Emine Kurt: Sizin İçin Değil, Kendim İçin Varım

Ben biz olduğumuz için mi varım yoksa biz, beni yok etmek için mi var? 

Toplum nesiller boyunca hep birliğin önemini anlatıp toplum için yaşamamızı istedi. Önce kendi koydukları normlarla sınırları belirlediler sonra ise bu sınırlar doğrultusunda hayatımızı şekillendirdiler. Oysa hepimiz birbirimizden farklıydık. Hayatlar farklıydı, hayaller farklıydı, koşullar farklıydı, istekler farklıydı…

Fakat toplum farlılıklarımızla değil sadece varlığımızla ilgilendi. Varsan kurallara da uymak zorundasın! Peki, gerçekten de toplum mu bizi var ediyordu yoksa biz, kendi varlığım doğrultusunda mı vardık.  

Aslında her birimizin hayatı daha dünyaya gözümüzü açmadan belirlenmişti. Mesleğimiz, ilgileneceğimiz alanlar, toplumdaki rolümüz hatta üstümüzdeki bez parçası bile…  

Sen, daha kendi hikâyenin baş karakteri olamadan, toplum için var olan bir kuklaya döndün ve bu sana öyle bir dikte edildi ki sorgulayamadın da. Neden mi? Dışlanmamak, yok sayılmamak, ayıplanmamak için. Sonra ise kaybedeceklerinden korkup mış gibi yaşamaya başladın ve böylece korkun en büyük kaybı yaşattı. 

 Gerçek sen kayboldu toplumun yarattığı sahte sen ise varlığına devam etti. Her geçen gün biraz daha yontularak, biraz daha silikleşerek.  

Hayır, aniden yaşanmadı bu kayıp. Yavaş yavaş işlediler içimize. Yavaş yavaş yok ettiler bizi. Önce bembeyaz sayfalara çizdiğimiz hayallerimiz alındı elimizden sonra ise isteklerimiz, geleceğimiz, benliğimiz… bize dair ne varsa bir bir elimizden aldılar çünkü bizler toplum için vardık değil mi ya da bize öğretilen mi buydu? Peki, asıl gerçek? 

 Ben, biz için değil biz tarafından yok edilmek için varım. Ve bize yani topluma, toplumun koyduğu kurallara, bu yok oluşa direnemediğim her gün biraz daha yok olmaya mahkumum. Hayır, sadece ben değil; ben, sen, o sesini çıkarmayan herkes bu yok oluşa mahkûm.

Peki, gerçekten de yok olmak istiyor muyuz, istiyor musun? Hayır değil mi ben de öyle düşünmüştüm. O halde düştüğün yerden kalk ve mücadele et. Kendin için, hayallerin için geleceğin için… Seni bir hiçe dönüştürmeye çalışan topluma karşı, kendi varlığın için.  

Önce etrafını çevreleyen ve sana zarar veren tel örgülerden kurtul sonra ise kendi içinde küçük bir direniş başlat. Mesela hayallerini çizerek süslediğin beyaz sayfayı attıkları yerden al ve odanın en görünen köşesine yapıştır. Toplum tarafından ayıplandığı için bıraktığın dans kursuna yeniden başla. Hatta yeniden, doyasıya şarkı söyle. En yüksek sele, her yerde. Bırak dünya varlığına şahitlik etsin, bırak geçtiğin her bir sokakta senin sesin yankılansın.

Ve o sokağın en sonunda bütün herkesin duyabileceği şekilde varlığını haykır: “Ben sizlerin sınırladığı o dünyaya çok fazlayım, ben sizlerin dünyasına değil kendi dünyama aitim ve sizler de benim dünyamı elimden alamayacaksınız, beni kendi karanlığınıza mahkûm edemeyeceksiniz.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir