Emine Kurt: Geçmişin İzi

Kaç yaşındayım bilmiyorum fakat ağaran saçlarım, bükülmüş, kamburlaşmış belim, buruşmuş ellerim yolun bitimine yaklaştığımın göstergesi gibi varlığını fısıldıyordu kulaklarıma. En derinden, en sessiz… peki her şeye rağmen pişman mısın diye soracak olursanız, değilim. Yaptıklarımdan hiçbir zaman pişman olmadım. Yeniden dünyaya gelecek olsam aynı yerde yeniden düşer, yeniden aynı kararı alır, yeniden o sokaktan geçerdim. Çünkü şu an bütün yılların yorgunluğuyla ağacın gövdesine yaslanıp geçmişini izleyen bu adamı, aldığı yaralar var etti ve o adam bu yaraları taşımaktan hiçbir zaman pişman olmadı, olamazdı da. Çünkü yaralar biz insanların yegâne pusulasıydı… 

 Geçmişin tozlu raflarında dolaşırken 6 yaşındaki o çocuk geliyor gözlerimin önüne. Bugün ilk okul günü olmalı fakat onun için kıyametten pek de farkı yok gibi. Ağlamaktan şişmiş gözleri, okulun bahçesine fırlatılmış çantası, dağılmış saçları ve kıyafetleri de bu kıyametin en büyük kanıtı. Annesini hatta bütün öğretmenlerini canından bezdirecekmiş gibi dursa da başarılı bir doktor olacağını kimse bilemezdi, kendisi de dahil. 

Küçük omuzlarına rağmen kendisinden büyük çantayı taşırken nefes nefese kalan o çocuğu izliyorum. Büyük ihtimalle dün akşam çok geç uyuduğu için gözleri yine şişmiştir. Fakat hayatının son 6 ayı için bu durum pek de olağan dışı değil. Malum liseye geçiş sınavı yaklaşıyordu ve iyi bir liseye gitmek onun şu andaki tek hayaliydi. 

Yaş 17 ve belki de hayatının en güzel yılları. Bugün yıllardır hayalini kurduğu şeyi gerçekleştirmek için bir gitar kursuna kaydoldu. Artık o da gitar çalmayı öğrenecekti. Hatta size bir sır vereyim mi? Sadece gitar değil, piyano, keman ve birçok enstrümanı da buna dahil edebilirdik. şu an akşamki buluşma için odasında hazırlanıyordu. Bugün onun içinçok yorucu bir gün olmuştu. Önce gitar kursu, sonra yüzme ve şimdi de arkadaşlarla buluşma. Tatil onun için çok güzel geçiyor olmalıydı.

ismi anons edilip sahneye çıkan o kişiyi görüyor musunuz? Ne kadar da kendisinden emin adımlarla yürüyor. Oysa şu an heyecandan bayılmamak için ayakta zor durduğunu sadece ben biliyorum. Kendisi bölümünü birincilikle bitirdi. Zor da olsa bunu başarabildi. Evet o, bir zamanlar okula gitmemek için direnen, o kerata. Herhalde o anki hali bu sahneyi görse şok geçirirdi. 

 Yıllardır beklenen o an. Bugün üzerinde hiç çıkarmadığı o beyaz önlük yerine şık bir takım elbise vardı. Sonuçta insan kendi düğününe önlükle gelemezdi değil mi? Bu arada yaş 26. 

30 senelik yaşamında hiç bu kadar heyecanlandığını düşünmüyorum çünkü karşısında minik minik adımlarla kendisine doğru gelen bu kız çocuğu ilk adımlarını babasına atmıştı. Tıpkı ilk kelimesi de baba olduğu gibi. Tabii ki bu duruma annesi biraz içerlemiş olsa da babası için ne kadar gurur verici bir şey olduğunu tahmin edemezdi. 

Artık yolun yarısını geçmişti. Anlayacağınız yaş 35’i geçeli çok oluyor. Şu an ellerinin arasında bir gitar var. Yıllar sonra eşiyle tanıştığı o yerde kendi şarkılarını söyleyip vakit geçiriyorlardı. Bir saat sonra bir kayıp yaşayacaklarını bilmeden son kez birbirlerine sarılıp son kez bu kadar içten kahkaha atıyorlardı. Oysa birazdan hayatları yerle bir olacaktı. 

Morg kapısının önünde beklerken tek hatırladığım zamanın geçmek bilmediğiydi. Sanki akrep ve yelkovan 26 senelik bu birlikteliği bitirmemek için sözleşmiş gibiydiler. Sanki zaman bize son defa fırsat sunuyordu. Keşkeler için, özürler için, en önemlisi de iyi kiler için… 

Toprak bugün en güzel çiçeğimi benden almıştı. 

Sizlere bir sır daha vereyim mi? Toprak benden aldığı karşılığında her yağmur yağdığında beni onunla buluşturuyor. Bu yüzden toprağın kokusunu çok seviyorum çünkü o kokuyor. 

Ve günümüz… 

Bir ağacın gövdesine yaslanmış geçmişin izlerinde dolaşırken aniden bastıran yağmur kalkmam için bir işaret veriyor olmalıydı. Peki, bugün gökyüzü kimin vedası için bu kadar öfkeliydi, kim için bu kadar ağlıyordu.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir