EMİNE KURT İLE RÖPORTAJ

1

📌

 Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Öncelikle merhaba, ben Emine Kurt psikoloji bölümü 2. sınıf öğrencisiyim. Yazı yazmaya olan ilgim daha önceki senelere dayanmaktadır ancak 2 sene önce birçok platforma yazı göndermeye başladım ve böylelikle de yazı hayatım başlamış oldu. Bu 2 yönlü hayatımda bir taraftan eğitimimi devam ederken bir taraftan da yazarlık hayatımı devam ettirmekteyim. Aynı zamanda yazarlık hayatım boyunca 5 adet derlemede rol almış bulunmaktayım. Yazılarımda genelikle toplumun insanlığa dayatmış olduğu kurallara karşı çıkarak, insanların kendi kişiliğini bulmalarına ve onlara bastırılmış duygularının farkındalığı konusunda yardımcı olmaktayım. Asıl amacım ise gündemde bulunan konulara değinerek hayır diyebilmelerini sağlamak.

2📌 Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdi?

Üniversite hayatımın başlamasıyla birlikte bana yakın olan birkaç arkadaşımın benim kalemimi fark etmesi ve bu yola heveslendirmesiyle birlikte bir dergiye başvurarak yazı hayatım başlamış bulunmaktadır. Aslında benim hayatımda dönüm noktası olarak adlandırabileceğim kısım insanların toplumun baskılarına, kendilerine ait olmayan bir kişiliği devam ettirmeye olan zorunluluklarına ve gündemde yer edinen kadın cinayetleri, akran zorbalığı vb. durumlara sessiz kalmaları beni bu yolda yazı yazmaya daha fazla teşvik etmiştir.

3📌 Yazarlık serüveninizde kaleme aldığınız ilk eser mi? İlk eseriniz neydi?

İlk eserim ‘Duyuyor musun Dünya?’ isimli eserimdir. İçiriğini soracak olursanız da evladı ölen bir annenin dünyaya olan seslenişini konu almıştım.

4📌 Bu ilk adım size ne hissettirdi?

İlk defa kendimin de duyulmak istediğimin farkına vardım. Çünkü insanların meydana gelen tüm olumsuzluklara karşı sessiz kalması herhangi bir tepki göstermemesi benim duyulmaya olan istediğimi artırmıştır. Onların yerine bu olumsuzlukları dile getirerek insanların kaçtığını onların gözleri önüne sermek istedim ve bu yolda da ilk adımı atarak amacım için mücadele etmeye başladım. Artık bende görünür ve duyulur olmaya başlamıştım. Bu durum ise aşırı heyecan ve gurur vericiydi.

5📌 Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?

Tabii ki de anlaşılmadığımı hissettiğim ya da bende çok fazla etki bırakan temaları tekrar sayfalara döküyorum. Peki bunlar neler mi? Şiddet, taciz, tecavüz, kadını değersizleştiren kelimeler ve olaylar; toplum baskısı ve kalıp yargılar, kişinin kimlik arayışı ve duvarların ardındaki duyulmayan sesler… Ben okuyucularımın farkındalığını artırmak istiyorum bu yüzden de anlaşılmadığımı hissettiğim konuları farklı açılardan tekrar okuyucularıma sunuyorum.

6📌 Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?

Her ne kadar birçok yazar yazılarının kendisinden bağımsız olduğunu dile getirse de bir yazının kendisini satırlara döken parmaklardan küçük de olsa bir iz taşıdığını düşünmekteyim. Çünkü yazılar bizim varlığımızı dile getiren yegâne araçtır ve evet kaleme aldığım bütün yazılarda, karakterlerde de benden bir iz bulunmaktadır. Bazı yazılarımda kimsenin göremediği ruh halimi bir karaktere yüklerim bazılarında ise kimsenin duymadığı çığlıklarımı… Tabii ki tamamen benden bağımsız karakterler de mevcut fakat o yazılarım da genellikle benim insanlığa çığlıklarımı içine hapsetmiştir.

7📌 Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?

Şahsi olarak bir kitabım yayınlanmadı ancak başka yazarların düzenlediği 5 tane derlemede rol almış bulunmaktayım. ” Kendini Bulan Kadınlar” derlemesindeki “Hiçlikten Her Şeye” yazımda kadınların hayatın sert darbelerine rağmen yıkılmayıp her bir darbede daha da güçlendiğini dile getirirken ” 1 Kadın 1 Hikâye 6 ” derlemesindeki “Sorumluyum, Sorumlusun, Sorumluyuz” yazımda kadınlara yönelik şiddetin bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu ve herkesin bu acılardaki payını vurgulayarak okuyucularda farkındalık yaratmaya çalıştım. “Saygının ötesinde” isimli derlemede bulunan “Toplumun Temel Yapı Taşı: Saygı” isimli yazımda ise toplumumuzda saygının önemini bir hikâye üzerinden anlatmış bulunmaktayım. Yine aynı yazar tarafından planlanan “Zamanın İki Kıyısında” yer alan ” Hayat: Geçmişin Yazdığı, İradenin İmzaladığı” yazımda hayatımızın ne tamamen geçmişimize ne de irademize bağlı olmadığını vurgulayarak insanların değişimden neden korktuğunu, bu korkuyu nasıl yenebileceğimizden bahsettim. Son olarak da “Altın kalpler” derlemesinde bulunan “Bir Yıkılış Hikayesi” isimli yazımda genç bir kızın aşka karşı yenilişini ele alarak aşk karşısındaki ilk heyecanından hayal kırıklığına gelinceye kadar yaşadıklarını samimi bir dille anlattım.

8📌 Bu kitapların sizin için anlamı nedir?

Her bir yazım ve yazılarımın bulunduğu derlemeler ile hayallerime daha fazla yaklaştığımı hissediyorum ve umuyorum ki bir gün hayallerimi gerçekleştirmiş de olacağım. Bu yolda bana eşlik eden ve biraz daha ilerlememi sağlayan derlemeler ise bu yolun en değerli yoldaşları. Her bir derlemenin bende uyandırdığı duygular bambaşka ancak özellikle ilk derlemede yaşadığım heyecan ve gurur anlatılmaz hissedilir. Tabii ki de benim için her bir derlemenin anlamı birbirinden farklı ve özel. Mesela birisi ilk ismimin geçtiği derlemeyken birisi de en sevdiğim ve tüm dünyaya okutmak istediğim yazıma ev sahipliği yapmaktadır. Bu şekilde de her bir derlemenin anlamı farklılaşmaktadır ancak dediğim gibi hepsinin ortak anlamı hayallerimin bir parçası olmaları.

9📌 Yazarken size ilham veren şey nedir?

Yaşadıklarım, yaşananlar, gözlemlerim bazen de dilden dökülmüş bir cümle bile beni etkileyerek içimdeki yazarın uykusundan uyanmasını sağlıyor. Özellikle son zamanlarda kendimi bir müziğin melodisine kaptırarak bir melodinin sayfalarca yazıya dönüşünü izlerken buluyorum. Bu durum nasıl gerçekleşiyor bilmiyorum fakat sanırım biz yazarların belirli bir ortam ya da belirli bir olaya değil içimizdeki yazarın uyanmasına ihtiyacımız var.

10📌 Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?

Benim için o fikri benimsemiş olmak yazmak için yeterli çünkü kalemimden sadece hissettiklerim dökülür. Sonuçta ben hissedeyim ki okuyuculara da hissettirebileyim değil mi? Unutmayın hissedilmeden yazılmış bir yazı sadece kelime yığınından ibarettir oysa hislerle süslenmiş bir yazı arkasında binlerce duygu barındırır.

11📌 Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır?

Öncelikle yazı yazmam için herhangi bir olaydan etkilenmem gerekiyor. Özellikle gündemi takip eden bir yazar olarak benim canımı sıkan bir olay satırlarda yer edinmek için uygun bir konudur. Bir de o konuyu ciddi anlamda benimsemişsem gerisi çorap söküğü gibi geliyor zaten. Parmaklarımın klavyeye her bir darbesi arka fonda yazıma eşlik eden fon müzikle koordine bir şekilde ilerler. İlk olarak yazımın ana hatlarını oluştururum daha sonra ise beğenmediğim ya da eksik gördüğüm kısımlar üzerinde değişiklik yaparım. Ardından da uygun bulduğum bir fon müzikle ki bu genellikle o yazıyı yazarken dinlediğim müzik olur, kendi yazımı seslendiririm. Son işlem olarak da en sona vurucu cümleyi yazıp yazıyı bitiririm. Yazıyı yazma sürem ise belirli durumlara göre değişir. Kendimi o yazıya adamışsam ve herhangi bir işim yoksa yazı bitmeden masadan kalkmam fakat işim olsa bile bir yazının benimle birlikte olan ömrü 2 günü geçmez.

12📌 Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?

Herhangi bir yazma saatim bulunmaz. O duygunun bedenimi ele geçirdiği an kelimeler satırlarda kendine yer edinir ve böylelikle ortaya bir yazı çıkmış olur ancak yazılarım hep aynı mantıkta gerçekleşir. Önce hisset sonra ise hislerini kelimelere dök. Tabii ki arka fonda bir müzikle. Sonrası ise bildiğimiz gibi: Önce konu ile ilgili vurucu bir soru sor sonra ise toplumun dayattıklarını ya da o durum ile ilgili yanlış bilinenleri eleştirerek gerçekte ne olması gerektiğinden bahset. Sonda ise okuyucuya seslen ve asıl mesajı ver. Fakat bu durum genellikle toplumun dayatmaları, kişilik arayışı ve gündemde bulunan konuların yer edindiği yazılarım için geçerli. Diğerlerinde ise yani aşk, saygı, ölüm, hayat vb. konularda eleştirilerde bulunmak yerine direkt olarak hissettiklerimden bahsediyorum. Bazen bir karakteri öldürerek ölümü en vurucu şekilde hissetmelerine neden oluyorum bazen de aşkı bitirerek ayrılığı hissettiriyorum. Açık konuşmak gerekirse ben okuyucuları ya gerçekliğiyle sarsacak ya da ağlatacak yazılar yazarım.

13📌 Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?

Bir yazıyı yazarken en fazla zorlandığım kısım, bütün bedenimi ele geçiren hissin tutsaklığından kurtulmak. Bir de bu histen zaten kutulamamışken bu durumun değişmediğini görmek daha fazla öfkelenmeme neden oluyor. Öfkem ise bakan ancak göremeyen, değişim için kılını kıpırdatmayan ancak bu durumdan şikayetçi olan insanlığa. Maalesef ki öfkem yerini sakinliğe bırakmadığı için de bu histen kurtulamıyorum, kurtulamadığım için de yazılarıma da bazen bu öfkeyi yansıtıyorum. Böylelikle de bir döngü içine giriyorum.

14📌 Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?

Bu soruya hayır demek isterdim ancak benim de yazarlık hayatında tıkındığım bir dönem oldu tabii ki. Kelimelerin yerlerini cümlelere bırakamadığı, noktanın bir türlü konmak bilmediği, tamamen kelime yığınından oluşan bir dönem. Bu dönemi atlatmak çok zor oldu fakat ilacı yine kendim oldum. Önce kendime zaman verdim fakat tamamen de yazmaktan kopmadım. Bazen önceki yazdıklarımı okudum bazen de şiir seslendirdim ve sonunda da yavaş yavaş tekrar yazmaya başladım. Tekrar bu hisse kapılıyor muyum diye soracak olursak çok fazla kapılıyorum. Özellikle vize ve finallerden sonra yetersizlik hissine kapıldığım oluyor.

15📌 Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?

Ben toplumun basmakalıp düşüncelerine karşı çıkan ve bunları eleştiren bir yazarım. Yazılarımda ise insanların bu basmakalıp düşüncelerden kurtulup gerçekte kim olduklarını, ne hissettiklerini keşfetmelerini istiyorum. Bunun içinde bazen onları bir aynanın karşısına geçiriyorum bazen de bir masaya oturtup omuzlarındaki yüklerden arındırıyorum ya da onları bir gözlemci yapıp duvarların ardındakileri, görünmeyenleri gösteriyorum. Bitmek bilmeyen çığlıkların sahipleri ile tanıştırıyorum. Elindeki kan lekelerini gösteriyorum. Amacım ise hep aynı oldu: Önce toplumun dayatmalarından arın sonra ise bu düzene karşı çık. Akran zorbalığı, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz, şiddet… En son aşama olarak da ilerleyebileceğin kadar ilerle. Gücünün ve yapabildiklerinin farkına var.

16📌 Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?

Okuyucumun yazının ardından sorgulamasını isterim. Gerekirse beni de sorgulasın ancak bir uyanış gerçekleşsin ve artık sadece bakmasın görmeyi de öğrensin. Görsün ve harekete geçsin. Benim için bir kişi bir kişidir fakat bir kişi bile olsa ben her şeyi olduğu gibi kabul etmeyen, sorgulayan. Duyulmayanı duyan ve görülmeyeni gören bir toplum istiyorum. Aydınlığın içindeki karanlığı fark eden bir toplum için de mücadele ediyorum.

17📌 Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Olayları tek yönlü değerlendirmek istemeyen bir kişinin uğrak noktası olabileceğimi düşünüyorum çünkü ben olaylara farklı açılardan bakarak onlara aydınlığın içindeki karanlığı da sunuyorum. Tabii ki de yeri geliyor sert bir dille eleştiriyorum yeri geliyor sorular sorarak onu yönlendiriyorum. Fakat ben onlara yazılarımda hiçbir zaman cenneti vaat etmedim. Onlar cehennemden kaçtı ben ise onlara cehennemi gösterdim. Kısaca beni mutlu olmak için değil dert edinmek için okumalılar. Dert etsinler ki sessiz kalmasınlar.

18📌 Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?

Birçok yazar sadece pozitif durumları dile getirerek okuyucularına tertemiz bir dünya sunarlar. Beni ise onlardan ayıran aydınlığı değil karanlığı benimsemem. Onlar kelebeğin renklerinden bahsederler ben ise bir tırtılın yok oluşundan. Onlar karın güzelliğinden bahsederken ben yok olan çiçeklerin yasını tutarım. Onlar gecenin huzurundan bahsederler ben ise kadınların evlerine dönerken yaşadıkları takip edilme korkusundan…

19📌 Son olarak, edebiyat yolculuğunda olan genç yazarlara veya yazar adaylarına ne söylemek istersiniz?

Sadece yazar olmak için yazı yazmayın. Bir amacınız olsun, bir derdiniz olsun. Her şeyden önce yazı yazmak için isteğiniz olsun ve ne sadece aydınlıktan bahsedin ne de karanlıktan. İkisi arasındaki dengeyi sağlayın ancak hiçbir zaman da sessiz kalmayın. Sizler topluma ayna tutup onlara yol gösterecek, gerektiğinde engellerin nasıl aşılması gerektiğini öğretecek yazarlarsınız. Onların göremediğini siz görecek, duyamadığını siz duyacaksınız. Gerekirse eleştiri yağmurun tutulun ancak emin adımlarla yürüdüğünüz bu yolda geri adım atmayın. Atmayın ki isminizle var olabilesiniz. Sizlere verebileceğim en önemli tavsiye hissedin, benimseyin. Kaleme aldığınız her bir yazı damarlarınızda akan kandan mürekkebini alsın. Kaleminizin mürekkebi hiç bitmesin, yazabildiğiniz kadar yazın ancak dikkat etmeniz gereken nokta tekrarlara düşmekten sakının.

20📌 Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?

Sen sevgili yazar arkadaşım önce hisset sonra ise bırak hisler kaleme dökülsün.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir