Ayşe Bedevi: Bir Merhaba

Bazen oturup da bir tek hayatın nasıl devam edeceğini düşünürüz. Düşüncelerimiz aklımızı yiyip bitirmişken kalbimiz öylece atar durur. Çünkü kalbin de konuşmaya cesareti yoktur.

Bazı anlar, insanın içine öyle bir huzur dolar ki, insan şaşakalır.

Bazı anlar da insanın içine öyle bir işler ki, insan donakalır.

Çünkü asıl önemli şey, hislerin doğuracağı etkenlerdir. Sağa dönüp, sola bakıp bir sonuca ulaşamıyorsak; sorun etrafta değil, düşüncelerimizin içindedir.

Öyle anlar gelir ki insana, bazen içinden sadece elindeki bardağı duvara fırlatmak gelir.

Bazen de sadece boş bardağa seyredalar.

Peki ya biz böyle dönemlerden geçerken en çok neye ihtiyaç duyarız?

Bazen kalbinin sesini dinlemenin en iyi yolu, etrafındaki sesleri susturmaktır. Konuşulmalı mı bilemem ama en çok sessizliğe ihtiyaç duyarız.

Kafamızın içindeki sesleri susturmanın en güzel yolu, derin bir sükunete dalmaktır.

Çünkü sessizlik, gürültünün en büyük düşmanıdır. Tıpkı ilacın en büyük düşmanı zehir olduğu gibi.

İlacı zehirden ayıran tek şey dozudur.

Eğer yüreğimizin sesine kulak verip ilerlersek ve yönlendirilmekten kaçınabilirsek işte o zaman dozu ayarlar, ilacı bulabiliriz.

İlacı bulmak da kullanmak da bizim tercihimizdir.

O halde neden zehri bırakamıyoruz?

Alışkanlıklardan vazgeçmek zordur, terk etmek bedeni ve ruhu sarsar.

Ama kötü alışkanlıkların önüne geçmek, bedeni ve ruhu tazeler.

Sessizliğin içindeki huzuru, ruhun ve aklın ihtiyacı olan dozu kullanabilirsek…

İŞTE O ZAMAN HAYATA BİR MERHABA DERİZ!

Hem de sağlıklı, kalben bir merhaba olur…

Yeri gelir elveda demek zorunda kalırız ama bilinmeli ki; elveda ile merhaba birbirine zıt ama yakın kelimelerdir.

Yeni bir hayata merhaba diyebilmek için, eski hayata elveda demek gerekir.

Elveda denilmeden merhaba denilmez, merhaba denilmeden bir elveda gerçekleşemez.

Ruhun, aklın, kalbin sağlıklı ve huzurlu olduğu günlere…

Sevgiler.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir