GÜLNAZ OKUYAN:Toplumsal Hafıza

Toplumsal Hafıza

Bazı yükler vardır ki, sadece omuzlarda taşınmaz.  Hafıza dediğimiz o görünmeyen bellekte taşırız bütün yükü. Hafızamız bir kayıt cihazından ibaret değildir. Hafıza bir kimliktir, benliktir, geçmiştir.  Sihirli bir yazıcıdır hafıza. Herkesin açmak istediği en değerli kasadır. O kasada bize ait sesler, görüntüler, anılar, yaşanmışlıklar vardır.

İşte o yaşanmışlıklar bazen unutmak istediğimiz, silmek istediğimiz bir geçmişle ya da bir anıyla ilgili olabilir.

Bu yüzden bazen en gizli yerlerde saklanır ve zamanı geldiğinde tozlu bir sayfa misali önümüze düşer.

Toplumsal hafıza dediğimiz olay tam da burada başlar. Geçmişte doğal afetleri en acı haliyle yaşayanlar yıllar sonra da aynı acıları merhemsiz hâliyle sarabiliyor. Çünkü acının merhemi tedbirden geçiyor. Yara almadan iyileşmek mümkün değil elbette. Hayatta toz pembe bir film karesinden ibaret değil. Bazen en sert düşüşler insana en önemli dersleri verir. İnsana kim olduğunu bu dünyadaki varlığını sorgulatır.

 Toplum olarak nereye gidiyoruz? Kimden kaçıyor, kime sığınıyoruz? Her sığınak sahibini ele verir. Her yara tabibini…

Asıl sorulması gereken soru şu aslında? Bizler birer yaralı şifacı mıyız yoksa o yarayı kanatan birer avcı mı? 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir