Yorgunluk İçimizde
Yorgun bir toplum olduk farkında mısınız? Bitmeyen yoksullukla birlikte zerrelerimize işleyen bir yorgunluk bizimkisi. Her gün televizyon ekranlarında şiddet haberlerini görüp normalleşmekten yorgunuz. Güzel bir geleceğin hayalini kurmaktan hem mahrum hem yorgunuz. Fiziksel bir yorgunluk değil bizimkisi. Damla damla büyüyen, ama fark edilmeyen. Sözcüklerimiz yorgun bizim. İki lafın belini kıracak sözcüklerimiz boğazımızda koca bir düğüm. Her gün aynı sabaha uyanmaktan, aynı sabahların içinde sabahlara inat karanlığa hapsolmaktan yorgunuz.
İnancımıza tutunup, inancımızdan vurulmaktan, aynı şeyleri tekrar tekrar konuşup anlaşılmamaktan, belki de anlatmayı bırakmaktan yorgunuz.
Bu son olsun deyip güzel sonları yazamamaktan, insanca yaşayamamaktan yorgunuz.
Sıkı sıkı tutunduğumuz umudumuz yorgun. Haykıran isyanımız yorgun, bekleyen sabrımız yorgun. Hatta sevgimiz bile. Sevmek bile yorar bazen. Merhamet yorar, özlemek yorar. Hele affetmek öyle yorar ki! Derinden derine işleyen kötülükleri hazmetmek, sınav sıralarında ömür tüketmek, emeğinin karşılığını alamamak yorar. Cefa içinde yaşarken sefa sürenlerin olduğu dünyada insanca yaşamak yorar.
Velhasıl kelam yorgunluk içimizde…
Gülnaz Okuyan
