GİZEM GÖKMEN:Renkler Doğar Siyahın Kalbinden

Tozlu bir rafta duran taş plaklar, gramofonun kolunun altında ağır ağır dönerek içinde gizlediği nağmeleri odaya saçıyordu. Tüm anılar kol kola girip duvarlarda dans ediyordu. Yamalı koltuğun yanına rastgele iliştirilmiş tahta tabure ve üstünde emanet gibi duran gaz lambasının ışığı, melodinin etkisiyle sallanarak geçmişin hayaletlerini duvarlarda oynatıyordu. Ahşap pencerenin pervazında ise beceriksizce saatlerce izlediğim bir mum yanıyordu. Bu alevler, gözlerimin derinlerinde koyu ve yarım kalmış sevdaların sahnelerini izletiyordu… Hava kasvetli ve buruktu.

Tıpkı bugün gibi bir gündü. Sağanak yağmurun altında tanıştım seninle. Yağmur, ikimizin de kalbine dokunuyor, ruhumuzu yıkıyordu. İkimiz de sığınacak bir yer arıyorduk. Kaçmaya çalıştığımız sağanakta, gri bir sokağın ortasında çarpışmıştık. Elinde tuttuğun şemsiye, havanın kasvetine uyumlu bir siyahlıktaydı. Benim şemsiyem ise tüm siyahlara meydan okur gibi sarıydı.

Saçlarından süzülen yağmur damlaları yüzünü ıslatırken aşık olmuştum sana. Yüzüme yapışan saçlarımın arasından gözlerimi bulup kilitlemiştin bakışlarını. İşte böyle başlamıştı yıllar sonra bir taş plağın içine gizlenen sevdamız. Gözlerin benden ayrıldığı vakit, sarı şemsiyeme kilitlenmiştin. Şaşkınlık ve donukluk vardı bakışlarının derinlerinde. Ben sarı ve hayatın renkli rüyalarının içindeyken, sen siyah ve gerçektin.

Senin her siyah duvarına karşılık ben renklerimi göstermeye çalıştım sana. Bazen kabul ettin, bazen de ittin. Sen her itişinde bir rengim soldu yaralarımdan akarak ama yine de sevdim seni…

Sen, tüm renklere inat gri bir rüzgârın arkasından gittin. Ardından dökülen yağmur bu sefer güneşe denk gelmedi ve seni geri getirecek renkler ortaya çıkmadı. Grinin hayatında yer bulmuştun kendine; ben ise siyahların arasında kalmıştım. İşte burada solmaya başlamıştı renklerim. Sen siyahların sokağına doğru döndüğünde sarılarım soluyordu. Yeniden siyahın içinden doğacak o günü bekliyordum.

O yamalı koltukta anılardan kurtulup kendime geldim ve renklerimi düşündüm. Sarı şemsiyem biraz yıpranmış biçimde duvara yaslanmış duruyor ve bana bakıyordu; bana “yeniden doğalım” diyordu. En karanlık ve yağmurlu günde, yeniden tutunalım hayata ve hayallere, tüm siyahlara inat.

İşte o zaman renkler doğacak siyahın kalbinden…

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir