GÜLNAZ OKUYAN:UTANCIN RENGİ

Utancın Rengi

Önce utanç vardı. İnsan dünyaya utancıyla gelir, inancıyla yaşardı. Modern dünya önce vicdanı sonra utancı aldı elimizden. Utanç en güzel kıyafetimizdi,  ta ki şeytan Âdem’den çalmadan önce. O utanç ki, Yusuf’un güzelliğine güzellik katan, o utanç ki kız çocuğunu diri diri toprağa gömen. O utanç ki, gözlere perdeler indiren. O utanç ki, insanı insan eden.

Utancın bir rengi olsaydı ne olurdu sizce? Masumiyet kadar beyaz mı olurdu, yoksa içinde tüm renkleri yutan siyah mı? Ya da aşk gibi kıpkırmızı olurdu?

 Öyle ya aşk bir utanma hâlidir. Öyleyse utancın rengi olsa olsa kırmızı olur. Hani hata yapınca yüzümüz kızarır ya, veya utanınca kızarır yanaklarımız. İşte o utançtı bizi biz yapan. Ne yazık ki artık utancıyla değil inancıyla yaşıyor insanoğlu.

 Mahremiyetini tıklanma uğruna saçıp döküyor utanmadan. Helalinden kazanmak yerine haramın tatlı zehrine kanıyor dili. Dilinden dökülen zehriyle yalanı bal eyliyor sözcükleri. Gören gözlerine kara perdeler indiren utancı yırtılıveriyor ar damarından.

Utansaydı insanoğlu belki de dünya daha yaşanabilir olurdu. Solmazdı dünyanın rengi, tadı kaçmazdı belki de. Bizleri bu alabildiğine buram buram kokan kötülükten yalnızca utanca sıkı sıkı tutunmak kurtarabilirdi. Ve bu dünya Nuh’un gemisi misali, utancına tutunanları alıyor gemiye, sonrası tufan…

Gülnaz Okuyan

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir