Sanatın Belleği, İzmir’in Nefesi
Sonbaharın İzmir’e getirdiği o hafif serinlik, şehrin kültür-sanat nabzını daha da hızlandırıyor. Eylül ayının son günlerinde, sanatın dönüştürücü gücünü bir kez daha derinden hissediyoruz. Şehir, adeta bir açık hava müzesi gibi; her köşesinde sanatın farklı bir yankısı var. Karşıyaka’dan Alsancak’a uzanan bu coğrafyada sanat galerileri, birbirinden değerli etkinliklerle sanatseverleri ağırlıyor. Örneğin, İzmir Cumhuriyet Eğitim Müzesi’nde 20 Eylül’de kapılarını açan ve 25 Eylül’e kadar sürecek olan “Renklerin Barışı” sergisi, şiir ve resmi buluşturan etkileyici bir seçki sunuyor. Bu tür etkinlikler, İzmir’in sadece bir liman kenti değil, aynı zamanda köklü bir sanat belleğine sahip olduğunu kanıtlıyor.
Sanat tarihine baktığımızda, her büyük akımın bir öncekine tepki olarak doğduğunu görürüz. Peki, bugünün sanatı nerede duruyor? Bana kalırsa, yaşadığımız çağ tüm bu akımların bir sentezini sunuyor. İzmir Kültür Sanat Fabrikası’nda 22 Eylül’de açılacak olan ve 2 Ekim’e kadar görülebilecek “Halikarnas Balıkçısı ve Arşipel” seramik sergisi, tam da bu geçmiş ile bugünü buluşturma noktasına parmak basıyor. Ege’nin doğasını, toprağın ve ateşin sanatıyla yeniden yorumlayan bu eserler, bizi derin bir yolculuğa çıkarıyor. Edebiyatın ve görsel sanatların kesişim noktalarında dolaşmayı seven biri olarak, toprağa şekil veren o ellerin anlattığı hikayeler beni her zaman büyülemiştir. Tıpkı edebiyat gibi görsel sanatlar da görünenin ötesindeki duyguyu anlatma çabasıdır.
Şu günlerde ise İzmir’i asıl saran heyecan, kelimelerin ve sayfaların kokusunda gizli. Ekim ortasını beklememize gerek kalmadı; 19 Eylül’de Kültürpark’ta kapılarını açan İZKİTAP – 8. İzmir Kitap Fuarı, 27 Eylül’e kadar kentin edebiyat nabzını tutmaya devam edecek. Kitapların dünyasında kaybolmak, şehrin karmaşasından sıyrılıp kendinize bir vaha yaratmanın en güzel yoludur. Ben de 26 Eylül Cumartesi günü, okurla henüz buluşan yeni kitabım Leyla – Yasak Mevsim ile fuarda imza gününde olacağım. Yazarlık serüvenimin en değerli armağanı olan o okuma tutkusunu gözlerinizde görmek, geçmişin dramlarını kurguyla harmanladığımız hikayeler üzerine yüz yüze sohbet etmek tarifsiz bir mutluluk.
Sanatı desteklemek, sadece sergi veya fuar gezmekle olmaz; genç sanatçılara alan açmak, onların eserlerine evimizde yer vermek gerekir. Unutmayın, sanat sadece müzelerde veya sayfalarda değil, hayatın her anında; bir kitabın satırlarında, bir tablonun renginde, bir şehrin silüetindedir. Yeter ki görmeyi bilelim.
