ilk çocuk romanının çocuklar tarafından çok sevilmesi, hayallerime giden yolu açtı. Bu deneyimler, yazarlık yolunda ilerleme kararı almamı sağladı. Yazdıkça okuyucularıma ilham verebileceğimi bilmek ise beni en çok mutlu eden ve yazmaya teşvik eden duygu.

6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Bence bu, tek bir doğru cevabı olmayan zor bir soru. Bana göre iyi bir yazar, yalnızca kalbe değil; akla ve düşüncelere de dokunabilmelidir. Elbette yazarken içimizden gelenleri kaleme alıyoruz. Ancak önemli olan, yazdıklarımızın okuyucuya ulaşması ve onda bir iz bırakabilmesidir. Bu nedenle bir yazarın okuyucusuyla güçlü bir bağ kurabilmesi gerektiğine inanıyorum.

7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir

 Yazarlık yolculuğumda ilk olarak şiirlerim çeşitli platformlarda yayımlandı. Ardından, Bursa Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen Hasan Ali Yücel Öykü Yarışması’nda Türkiye ikinciliği kazanan öyküm, yarışma için hazırlanan seçkide yer aldı. İlk kitabım ise çocuklara yönelik distopik macera romanı Hazine Kardeşliği oldu. 2026 yılının ilk günlerinde yayımlanan eserim, küçük ve büyük tüm okurlarımla buluştu.

8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Şiirlerimde daha çok duygular ön plandayken, hikâyelerimde toplumsal ve gerçekçi konulara yer veriyorum. Çocuk kitaplarımda ise hayal gücü ve macera ağırlıklı bir anlatımı tercih ediyorum. Aslında bu konuları bilinçli olarak seçmiyorum. İçimden ne geliyorsa onu yazıyorum; kalemim, duygu ve düşüncelerime doğal bir şekilde yön veriyor.

9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu? 

Hikâyeyi yazmaya başlamadan önce pek çok ayrıntıyı gözden geçiririm. Karakterlerimin  yolculuğunu da büyük ölçüde planlıyorum. Ancak hikâyenin sonunda okurlarımın hayal gücüne yer bırakmayı seviyorum. Örneğin Hazine Kardeşliği kitabımda çocuklar gerçek hazineye ulaşıyor; fakat onu nasıl koruyacakları ve dünyalarını nasıl daha güzel bir hâle getirecekleri gibi soruların cevabını bilinçli olarak okurlarıma bıraktım. Ben hazineye giden yolu, o yolculuktaki mücadeleyi, dostluğu ve başarıya ulaşmayı anlattım. Devamını ise çocukların hayal gücüne emanet ettim. Bu yüzden sevgili küçük okurlarım kitabın ikincisini istediklerinde onlara gülümseyerek, “Benim anlatacaklarım burada bitti, şimdi sıra sizde.” diyorum.

10-Size ilham veren şeyler nelerdir?

Bu soruya ben de klasik bir cevap vereceğim: Hayat. Çünkü görebilen için hayatın her anı, her ayrıntısı bir hikâye saklar. İnsanları, duyguları ve doğayı farklı bakış açılarıyla gözlemlemeyi seviyorum. Bazen evladını kaybetmiş bir annenin yıllara yayılan sessiz acısı, bazen ailesine yeterince değer vermemiş bir babanın mezar başındaki pişmanlığı ilham oluyor bana. Kimi zaman köyünden çıkıp yatılı okulda okuyarak öğretmen olmayı başaran bir kız çocuğunun azmi, kimi zaman da solan bir yaprak, açan bir çiçek, yağan kar ya da yağmur…

Hayatın döngüsü içinde saklı olan gerçekliği ve umudu yakalamaya çalışıyorum. Yazdığım her satırın, özellikle çocukların hayal dünyasına dokunmasını, onlara iyiliği, umudu ve daha güzel bir dünyanın mümkün olduğunu hissettirmesini istiyorum. Çocuklar kitaplarımı okurken eğlensinler istiyorum.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

En çok, yalnız kalıp kalbimi ve hayallerimi dinleyebildiğim zamanlarda üretken oluyorum. Sessizlik, düşüncelerimi toparlamamı ve iç sesimi daha iyi duymamı sağlıyor. Yazacak, anlatacak ve paylaşacak daha çok hikâyem olduğunu bilmek ise beni en çok motive eden şey. Her yeni hikâyenin bir insanın kalbine dokunabileceğine inanım var. Bir de Hazine Kardeşliği kitabımın çocuklar tarafından çok sevilmesi doğru yolda olduğu gösteren motivasyon  kaynağım.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Hazine Kardeşliği özelinde konuşacak olursam, öncelikle sürükleyici macerasıyla çocukların ilgisini canlı tutan bir kitap. Ancak bu maceranın içinde birlik, beraberlik, dostluk, aile, doğa sevgisi ve çevre bilinci gibi birçok değer de yer alıyor. Kitabımı farklı kılan yönlerden biri ise, çocuk romanının içinde şiir, masal ve fabl gibi farklı edebî türlere de yer vermiş olmam. Böylece çocuklar bu türlerle doğal bir akış içinde karşılaşıyor ve farkına varmadan onları yeniden keşfediyor. Hayal gücünü seven, maceradan hoşlanan ve okurken hem eğlenmek hem de düşünmek isteyen tüm çocukların Hazine Kardeşliğini keyifle okuyacağına inanıyorum.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Öykülerimde hayatı ve hayatın gerçeklerini kaleme almayı, insan yaşamını gerçekçi bir bakış açısıyla anlatmayı seviyorum. Bu nedenle öykülerimde vermek istediğim temel mesaj, “Hayat herkes için aynıdır.” düşüncesidir.

Çocuk kitaplarımda ise gerçekçilikten ziyade; distopik bir evren, zengin bir hayal gücü ve sürükleyici bir macera etrafında şekillenen hikâyeler oluşturmayı tercih ediyorum. Bu eserlerimde dostluk, kardeşlik, dayanışma ve doğa sevgisi gibi değerleri ön plana çıkarıyorum.

14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Çok keyifli olan yazma serüvenimin en zor yanı, yazmaya ve okumaya istediğim kadar zaman ayıramamak. Hayatın yoğun temposu ve günlük koşuşturmacalar arasında sıkışıp kalan büyük bir yazma aşkı taşıyorum. Ancak ne yazık ki bu sevdiğim işe yeterince zaman ayıramıyorum.

Bu zorluğun üstesinden gelebilmek için bazı işlerimi erteleyip önceliklerimi yeniden düzenliyor, yazmaya ve okumaya daha fazla vakit ayırmaya çalışıyorum. Çünkü yazmak benim için yalnızca bir uğraş değil; hayatın yoğunluğu içinde kendime açtığım, vazgeçemediğim özel bir alan.

15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Yolun henüz başında olduğum ve yazdıklarımı yeni yeni okuyucularla buluşturan bir yazar olduğum için şu ana kadar herhangi bir yazma tıkanıklığı yaşamadım. Zaman ne gösterir, elbette bilinmez. Ancak içimde yıllar boyunca biriktirdiğim o kadar çok hikâye var ki… Her biri su yüzüne çıkmak ve kendi sırasını bekliyor.

16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. 25 yıllık bir Türkçe öğretmeni olarak kendimi insanlara tanıtmakta çok zorlanmıyorum. Fakat bunun gereklerinden en önemlisinin sosyal medyanın aktif kullanımı olduğunu gördüm. Ben de bu konuda kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Yazar kulüplerinde yer alıyor, imza günlerine ve kitap fuarlarına katılıyorum. Ancak benim için okullarda yaptığım imza ve söyleşi günleri çok daha kıymetli. Okurlarımla, özellikle öğrencilerle kitabım hakkında sohbet etmek benim için en keyifli olanı.

17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Bir okur gözünden değerlendirmek gerekirse severek okuduğum bir kitabın yazarıyla tanışma fırsatı yakaladığım her an benim için çok kıymetlidir. Bu güzel anlar çoğunlukla kitap fuarlarında gerçekleşiyor.

Yazar olarak baktığımda ise okuduğu kitabın yazarını kitap fuarında arayan, bulan ve bekleyen okurlar; bana “Evet, doğru yoldayım.” gururunu ve yazma azmini veriyor.

18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

 Üzerinde çalıştığım bir çocuk romanı, bir öykü ve GETEM için seslendirdiğim bir çocuk kitabı projem var. Bunun yanı sıra şiir yazıyor ve şiirlerimi seslendiriyorum. Keşfetmek istediğim yeni alanlardan biri ise seslendirme sanatını profesyonel olarak yapmak. Ayrıca editörlük kursları alarak kendimi bu alanda geliştirmek ve eserlerimi farklı bir gözle değerlendirebilmek istiyorum.

19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Çocuk okurlarımın kitabımı çok sevdiklerini anlatan mesajları ve paylaşımları beni çok mutlu ediyor. Hatta kitabımın devamını yazmamı bekliyorlar. Çocukların ailelerinden gelen geri dönüşler de benim için çok kıymetli.

“Hocam, çocuğum kitap okumayı sevmiyor ama sizin kitabınızı elinden hiç bırakmadı.”

 Böyle bir cümleyi duymak, bir yazar için tarifsiz bir mutluluk. Ne mutlu bana…

20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Tek bir cümle: “Evet, bu yol çok yorucu ama asla vazgeçme!”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir