Bir zamanlar insanlar komşusunun aç olduğunu bilirse sofraya huzurla oturamazdı. Mahalle kültürü dediğimiz şey sadece kapı komşuluğu değildi, vicdanın birbirine değdiği bir yaşam biçimiydi. Bir yetim görünce gözler yere düşer, insanlar kendi evladını severken bile mahcup hissederdi. Çünkü bir çocuğun eksik kalan sevgisi, toplumun ortak yarası sayılırdı.
Şimdi dönüp bakıyorum da
Ne zaman bu kadar duyarsız olduk?
Hangi ara vicdan mahkemesini kapattık?
Hangi ara insanların yaşam mücadelesini görmezden gelmeye başladık?
Bugün sosyal medyada bir anne ya da baba yayın açıyor. Evladı yaşasın diye, Bir ilaç bulunabilsin diye Bir umut daha doğsun diye. Üstelik valilik onaylı kampanyalarla, gururlarını bir kenara bırakıp insanlığa sesleniyorlar. Aslında yardım istemiyorlar; çocuklarının yaşama hakkını savunuyorlar.
Ama biz ne yapıyoruz?
Kaydırıp geçiyoruz.
Bir kahve fincanının altına bırakılan “lüks mekan” etiketi, bazen bir çocuğun yaşam çağrısından daha fazla ilgi görüyor. Sırf fotoğraf çekmek için verilen paralarla, belki bir çocuğun tedavisine umut olunabileceğini düşünmüyoruz bile.
Elbette kimse kahve içmesin, hayatını yaşamasın demiyorum. Ama insanın içini acıtan şey şu, Bir annenin gözyaşı bu kadar sıradanlaşmamalıydı. Bir babanın çaresizliği ekranlarda izlenip geçilecek bir görüntü olmamalıydı.
Bir annenin evladından daha kıymetli ne olabilir?
Hayat insanları değiştirdi diyoruz. Belki doğru, Ama hayat bizi vicdansız yapmadı. Biz, zamanla başkasının acısına alıştık. En tehlikelisi de bu oldu zaten; acıya alışmak…
Oysa bazen küçücük bir destek, bir çocuğun nefesi olabilir. Bazen paylaşılan bir gönderi bile bir aileye umut taşır. Çünkü umut dediğimiz şey, çoğu zaman insanların birbirine sırtını dönmemesiyle büyür.
İnsanlık hâlâ ölmediyse, bir çocuğun yaşama tutunması için uzanan eller sayesinde ölmedi. Ve unutmayalım; bugün görmezden geldiğimiz bir annenin duasına, yarın belki bizim de ihtiyacımız olacak ,
Ben bir anne bir insan olarak sesimin çıktığı kadar elimin yettiği kadar bu çocukların sesi olmaya devam edeceğim, gece yastığa başımı koyduğum, zaman KUZEY veya başka çocuklar için vicdanım gönlüm rahat uyumak istiyorum.
İnsanı en çokta bu ülkede yaşayan bu çocukların tedavisi için çaresizlik için de çırpınan ailelerin o halini görmek üzüyor, bu kadar mı yetersiz bu kadar mı eksiğiz ülke olarak, bu çocukların ilacını karşılayamayacak kadar.
Sorarım size ya biz o ailelerin yerin de olsaydık ,sizden tek istediğim biraz empati kurmanız.
Biliyorum ki biz bir olunca en olmayacak şeyi başaran insanlarız.
Kendi ülkemizde ki , evlatlarımıza şifa olacak kadar da merhametliyiz .
Yeter ki içimizdeki bizi görelim, vicdanımızın sesine ,kalbimizin güzelliğini görelim…
