Anlat
Gelmemeyi sen anlat bana, gidememeyi ben anlatayım. Olur da bir gün kavuşursa bu yürekler, kaçmamalı birbirinden bu gözler. Gelmemeyi sen anlat bana, gidememeyi ben anlatayım. Bir o kadar imkansız, bir o kadar istekli. Bir o kadar hasret, bir o kadar kasvet… Bir o kadar isterken, bir o kadar kavuşamamayı siz anlatın…
Birbirinden zıt ama uyumlu, bir o kadar güzel ve hüzünlü. Bir gece misali karanlık ve sessiz, bir gündüz misali gürültülü ve eşsiz. Bir o kadar zıt, bir o kadar uyumlu. Gel de anlat, suya hasret çölümü…
Gelmemeyi sen anlat bana, dünlerin mecali kalmadı. Gidememeyi ben anlatayım sana, bugünlerin bir hevesi kalmadı.
Gelmemek miydi seni yoran, gelememek miydi?
Yok ki halimi hatırımı soran, sensizlik haram…
Gelmemeyi sen anlat bana, gidememeyi ben…
Bir o kadar çok isterken duvara toslamayı sen anlat.
Sensizliğin bir yanını ben anlatayım, sensizliğin beni ne hale getirdiğini sen dinle.
Bir yanı diyorum sevgili, bir yanı. Çünkü tamı sana ağır gelir.
Sen, sensizliği bilemezsin; çünkü sen hiç sensiz kalmadın sevgili.
Ama bensizlik de böyle hissetirir miydi seni?
Gelmemeyi sen anlat bana, gidememeyi ben anlatayım…
Mesafelerin ötesinde kalmış bu hisleri, bir ben sorayım, bir sen anlat.
Anlat iki gözüm, anlat; ben dinlemeye razıyım… Sesini bir kez de olsa duymaya razıyım.
Anlat iki gözüm, anlat! Anlat ki bu kalpler bir kez olsun dinsin; bir kez olsun sevmeyi hatırlasın.
Anlat, anlat ki bu kalbin hasretine su serpilsin…
Ayşe Bedevi
