BANU AŞAR:PAZEN GECELİKLİ KADIN

PAZEN GECELİKLİ KADIN

                Kadın ayağa kalktı.Şöyle bir etrafına baktı.Abajur hafif sarı ışık verirken ev ne kadar da huzurlu görünüyordu.Burnuna geceliğinin mis gibi kokan sabun kokusu geldi.Bu koku belki özgürlüğünün kokusuydu,belki değil,kim bilir…

                Etrafa baktı yine. Eşyalar ,duvardaki resimler, vitrindeki objeler. Tek tek dokundu hepsine. Sarı ışık, sabun kokusu ve huzur kokan eviyle ne kadar mutluydu.Peki,gerçekten mutlu muydu?

                Köşede duran antika koltuğuna oturdu.Dizlerini altına aldı.Arkasına yaslandı.Kafasının içi ne kadar da gürültülüydü.Ödenecek faturalar,alınacaklar,verilecekler,gidilecekler,gidilmeyecekler,istense de gidilemeyecekler.Allah’ım sesten kimin ne dediğini duymuyordu yine kadın.Kendi sesini duymaktan o kadar uzun zamandır kaçıyordu ki.İçinden geçen sesler onu rahatsız edince bir kabustan uyanır gibi doğruldu antika koltuğunda.O sırada gözü elindeki dövmesinde gezindi.Dövmeyi yaptırdığı günü hatırladı.Çocukça bir heyecan ,hayaller,yürek çarpıntıları.

Ama bu değildi belli ki içinde ki.Özgür kadından ayrılışının korku dolu telaşıyla “Bir daha dövme yaptıramam.”hissiyle alelacele yaptırılmış bir dövmeydi bu.O güne gitti kalbi.Elini dövmesinin üzerinde üzerinde gezdirdi.Bir isyan çığlığıydı aslında o gün yaşananlar ama sesini kimse duymadı.Bu gün ki kadın ,hani şu pazen geceliği sabun kokan.

Dövmeden önceki bir de.Ne oldu ha,ne oldu?Aradan neler geçti.Ne kadar zaman geçti.Bir ömürdü belki yaşanan,ya da koca bir hiçsizlik zamanı.Dövmeli kadın yok artık öldü o.Öldürdüler onu.Hep beraber.Çığlıklar içinde öldü.Özgürlüğüne vurulan sessiz bir prangayla tutup yakaladılar onu beyaz bulutlarından.Sonra da öldürdüler.Hep beraber.Yıllar sonra aynı gökyüzüne,aynı beyaz bulutların kucağına doğdu pazen gecelikli kadın.Acıların içinden ,sessizce bağıra bağıra.Sabun kokusuyla doğdu pazen kumaşın içine.Hayır,hayır ,hayır dedi kadın.

Hayır “Bunları ben yaşamış olamam.Öldüm ben.Öldüm ve bitti.”Odada ki huzur yerini gri bir kedere terkederken yerinden kalktı kadın.Ardında mis gibi bir sabun kokusu kaldı.Mutfağa gitti.Dolaptan bir kadeh aldı.En sevdiği Merlot şarabından koydu kadehine.Yanında eşlikçisi,yaban mersinli sigarası.Son günlerde çok fazla şarap içiyordu.Neredeyse her akşam.Bir kadeh şarap,bir sigara,abajurun sarı ışığı,sabun kokusu,pazen gecelik.Şu an olmak istediği kadın buydu.Ya da olmadığı ama oymuş gibi davrandığı olamamış kadın.Işığın rengini değiştirdi.

Evet ışığın rengi değişiyordu.Tıpkı onun değiştiği gibi.Bu ışığı oğluyla birlikte almışlardı.Mor renk olmasını istedi.Elinde şarabıyla,abajurun kumandasını diğer eline aldı ve düğmeye bastı.Son zamanlarda hep mordu her yer ve her şey.Elbiseleri,ayakkabıları,evindeki yalnızlık ışığı.Çok değiştim dedi kadın.Ama içindeki mi,dışındaki mi bilemedi.

Eskiden böyle değildi.Yine mor severdi.Ama yalnızlıkta ki moru değil.Yıllar önce bekarken yaşadığı evinin tüllerini mor yapmıştı.Evinin ismini,duvarlarını hafif mora çalan ortanca rengi boyattığı için “Masal Evim “koymamış mıydı?Neler yaşamıştı bu beden o evde.Ayrılıklar,kavuşmalar,yanlış anlaşılmalar,doğru anlaşılmalar,duyulmayan çığlıklar,duyulan çığlıklar,ölü taklitleri,alkışlar,şiddet hem de her türlüsü…

Artık aynı kadın olması mümkün değildi.O yaşanan her gün,her an,her olay her saniye ondan neler götürmüştü.Neler eklemişti bu küçük kadın bedenine.Şöyle bir düşündü:”Eskiden olduğun kadın olmak ister misin?diye sordu kendine.

Tereddütsüz”HAYIR” diye bağırdı kadın mor ışıklı odaya sessizce. Tüm odaya sabun kokusu yayıldı nefesinden. Kocaman bir yudum aldı şarabından. Ve kocaman bir nefes çekti yaban mersinli sigarasından. Yaban mersini de koyu mor ”değil miydi? Dedi birden gülümseyerek .Düşündü .Antika koltuğunun arkasına yaslandı ve düşündü. Ne çok seviyordu bu antika koltuğunu. Kim bilir kimler oturmuştu bu koltukta. Neler konuşulmuştu. Neler yaşanmıştı. Ne kahkahalar atılmıştı. Ne gözyaşları dökülmüştü. Elini koltuğun hala orijinal olan ipek kadife kumaşına koydu. Yeni doğmuş bir bebeği sever gibi sevdi koltuğu. Antikacı Aram Ahparik ,1800’lü yılların sonunda Ermeni bir usta tarafından yapılmış demişti ona. İçi ürperdi.1800’lü yıllar .Neredeyse 200 yıl olmuştu bu koltuk yapılalı. Nerelerdeydin kimbilir,hangi evleri süsledin ?Belki de hep Kurtuluş son durakta ki Madam Tasula’nın evindeydi.Ordan almıştı Aram koltuğu Madam ölünce. Koltuğum benim evimde olmaktan mutlu muydu ?Derin bir nefes aldı ,bir yudum şarap içti, bir nefes yaban mersinli sigara sonra da.”Neden?”dedi kadın.Neden ,hem istediklerimi yapıp hem de çok mutlu olup,yorgun,bitkin,huzurlu ama bir şeyler eksik gibiyim.

Yerinden kalktı.Koridor çok karanlıktı.Ses yapmadan koridoru geçti.Duvara yaslanmış duran antika sandığına dokundu.Üzerinde ki mavi kaneviçeli örtüyü ne kadar sevdiğini düşündü.Koridor çok uzundu.Sonunda hafif bir ışık belirdi.Işığa doğru yürüdü.Birden her yer tarçın gibi koktu.Tatlı ve sıcak.Odaya girdi.Eğildi.Kokladı.Öptü.Kontrol etti.Üzerini örttü.Ve çıktı odadan.”İşte” dedi kadın.Benim tüm çırpınışlarıma rağmen huzurum tarçın kokusu .Gülümsedi.Her yer sıcacık ve tatlı tarçın kokuyordu.

                Mutfağa gitti.Şarabını tazeledi.Biraz dışarıyı izledi penecereden.Deniz ne güzel görünüyordu.Koyu lacivert.Sanki üstüne altın tozu dökülmüştü.Biraz araladı camı.Derin derin çekti içine denizin ve gecenin kokusunu.Şarap çok iyi gelmişti .Kaslarının gevşediğini hissetti.Sanki kafasının içinde ki sesler biraz susmuştu.Ya da sarhoş olmuştu.Beyninde o şarkı çalıyordu.”Anything for love”Ne kadar seviyordu bu şarkıyı.Mırıldanmaya başladı.Kendi kendine dans ederek ,sessizce bağırarak söyledi şarkıyı elinde kadehiyle.Bir yudum şarap içti.Durdu.Yeni bir sigara yaktı.Derin bir nefes çekti sigarasından.Denizin ve gecenin kokusu karışmıştı sigaranın dumanına.Hepsini derin derin içine çekti.

                Günlerdir evden çıkmamıştı.Son zamanlarda televizyonu hiç açmıyordu.Akşamları şarap içiyor,kitap okuyor,düşünüyor ve erkenden yatıyordu.Rutin nimettir ,sözü geldi aklına.Denizi seyretmeye başladı.Eski günleri geldi aklına.O bardan diğerine , konserden çıkıp tiyatroya koşturduğu günler geçti gözünün önünden sanki.İçerden bir ses geldi.Onun sesiydi.Elindeki kadehi aceleyle tezgahın üzerine bıraktı.Sigarasını söndürdü kadehin içinde .Hızlıca sildi elini yüzünü kolonyalı kebabçı mendiliyle.Ağzına bir karanfil attı hemen.Hızlıca ama sessizce sese doğru gitti.Odaya girdi.Yüzüne sıcak, tatlı ,tarçın kokusu çarptı birden. Kokladı odayı.Bir daha kokladı.Sonra ona yaklaştı.Öptü.Sevdi.Seyretti bir süre.Sonra mutfağa geri döndü.Tekrar bir sigara yaktı.

Aceleyle tükürdü ağzındaki çiğnenmiş karanfili.Temiz bir kadeh aldı dolaptan.Şarap doldurdu kadehine.Camı iyice açtı.Sonuna kadar.Kocaman bir yudum aldı şarabından.Karanlığa doğru avaz avaz bağırdı içinden.”Hoş çakal iki gözüm ,hoşça kal”Beyninde “Anything for love”yankılanırken sessizce ,bağıra bağıra ağlamaya başladı kadın elinde kadehi ve sigarasıyla.Denizin ve gecenin kokusu gözyaşlarına karıştı bu kez.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir