Bir sabah uyanıyorsun…
Çocuğunu sevgiyle kaldırıyorsun uykusundan. Kahvaltısını hazırlıyorsun, belki saçını düzeltiyorsun, belki yanağına bir öpücük konduruyorsun.
“Allah’a emanet ol” diyerek uğurluyorsun.
İçin rahat… Çünkü okulda. Çünkü güvende olduğunu düşünüyorsun. Çünkü eğitim alsın, geleceği aydınlık olsun istiyorsun.
Ama aynı gün, o kara haber düşüyor yüreğine.
Önce anlam veremiyorsun.
Bir annenin, bir babanın aklı bunu kabul etmiyor.
Sonra gerçek çarpıyor yüzüne:
Bir okul…
Bir öğrenci…
Ve elinde bir silah…
Masum çocukların olduğu yerde kurşun sesleri.
Acı sadece bir eve değil, bir ülkenin yüreğine düşüyor o an.
Sabah evladını huzurla uğurlayan herkesin içi daralıyor. Çünkü artık hiçbir yer “tam güvenli” değil.
Biz ne zaman bu hale geldik?
Bizim zamanımızda disiplin vardı. Belki sertti, belki fazlaydı ama bir sınır vardı.
Bugün ise çocuklar, ellerini kollarını sallayarak okullara silahla girebiliyor.
Üstelik bu bir kez değil…
İki gün üst üste yaşanan olaylar…
Depremden kurtardığımız çocukları, şimdi birbirimizin ellerinden kaybediyoruz.
Ve ardından gelen tanıdık cümleler:
“Şundan etkilenmiş…”
“Oyundan dolayı…”
“Psikolojisi bozukmuş…”
Peki gerçekten bu kadar mı basit?
Sorulması gereken asıl soru şu:
Bu çocukların içinde büyüyen karanlığı kim fark etmedi?
Her şeyleri vardı belki…
Ama hayalleri yoktu.
Doydular ama doyamadılar.
Kalabalıklar içinde büyüdüler ama yalnız kaldılar.
Sokakta oynamayı unuttular.
Aileyle geçirilen akşam yemeklerini unuttular.
Sohbeti, kahkahayı, birlikte olmayı unuttular.
Aynı sofrada oturup farklı dünyalara dalan insanlar olduk.
Ekranlar büyüdü, kalpler küçüldü.
Ve biz, fark etmeden çocuklarımızın içindeki boşluğu büyüttük.
Bugün geldiğimiz noktada sadece bir suçlu aramak kolay…
Ama gerçek şu ki bu bir sistem sorunu, bir toplum sorunu, bir aile sorunu.
Ve evet… bir sorumluluk sorunu.
Onca olayın ardından…
Bir başsağlığı mesajı…
Ve sonra sessizlik.
Kim istifa etti?
Kim hesap verdi?
Kim gerçekten önlem aldı?
Çocuklarını koruyamayan bir sistem, kimi korur?
Koruma ordularıyla gezenler, korumasız çocukların hesabını ne zaman verecek?
Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında değil…
Okul bahçelerinde, sınıf sıralarında, çocukların gözlerinde başlar.
Ve adalet yoksa…
Hiçbir yerde gerçekten güven yoktur.
AYLİN ALTIN
