GİZEM GÖKMEN:Gece Mürekkebi ve Gamzedeki Sürgün

Gece Mürekkebi ve Gamzedeki Sürgün

Kelimeler, o tekinsiz sihrini kuşanıp zihnin koridorlarında yankılanmaya başladığında, insanın kendi anılarıyla o amansız yüzleşmesi de başlar. Dilin lal kesildiği, boğazda düğümlenen o kekremsi tortuyu ancak bu güçlü sesler tahliye edebilir; kalbin en mahrem odalarından süzülüp kâğıdın dilsiz beyazlığına boşalır her şey.

Gecenin o en kör, en zifiri vaktinde, ruhumu mengene gibi sıkan karamsar bir uykunun kucağından aniden uyandım. İçimde biriken volkanı dindirmek adına, kalbimden kopardığım bir parçayla kalemime sarılıp bize dair ne varsa, ne kalmışsa sayfalarca akıttım dışarıya. Bir yangından mal kaçırır gibi değil, bir enkazın altından hatıra toplar gibi dizdim cümleleri yan yana.

Senin hiçbir zaman farkına varmadığın, belki de fark etmeye tenezzül dahi etmeyeceğin o uçsuz bucaksız duyguların esareti altında şekilleniyor bu satırlar. Esaret dediysem, bu sadece senin varlığınla sınırlı değil; kendi içimde yarattığım o devasa boşluğun, o bitmek bilmeyen yankının tutsağıyım aslında. Hayatın en tarifsiz, en dokunulmaz dakikalarında bile aklımın ve kalbimin darmadağın olmuş parçalarının pervaneler gibi senin etrafında dönüp durması, beni bu kez fazlasıyla yorucu, çıkmaz sokaklarla dolu bir hikâyenin tam ortasına fırlattı. Yoruldum; çünkü her kelimeyle biraz daha eksiliyorum, her cümleyle bir parça daha uzaklaşıyorum kendimden.

Ve ben, tüm bu yıkıma rağmen, hâlâ senin bende bir emanet gibi bıraktığın o tek bir gamzeyle hayallerime tutunmaya, o küçücük çukurda devasa dünyalar kurmaya inatla devam ediyorum. O gamze ki benim için sığınılacak son kale, fırtınada liman sığınılacak tek kuytu gibiydi. Ancak bir gün, o kaçınılmaz hakikatle burun buruna geldim. Gözlerinin etrafında zamanın ve yaşanmışlığın nişanesi olarak beliren o incecik kırışıklıkların arasında kendimi aradım uzun uzun. Bir iz, bir gölge, belki silik bir hatıra kırıntısı bulurum sandım o çizgilerin kıvrımlarında. Fakat o an anladım ki sen benden yana olan ne varsa hepsini silip süpürmüş, bana ait tek bir anıyı bile o derinliğe bırakmamışsın.

Gülüşüm tam o saniyede, henüz dudaklıma ulaşamadan yarım kaldı. İçimde bir şeyler koptu; ne bir ses duyuldu ne de bir feryat yükseldi, sadece büyük bir sessizlik kapladı her yeri. Artık ne o gamze eski sığınağım ne de o kırışıklıklar benim haritam. Şimdi elimde kalan tek şey; gece yarısı uyandığım o karanlıktan süzülen, kalbimden sökülmüş bu yorgun kelimeler yığını.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir