Yalnızlık bazen sessizce çöker insanın içine… Kalabalığın ortasında bile kendini eksik, unutulmuş, görünmez hissettirir. Gülersin ama gözlerin aynı şeyi anlatmaz. Konuşursun ama zihnin başka bir savaşın içindedir. Sanki yüreğinin tam ortasında ağır bir taş vardır da ne nefes almana izin verir ne de gerçekten yaşamana…
İnsan bazen herkese yetişmeye çalışırken en çok kendine geç kalıyor. Hayallerinin peşinden koşarken yorulduğunu bile fark etmiyor. Bir gün geliyor, oturduğu yerde saatlerce aynı noktaya dalıp gidiyor; ne düşündüğünü bile bilmeden…
Çünkü yorgunluk sadece bedenin değil, ruhun da taşıdığı bir yük oluyor.
En acısı da insanın kendi değerini unutması…Hiçbir şeyden keyif alamamak, sevdiği şeylere bile yabancılaşmak, yüreğiyle aklı arasında sıkışıp kalmak… Gitmek isteyip kalmak, konuşmak isteyip susmak gibi. Kendini bir çıkmaz sokakta kaybolmuş hissetmek gibi…
Ama insan bazen tam da en karanlık yerinde kendini yeniden bulmaya başlar. Çünkü ruh ne kadar yorulsa da içinde küçücük bir umut kırıntısı hep yaşamaya devam eder. Belki bugün sadece nefes almak bile zor geliyor…Ama insanın içindeki o kırgın kalp, bir gün yeniden kendine sarılmayı da öğreniyor.
Hayatımda çoğu insanı eledim ve hala da eliyorum…
Ben iyi olduğum için iyi oldukları için.
