Halise Aydoğdu: Kendinden Korkmak 

Kaybetmekten korkar mı insan? 

Evet, korkar. Hem de en çok, tam kalbinin ortasında hisseder o korkuyu. Sessizce büyür içinde; adı konulamayan bir sızı gibi yayılır damarlarına. Çünkü kaybetmek yalnızca birini, bir şeyi ya da bir anıyı yitirmek değildir. Bazen insan, bir başkasını kaybederken aslında kendinden bir parçayı eksiltir. Ve insan en çok, kendinden eksilmekten korkar. 

Ben de korkuyorum. İnsanların iki yüzlülüğünden, samimiyetsizliğinden korkuyorum. Bir yüzleriyle gülüp diğer yüzleriyle yargılayanlardan, gözlerinin içine bakarak konuşurken aslında çoktan uzaklaşmış olanlardan korkuyorum. İçten gibi görünen ama içinde hiçbir sıcaklık taşımayan sözlerden, dokunduğu yerde iz bırakmayan ilişkilerden korkuyorum. Ama itiraf etmem gereken bir şey var: En çok da kendimden korkuyorum. 

Çünkü insan, farkında olmadan dönüşebilen bir varlık. Bugün karşısında durduğu ne varsa, yarın onun içinde kendini bulabilir. Bir zamanlar kesin bir dille “asla” dediği ne varsa, hayatın bir köşesinde sessizce “belki”ye dönüşebilir. İşte bu ihtimal bile içime ağır bir gölge gibi düşüyor. Kendime dönüp baktığımda, saf kalabilmenin ne kadar zor olduğunu görüyorum. Dünya insanı törpülüyor; bazen inciterek, bazen alıştırarak, bazen de vazgeçirmeyi öğreterek… Her kırılma, her hayal kırıklığı insanın içinden bir parçayı alıp götürüyor. Ve ne yazık ki her değişim, iyileşmek anlamına gelmiyor. 

Samimiyet… Eskiden doğal olan, şimdi neredeyse bulunması zor bir hâl aldı. İnsanlar artık birbirine yaklaşırken bile temkinli, konuşurken bile hesaplı. Kelimeler özenle seçiliyor ama duygular çoğu zaman eksik bırakılıyor. Her şey ölçülüyor; ne kadar sevileceği, ne kadar güvenileceği, ne kadar yakın olunacağı… Ama hiçbir şey gerçekten hissedilmiyor. Belki de bu yüzden bu kadar kolay kırılıyoruz. Çünkü görünenle gerçek olan arasındaki mesafe giderek açılıyor. Ve o mesafe büyüdükçe, insanın içindeki güven duygusu da yavaş yavaş eriyor. 

Ben bu çağın içinde kaybolmaktan korkuyorum. Bir gün ben de alışır mıyım diye korkuyorum. İçten olmayan gülümsemeleri normalleştirir miyim? Birine içimden gelmeden “iyi ki varsın” der miyim? Ya da birinin yokluğunu gerçekten hissetmeden, varlığına alışmış gibi davranır mıyım? İşte bu soruların cevabı beni ürpertiyor. Çünkü insan, kendine verdiği sözleri bozduğu anda kaybetmeye başlar. Dışarıdaki kayıplar, içeride yaşananların yalnızca bir yansımasıdır. 

Ama belki de bu korku tamamen kötü değildir. Çünkü korkmak, hâlâ bir şeyleri önemsediğimizi gösterir. İçimizde hâlâ korunmak isteyen bir yer olduğunu, hâlâ kirlenmemiş bir tarafımızın varlığını hatırlatır. Eğer bir gün bu korku da yok olursa, işte o zaman gerçekten değişmişiz demektir. Belki de asıl mesele korkmamak değil; bu korkuya rağmen kendimizi koruyabilmektir. 

Hayat, insanı sınar. Bazen yalnızlıkla, bazen hayal kırıklıklarıyla, bazen de ihanete uğramışlık hissiyle… Ve her sınav, insanın içindeki iyiyle kötü arasındaki dengeyi biraz daha zorlar. Yorulduğumuzda, kırıldığımızda ya da artık mücadele etmek istemediğimizde içimizdeki karanlık taraf biraz daha sesini yükseltir. “Boş ver,” der, “herkes gibi ol.” İşte en tehlikeli an belki de budur. Çünkü insan, en çok vazgeçmeye yakınken kendinden uzaklaşır. 

Yine de bir umut var. İnsan, farkında olduğu sürece tamamen kaybolmaz. Kendini sorgulayan, kendinden korkabilen biri hâlâ yolunu bulabilir. Çünkü asıl kayıp, değiştiğini fark etmeyen insanda başlar. Kendini hep haklı gören, aynaya bakmaktan kaçan, içindeki karanlığı inkâr eden kişi… İşte o, sessizce kendini yitirir. 

Ben korkuyorum, evet. Ama bu korkunun beni ben olmaktan uzaklaştırmasına izin vermek istemiyorum. Dünya değişebilir, insanlar değişebilir, samimiyet azalabilir… Ama insan, kendi içindeki ışığı tamamen söndürmek zorunda değil. Her şeye rağmen dürüst kalmak, içten kalmak, iyi kalmaya çalışmak hâlâ mümkün. Zor, ama imkânsız değil. 

Ve belki de insanın kendine verebileceği en büyük söz şudur: 

Ne olursa olsun, içimdeki o sesi kaybetmeyeceğim. 

Ne olursa olsun, kalbimin kararmasına izin vermeyeceğim. 

Ne olursa olsun, ben kendim gibi kalacağım. 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir