Bir Hastane Koridorunda
Bir hastane koridorunda anlıyor insan, hayatın ne kadar kısa olduğunu. Bir hastane koridorunda fark ediyor insan, hayatın aslında tartışmaya değmeyecek olduğunu. Ne kavga ne ses. Hiçbir şeye değmezmiş. Bir hastane koridorunda hissediyor insan, aslında hayatın ne kadar da boş olduğunu. Kafasına vura vura öğreniyor insan, hayatın ne kadar ucuz olduğunu. Anlamak, hissetmek, fark etmek için illa yaşamak mı gerekir? Başka birinin teceubesinden anlayamaz mı insan? Başka birinin gözlerine bakarak o acıyı fark edemez mi insan? Başka bir çocuğun yüreğinde bir hayat bulamaz mı insan? İnsan… Ah insan… En kutsal varlık güya! Tüm yaratılmışların en berbatı olmaya yemin etmiş valla! Bir hastane koridorunda anlamak mı gerekir hayatı? Hastane koridoru olmasaydı anlayamaz mıydı insan hayatın bu kadar karmaşıklaştığını? Oysa akıl sahibi de kendisiydi. Kalp, duygu, his, akıl, tecrübe, özgürlük, konuşmak… Hepsine sahipti! Ama o, sahip olmadıklarına göz dikti! Vay be…
Ah insan, ah insanoğlu… Bir şeyleri anlamak için illa düşmene gerek yok. Düşmeden de öğrenilir birçok şey. Düşmeden de anlaşılabilir onca his! Bir şeyleri fark etmek için en aşağı inme. Sen varlıkların en kutsalı iken başını eğdirme!
Bir hastane koridorunda görüyor insan, en yüksekte iken nasıl aciz duruma düştüğünü. Bir hastane koridorunda çekiyor insan, çekmesi gereken vicdan azabını!
Ey insanoğlu! Sana anlatacak çok şeyim var. Anlayabilsen sana feda edecek çok cümlem var. Ey insanoğlu! Anla, bil, gör, fark et. Zaman tükeniyor. Bir hastane koridoruna ihtiyaç duyma, ayağa kalk ve kutsallığını koru…
Ayşe Bedevi 🌿
