Hayat, bazen insan ne kadar büyük bir inançla çabalarsa çabalasın, tam olarak istediği gibi gitmiyor; büyük umutlarla planlar yapıyor, gecenizi gündüzünüze katıp emek veriyor ve durmaksızın uğraşıyorsunuz ama bir bakıyorsunuz ki her şey bir anda bambaşka bir yöne doğru savrulup gitmiş. Çünkü hayat, yalnızca bizim isteklerimize ve beklentilerimize göre şekillenen düz bir yol değil; aksine içinde her an karşımıza çıkabilecek büyük sürprizleri, ansızın gelen hayal kırıklıklarını ve beklenmedik dönemeçleri barındıran çok uzun bir yolculuktur.
İnsan, ömrü boyunca bazen sadece sevdikleri mutlu olsun diye hiç düşünmeden kendinden vazgeçiyor; ailesi, dostları veya çocukları için elinden gelenin her zaman çok daha fazlasını yapmaya gayret ediyor. Kimi zaman hiç yüksünmeden gece gündüz demeden çırpınıyor, kendinden büyük fedakârlıklar ediyor ama ne kadar uğraşırsa uğraşsın, dökülen her emek ne yazık ki her zaman hak ettiği o değerli karşılığı tam anlamıyla göremiyor. Bence hayatın içinde en çok çabalayan ve bu uğurda en çok yorulan kişi kendisi olduğu halde, günün sonunda ne acıdır ki en az fark edilen ve en az takdir gören de yine tam olarak o kişinin kendisi oluyor.
Hayatın insanı en derinden yaralayan ve taşınması en zor olan taraflarından biri de bu galiba; yani hiç kimse tarafından gerçekten görülmeden, sessizce ve derinden yorulmak… Üstelik tüm bu süreç boyunca içinizde biriken o kırgınlıkları, incinmişlikleri büyük bir titizlikle saklayarak dışarıya karşı her zaman güçlü görünmeye çalışmak da apayrı bir yük yükler omuzlara. Oysa her ne kadar güçlü görünsek de insanın da dayanabileceği, sabredebileceği kendine has bir sınırı vardır; çünkü bu dünyada yaşayan herkes nihayetinde anlaşılmak, samimiyetle değer görmek ve verdiği emeklerin o güzel karşılığını yüreğinde hissetmek ister.
Ama tüm bu zorlukların arasında şunu da hiçbir zaman unutmamak ve akıldan çıkarmamak gerekiyor: Hayat bizlere karşı her zaman adil davranmasa ve bizi çok zorlasa da her şeye rağmen dimdik ayakta kalabilmek başlı başına büyük bir başarıdır. Karşınıza çıkan bütün bu büyük engellere ve zorluklara rağmen düşmeden, pes etmeden yürüyebiliyorsan, hatta tam da kırıldığın o en hassas yerlerden kendine yepyeni bir güç bulup doğabiliyorsan ve içindeki o güzel umudunu tamamen kaybetmiyorsan, işte hayattaki asıl kazanım ve en büyük zafer tam olarak budur.
Çünkü bazen gerçek mutluluk, her şeyin mucizevi bir şekilde yolunda gitmesi demek değil, aksine hayatın karşımıza çıkardığı bütün aksiliklere ve olumsuzluklara rağmen inatla yoluna devam edebilme iradesini gösterebilmektir. Hayat seni ne kadar büyük sınavlarla sınarsa sınasın, içindeki o güçle vazgeçmeden ayakta durmayı başarabiliyorsan, ne mutlu sana.

