EMRE SEKMEN İLE RÖPORTAJ

1 – Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Emre Sekmen. Şiiri bir anlatım biçiminden ziyade bir varoluş dili olarak gören biriyim. Yazdıklarım çoğunlukla insanın kendi iç sesiyle, duygularıyla ve kırılgan yanlarıyla kurduğu ilişki üzerine şekillenir.

2 – Hayatınızın dönüm noktaları nelerdi?

Beni en çok değiştiren şeyler büyük olaylardan çok, sessiz kırılmalar oldu. Susmak zorunda kaldığım anlar, bazı duyguları içimde büyütmeme ve onları yazıya dönüştürmeme sebep oldu. Yazmak, çoğu zaman konuşamadıklarımın devamıydı.

3 – Yazarlık serüveninizde ilk eseriniz bu kitap mı?

Hayır. İlk kitabım Kırık Kalp Tamircisi. Ama “Bir Aşığın Otopsi Raporu” benim için ilk bütünlüklü ve duyguları daha derinlemesine işleyen bir eser.

4 – Bu ilk adım size ne hissettirdi?

Bir iç döküm gibiydi. Rahatlatıcı ama aynı zamanda oldukça çıplak bir deneyim. Yazdıkça iyileştiğimi düşündüm, ama bazı yaraların sadece şekil değiştirdiğini de fark ettim.

5 – Eserlerinizde tekrar eden temalar var mı?

Aşk, yalnızlık, kayıp ve içsel çözülme en sık döndüğüm temalar. İnsan zihninin karanlık ve sessiz bölgeleri beni her zaman daha çok çekmiştir.

6 – Kendinizi karakterlerinizde bulur musunuz?

Evet. Hatta çoğu zaman karakterlerim benim farklı versiyonlarım gibi. Her biri söyleyemediklerimi söyleyen birer ses hâline gelir.

7 – Bu kitap sizin için ne ifade ediyor?

Bu kitap bir tür duygusal otopsi. İnsanın kendi içini açıp bakması gibi… Hem bir yüzleşme hem de bir kayıt altına alma çabası.

8 – İlhamınızı nereden alırsınız?

İnsanlardan ve insanın kendisiyle olan savaşından. Bazen bir bakış, bazen yarım kalmış bir cümle bile yazının başlangıcı olabilir.

9 – Bir fikri yazıya dönüştüren şey nedir?

Duygunun artık içeride kalamayacak hâle gelmesi. Yazı, benim için taşan şeylerin şekle girmesidir.

10 – Yazma süreciniz nasıl ilerliyor?

Düzenli bir takvimden çok duygusal bir ritimle çalışırım. Bir şey hissettiğimde değil, içimde birikme olduğunda yazarım.

11 – Yazarken sizi en çok zorlayan şey neydi?

Bazı duyguların kelimeye sığmaması. Her his, dile döküldüğünde biraz eksilir.

12 – Hiç vazgeçmeyi düşündünüz mü?

Hayır düşünmedim. Çünkü vazgeçmeyi düşünecek kadar inancımı ve hevesimi kaybetmedim. Zaman benim için daha çok erken.

13 – Eserlerinizin temel mesajı nedir?

İnsanın kendisiyle yüzleşmeden iyileşemeyeceği. Yazdıklarım bu yüzleşmeye küçük bir davet gibi.

14 – Okuyucu bu kitaptan neyle ayrılmalı?

Kesin bir cevapla değil, bir hisle. İçinde uzun süre kalan bir yankıyla.

15 – Neden okunmalı?

Çünkü bu kitap kurgulanmış bir hikâye değil, süslenmemiş bir iç anlatı. Filtrelenmemiş bir duygunun kaydı.

16 – Sizi diğer yazarlardan ayıran şey nedir?

Duyguyu gizlemek yerine açıkta bırakmayı tercih etmem. Estetikten çok dürüstlüğe yaslanırım. Yani kelimelerin süslü ya da ağır olması acıyı kesin bir dille yansıtmaz. Mesele hissettirebilmektedir aslında.

17 – Genç yazarlara ne söylersiniz?

Bende daha yolun başında genç bir yazar olarak dayandığım bir cümle var.

Kendinizi beğendirmek için değil, kendinizi anlamak için yazın. Çünkü en gerçek metin, en dürüst olandır.

18 – Tavsiye mektubu yazsanız ilk cümle ne olurdu?

“Eğer yazmak bir kaçışsa, önce kendinden kaçamayacağını kabul ederek başla.”

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir