RÖPORTAJ:SEVDA ANLI

1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Sevda Anlı.  Muhasebe öğretmeniyim ve aynı zamanda akademik çalışmalarını sürdüren bir yazarım. Dokuz Eylül Üniversitesi yüksek lisans mezunuyum. Eğitim hayatım boyunca farklı alanlarda kendimi geliştirmeye, çeşitli eğitim, sertifika, kongre ve konferanslarla bilgi birikimimi zenginleştirmeye önem verdim.

Mesleki çalışmalarımın yanı sıra akademik yazılar kaleme alıyor; şiir, öykü ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler üretiyorum. Yazmak benim için yalnızca bir uğraş değil; insanın kendisine, duygularına ve hayata dokunma biçimi.

İlk şiir kitabım “Kalbim Senden Vazgeçmeyi Kabul Etmiyor – Kalbine Dönenlere Yazılmış Şiirler”, benim için bu yolculuğun çok özel bir durağı oldu. Bundan sonraki amacım ise farklı türlerde eserler üretmeye ve okurlarımla daha güçlü bir bağ kurmaya devam etmek.

2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Aslında benim için yazarlığa giden yol tek bir günde başlamadı. İçimde uzun zamandır biriken duyguların, gözlemlerin ve anlatma isteğinin zamanla kâğıda dönüşmesiyle başladı.

Bir noktadan sonra yalnızca yazmak değil, yazdıklarımı paylaşmak ve bir başkasının kalbine dokunabilmek istedim. “Benim hissettiğim bir duygu, başka birinin de yarasına dokunabilir mi?” sorusu benim için önemli bir kırılma noktası oldu.

3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Benim için yazmak, tek bir özel andan çok, zaman içerisinde oluşan bir ihtiyaçtı. İnsan bazen söyleyemediği şeyleri kâğıda daha rahat anlatabiliyor.

Kalem benim için zamanla bir anlatım aracından çok, içimde birikenleri anlamlandırdığım bir yol arkadaşı hâline geldi.

4. Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okumak, yazarlığın en önemli besleyicilerinden biri. Okudukça kelimelerin yalnızca anlam taşımadığını; bazen bir duygu, bir hatıra, hatta bir insanın hayatından bir parça taşıyabildiğini fark ettim.

Bugün yazarken sade ve anlaşılır bir dil kullanmaya özellikle dikkat ediyorum. Çünkü benim için edebiyat, okuyucuyu uzaklaştıran değil, ona yaklaşan bir dil kurmalı.

5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?


Hayatın kendisi benim en büyük öğretmenlerimden biri oldu. İnsanları gözlemlemek, farklı hayatlara tanıklık etmek, sevinçleri ve kırgınlıkları görmek bana anlatacak çok şey olduğunu hissettirdi.

Özellikle insanın kendi içinde yaşadığı sessiz mücadeleler beni çok etkiliyor. Bir insanın söyleyemediği bir cümleyi onun adına yazabilmek, benim için yazarlığın en anlamlı taraflarından biri.

6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

Bence iyi bir yazar olmanın ilk şartı iyi bir gözlemci ve iyi bir dinleyici olmak. İnsanları, hayatı ve kendi iç dünyamızı anlamadan güçlü metinler oluşturmanın zor olduğuna inanıyorum.

Ben bu süreçte sürekli öğrenmeye, okumaya, araştırmaya ve farklı alanlarda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Yazdığım her metne de “Bunu daha iyi nasıl anlatabilirim?” sorusuyla yeniden bakıyorum.

7. Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk şiir kitabım “Kalbim Senden Vazgeçmeyi Kabul Etmiyor – Kalbine Dönenlere Yazılmış Şiirler.”

48 şiirden oluşuyor ve okuru sevginin, ayrılığın, bekleyişin, kırgınlığın ardından yeniden kendine dönme yolculuğuna çıkarıyor.

Bunun yanında çocuk edebiyatı alanında “Uğur ve Minik Panda” serisi üzerinde çalışıyorum. 10 seri olarak planladığım çocuk öykü kitabımızın ilk serisi “Bambu Ormanının Sırrı” yayımlandı. Ayrıca Kadınlarımızın hayatlarına dokunan bir kolektif, bir de derleme öykü kitabı üzerinde ve birden fazla roman çalışmalarım da devam ediyor.

Benim için her tür, insanın başka bir duygusuna ulaşmanın farklı bir yolu.

8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

İnsanın kendisi.

Sevgi, kaybetmek, beklemek, kırılmak, yeniden başlamak, çocukların dünyası, aile ilişkileri ve insanın kendisiyle yaptığı mücadeleler beni çok etkiliyor.

Bazen bir insanın söylediği tek bir cümle, bazen bir bakış, bazen de uzun bir sessizlik bir hikâyenin başlangıcı olabiliyor.

9. Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz?

Özellikle öykü ve roman yazarken bir başlangıç ve genel bir yol haritam oluyor. Fakat yazmaya başladığımda karakterlerin bana sürpriz yaptığı çok oluyor.

Bazen başlangıçta düşündüğüm bir karakter, hikâyenin ilerleyen bölümlerinde bambaşka bir yöne gidiyor. Bence bunun güzel bir tarafı var. Çünkü karakter gerçekten yaşamaya başladığında, yazar da onunla birlikte yolculuk ediyor.

10. Size ilham veren şeyler nelerdir?

İnsanlar, hayat, doğa, sessizlik, müzik, hatıralar ve söylenmemiş cümleler…

Ama en büyük ilham kaynağım insanın duyguları. Çünkü insanın içinde anlatılmayı bekleyen çok büyük bir dünya olduğuna inanıyorum.

11. En çok hangi dönemlerde üretkensiniz ve sizi en çok motive eden şey nedir?

Günün sessizleştiği zamanlarda kendimi yazmaya daha yakın hissediyorum. Ancak benim için üretkenlik yalnızca belirli bir saate bağlı değil; zihnimde bir fikir oluştuğunda onu mutlaka not alıyorum.

Beni en çok motive eden şey ise bir okuyucunun “Bu cümle tam beni anlattı.” demesi. Yazdığım bir metnin başka bir insanın kalbine ulaşması, yazmaya devam etmem için en büyük motivasyon.

12. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Çünkü bu kitap yalnızca bir aşk hikâyesini anlatmıyor.

“Kalbim Senden Vazgeçmeyi Kabul Etmiyor”, seven, bekleyen, kırılan, kaybeden ve sonunda yeniden kendine dönmeye çalışan herkes için yazıldı.

Belki bir şiirde kendi hikâyenizi, belki yıllardır söyleyemediğiniz bir cümleyi, belki de kendinizden unuttuğunuz bir parçayı bulacaksınız.

13. Kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

En temel mesajım şu:

İnsan bazen bir başkasını kaybederken aslında kendisini de kaybedebiliyor. Ama insanın kendisine yeniden dönmesi, her zaman mümkün.

Sevgi çok kıymetli; ancak insanın kendisini sevmesi ve kendi değerini unutmaması da en az sevgi kadar önemli.

14. Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir?

Yazmanın en zor taraflarından biri, insanın kendi duygularıyla yüzleşmek zorunda kalması.

Bazı metinleri yazarken yalnızca bir hikâye anlatmıyorsunuz; kendi içinizdeki bir yere de dokunuyorsunuz. Fakat bir süre sonra bunun aynı zamanda iyileştirici bir tarafı olduğunu fark ediyorsunuz.

15. Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda ne yapıyorsunuz?

Kendimi zorlamıyorum. Bazen kalemi bırakıp hayatın içine dönmek gerekiyor.

Bir yürüyüş, müzik dinlemek, insanları gözlemlemek ya da sadece sessiz kalmak yeniden yazma isteğini getiriyor. Çünkü bazen hikâye kâğıtta değil, hayatın içinde bekliyor.

16. Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Sosyal medyayı aktif olarak kullanıyorum. Kitaplarımın tanıtımını yaparken yalnızca satış odaklı bir yaklaşım yerine, okuyucuyla doğrudan iletişim kurmayı önemsiyorum.

İmza günleri, okur buluşmaları, söyleşiler, kitap fuarları ve edebiyat etkinliklerinin de yazar-okur bağını güçlendirdiğine inanıyorum. Amacım eserlerimi daha fazla okuyucuya ulaştırırken samimi ve kalıcı bir okur çevresi oluşturmak.

17. Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir?

Bir kitabı yazarken okurla aranızda yalnızca sayfalar vardır. Fakat bir okurla yüz yüze geldiğinizde o sayfaların gerçekten bir insana ulaştığını hissedersiniz.

Bu nedenle fuarları ve okur buluşmalarını çok değerli buluyorum. Okurun gözündeki heyecanı görmek, kitabın hangi satırına dokunduğunu dinlemek bir yazar için tarif edilmesi zor bir mutluluk.

18. Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı?

Evet, yazmaya devam ediyorum. Şiirin yanında, kolektif ve derleme öykü kitaplarım ile roman çalışmalarım bulunuyor. Çocuk edebiyatında ise “Uğur ve Minik Panda” serisini geliştirmeye devam ediyorum.

Bunun yanında yeni öykü kitapları ve farklı edebî projeler üzerinde de çalışıyorum. Şimdilik hepsini anlatmayayım; biraz da sürpriz kalsın.

19. Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran geri dönüşler nelerdir?

Bir okuyucunun bana “Şiirinizi okurken kendimi buldum.” demesi benim için çok değerli.

Çünkü yazarken aslında tek bir kişiye ulaşmayı hedeflemiyorsunuz. Fakat bir gün hiç tanımadığınız bir insan gelip sizin yazdığınız bir cümlenin kendi hayatına dokunduğunu söylediğinde, kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu yeniden anlıyorsunuz.

Benim için bir kitabın gerçek başarısı da burada başlıyor.

20. Edebiyat yolculuğunun başındaki yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Kendilerine inansınlar ama bunun yanında kendilerini sürekli geliştirsinler.

Çok okuyun, çok yazın, eleştirilmekten korkmayın ve ilk metninizin son metniniz olmasına izin vermeyin.

Yazarlık bir günde oluşan bir unvan değil, uzun bir yolculuk. Bazen yol çok yavaş ilerliyor gibi görünür. Ama vazgeçmeden yürüdüğünüzde bir gün elinizde kendi kitabınızı tuttuğunuzu görüyorsunuz.

Benim hikâyem de bunun küçük bir örneği. Bir zamanlar yalnızca kâğıda yazdığım cümleler bugün bir kitabın sayfalarında ve okurların ellerinde.

yazar tanıtımı

30.05.1987 İzmir doğumlu bir öğretmen olan Sevda Anlı, Muhasebe alanında bilimsel yayınlar hazırlayıp, akademik çalışmalarını sürdüren bir yazar ve şairdir. Dokuz Eylül Üniversitesi yüksek lisans mezunu olan Anlı; akademik ve bilimsel çalışmalarının yanı sıra şiir, öykü ve çocuk edebiyatı alanlarında eserler vermektedir.

İlk şiir kitabı Kalbim Senden Vazgeçmeyi Kabul Etmiyor – Kalbine Dönenlere Yazılmış Şiirler, 48 şiirden oluşmaktadır. Yetişkin öyküleri ve Çocuk edebiyatında Uğur ve Minik Panda serisi üzerinde çalışmalarını sürdüren yazar, farklı disiplinlerde edindiği eğitimleri diploma ve sertifikalar ile kendini sürekli geliştirmekte, kongre, sempozyum ve konferanslara katılarak bilimsel bilgi paylaşımına katkı sunmaktadır.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir