AYLİNALTIN:Hırsın Gölgesinde Kaybolan İnsanlık

İnsanlardaki hırs hep korkutmuştur beni. Çünkü hırs, yerinde olduğu zaman insana çalışmayı, üretmeyi ve hedeflerine ulaşmayı öğretir. Ama ölçüsünü kaybettiğinde, insanın gözünün önündekini bile göremeyecek kadar kör edebilir.

Bazen düşünüyorum da… Neden hep daha fazlası? Neden sürekli bir yarış hâli? Neden bir başkasının başarısı, bazı insanların içinde sevinç yerine rahatsızlık uyandırıyor? Oysa birini alkışlamak, emeğini takdir etmek, onun mutluluğuna ortak olmak bizi eksiltmez. Aksine insanlığımızı büyütür.

Ne yazık ki günümüzde alkışlamak yerine eleştirmeyi, destek olmak yerine köstek olmayı daha kolay bulan insanlar çoğaldı. Birinin düştüğünü görmek, elinden tutmaktan daha cazip geliyor sanki. Oysa gerçek büyüklük, yükselirken başkalarını ezmekte değil; yükselirken bir başkasını da ayağa kaldırabilmektedir.

Peki ya vicdan? Onun sesi neden bu kadar kısıldı? Mücadele eden bir insanı görmek, onun yükünü tamamen taşıyamasan bile küçücük bir destek olmak gerçekten bu kadar mı zor? Bazen söylenen tek bir güzel söz, uzatılan bir el, paylaşılan küçük bir imkân bir insanın yeniden umutla ayağa kalkmasına vesile olabilir.

İnsan, yalnızca kendisi için yaşadığında eksik kalır. Çünkü hayatın en güzel tarafı, bir başkasının yüreğine dokunabilmektir. Bir çocuğun gülümsemesine, bir annenin duasına, umudunu kaybetmek üzere olan bir insanın yeniden hayata sarılmasına küçücük de olsa katkı sağlayabilmektir.

Unutmamak gerekir ki hayat, yalnızca ne kazandığımızla değil, kaç kalbe dokunduğumuzla da anlam kazanır. Gün gelir sahip olduklarımız geride kalır; ama yaptığımız iyilikler, verdiğimiz destekler ve bıraktığımız güzel izler yaşamaya devam eder.

Keşke birbirimizi rakip görmek yerine yol arkadaşı olabilsek. Birbirimizin başarısından korkmak yerine onunla gurur duyabilsek. Çünkü insanın gerçek değeri, ne kadar yükseldiğiyle değil; yükselirken kaç kişiyi yanında taşıdığıyla ölçülür.

Belki de bugün hepimizin kendine sorması gereken tek bir soru var: Hırsımız mı bizi yönetiyor, yoksa vicdanımız mı?

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir