AYLİN TORUN: EŞİT YAŞAM FARKINDALIĞI

Ben ortopedik engelli bir bireyim. Ancak itiraf etmeliyim ki; toplumun bakışları,

istenmeden gelen gereksiz yardım çabaları ile karşılaşmadığım sürece, engelimle olan ilişkim

oldukça huzurlu.

Yani, bana engelimi unutturmak yerine hatırlatan o kelimenin ağırlığı altında

ezilmektense, kendi gerçekliğimi kucaklamayı tercih ediyorum.

Asıl mesele, benim kim olduğumdan ziyade, toplumun bu farklılıkları nasıl tanımladığı.

Hep düşünmüşümdür: engelli kelimesinin neden farklılıkları tanımlamak için

kullanıldığını. Adı ağır, çağrıştırdıkları daha da ağır.

Engelli neye göre, kime göre?

Sanki sorun kişideymiş gibi…

Sanki kişi bir şeyden engellenmiş gibi…

Oysa gerçek engel bireyde değil; yolları, merdivenleri, tabelaları, sistemleri dünyada tek

tip insan varmış gibi tasarlayan toplumdadır.

İhtiyacı olan ama temin edemediği bir proteze, yıllardır erişemediği bir tedaviye, bir ilaca

karşı örülen maddi ve bürokratik duvarlardadır engel…

Bu yüzden yılda bir gün “Engelliler Günü” adı altında bir kutlama yapmak da, bana tuhaf

geliyor. Kimse zorluklarıyla kutlanmamalı; haklarıyla, eşitliğiyle, erişilebilirliğiyle

onurlandırılmalıdır.

Artık konuşmak değil; harekete geçmek, değişimi sürdürülebilir kılmak gerekir.

Çünkü eşit yaşam, bir güne sığdırılamayacak kadar büyük bir HAK.

Bu yüzden ben “Engelliler Günü” yerine “Eşit Yaşam Farkındalık Günü” demeyi

tercih ederim.

Farkındalık, sorunu görmekten değil; o sorunu yaratan mimari ve zihinsel engelleri

kaldırmaktan geçer.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir