GÜLNAZ OKUYAN:Kömür Karası

Kömür Karası

İşçi Abdi. Madenci Abdi. Abdi Usta. Abdi’nin olup olabileceği bu kadardı işte. Statüsü iki  kelimeden ibaret. Ama emeğini sorarsan işte onu anlatmaya kelimeler yetmez. Kömür karası elleri vardı Abdi’nin kömür karası gözleri. O gözler ki kara elmastan parlak, o gözler ki her daim ıslak. Erkek adama yaraşmazdı gözyaşı. Ancak Abdi’nin ki başka.

 O, adaletsiz çarkın içinde üç kuruşa satılan emeğine isyan ediyor! İki çocuğu boynu bükük kalmasın diye kömür karası terler döküyor. Evini geçindirmek uğruna gece gündüz çalışıyor güneşe hasret. Kömürün karası acımıyor ki, yakıyor genzini derinden.  Kömürün insafına kalmıştı mesaisi. Bir acı lokma ekmeğe, bir yudum suya bulaşan kömüre inat halinden memnundu. İsyanı çarkın içindeki patrona. O kravatlı, temiz giyimli, eğitimli, bir o kadar da kibirli, laf ebesi patrona. Yazın serinleten, kışın soğutan makam odasında emirler yağdırıp duran patronaydı isyanı. İşçiye alın terini bile çok gören patronaydı bu sitem. Gün yüzüne hasret, karanlığa mahkumdu.

Baretin ucundaki ışık tek aydınlığıydı. Çalışırken çocuklarını düşünür, inatla ve sabırla direnirdi bu adaletsiz çarka. Gene de şanslı sayıyordu kendini. Ya ele güne muhtaç kalsa ne olurdu hâli? Kömür karası elleri ekmek tutuyordu ya. Ona da şükür. “Elbet bir gün alın terinin değerli olduğu günleri de görürüz” diyordu içinden ve paydos zilinin sesi kulaklarında yankılanıyordu şimdi. 

Gülnaz Okuyan

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir