- Eser Sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba ben Hanif Tunç. Aydınlıyım, 31 yaşındayım. Aydında özel sektörde iki yıl öğretmenlik yaptım. Şu anda Tekirdağ’da bir devlet kurumunda çalışmaktayım. Yazmak benim için sadece bir uğraş değil,
iç dünyamı anlamlandırmanın bir yolu “Her Şeye Rağmen” de bu arayışın bir sonucu olarak ortaya çıktı.
2.Hayatınızın dönüm noktaları, yazarlığa yönelmenizde etkili olan olaylar nelerdir?
Ortaokul yıllarımdan itibaren yazmaya ilgim vardı, fakat bunu ciddiye almam daha çok hayatın belirli dönemlerinde yaşadığım kırılmalarla başladı.
Özellikle mezuniyet sonrası yaşanan belirsizlik, iş hayatına geçiş süreci ve öğretmenlik yaptığım dönemde karşılaştığım insan hikâyeleri beni derinden etkiledi. Bu süreçte hem kendi iç dünyamla yüzleşmeye başladım hem de çevremdeki insanların yaşadıklarını daha farklı bir gözle görmeye başladım.
Yalnızlık, sorgulama içsel çatışmalar zamanla yazıya dönüşen en güçlü etkenler oldu
Yazmak, yaşadıklarımı anlamlandırmanın ve içimde birikenleri dışa vurmanın en gerçek yolu oldu.
3.Yazarlık serüveninizde Kaleme aldığınız ilk eser mi ? İlk eseriniz Neydi
“Her Şeye Rağmen”, yazarlık yolculuğumda kaleme aldığım ilk ciddi ve basılı eserim. Daha önce yazmaya yönelik denemelerim olsa da bunları bir eser haline getirmemiştim. Bu kitap, yazma isteğimin somut bir karşılığı ve benim için gerçek başlangıç noktası oldu.
4. Bu İlk adım Size Ne hissettirdi ?
Hayalini kurduğum bir şeyin gerçekleştiğini hissetim. Uzun zamandır içimde olan bir düşüncenin somut bir hâl alması benim için çok özel bir andı. Bir yan
dan büyük bir heyecan diğer yandan insanların nasıl karşılayacağını merak ettiğim bir süreçti. Ama en baskın duygu, mutluluk ve içsel bir rahatlamaydı.
5. Eserlerinizde tekrar eden temalar ya da sizi yansıtan karakterler var mı?
Eserlerimde tekrar eden temalar olarak içsel çatışma, yalnızlık kendini arama ön plana çıkıyor.
Karakterlerime baktığınızda ise, birçoğunda benden izler bulabilirsiniz. Her biri ben olmasa da hisler ve düşünceler çoğu zamana bana ait. Bu da karakterleri daha gerçek samimi kılıyor.
6. Kendinizi yazdığınız karakterlerde bulduğunuz olur mu?
Karakterlerim kurgu olsa da taşıdıkları duygular çoğu zaman bana ait. İçsel çatışma yaşayan karakterlerde kendimi daha fazla bulduğumu söyleyebilirim
7. Bugüne kadar yayımlanmış kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
“Her Şeye Rağmen”, benim ilk basılı eserim. Bu kitapta, bir gencin hayatın getirdiği belirsizlikler içinde kendini arayışını ve içsel yolculuğunu ele aldım.
Karakterler ve olaylar üzerinden aslında birçok insanın hissettiği ama dile getirmesin de zorlandığı duygulara dokunmaya çalıştım. Bu yönüyle sadece bir hikâye değil, aynı zamanda içsel bir yüzleşme süreci diye bilirim.
8. Bu kitabın sizin için anlamı nedir?
Benim için anlamı elbette çok büyük. Her elime aldığımda, bir hayalin gerçeğe dönüşmüş hâlini tutuyormuş gibi hissediyorum. Bu da bana hem gurur hem de tarifsiz bir mutluluk veriyor.
9. Yazarken size ilham veren şey nedir?
İlham kaynağımı daha çok günlük hayattan alıyorum; karşılaştığım insanlar ve yaşananlar çoğu zaman çoğu zaman bir başlangıç oluyor. Ancak bunları yazıya dökebilmem için sakin, sessiz ve loş bir ortama ihtiyacım var. Bu ortamda hayal gücüm devreye giriyor ve küçük detaylar yazıya dönüşüyor.
10. Bir fikri yazıya dönüştürmeye iten duygu ya da an nedir?
Genelde bir anın bende iz bırakmasıyla başlıyor. Günlük hayatta karşılaştığım bir durum, duyduğum bir cümle ya da hissettiğim bir yoğunluk, zamanla yazıya dönüşme isteği oluşturuyor. O anı unutmak yerine anlamlandırma ihtiyacı hisseliğimde yazmak, kaçınılmaz hale geliyor.
11. Bir yazar olarak üretim rutininiz nasıldır.
Belirli bir kalıba bağlı kalmıyorum. Daha çok hissettiğim anlarda yazıyorum. Yazı benim için planlı değil, içsel bir akış.
12. Belirli bir yazma saatiniz ya da ritüeliniz var mı?
Belirli bir yazma saatim ya da katı bir ritüelim yok. Yazı benim için planlı bir süreçten çok, doğru anı yakalamakla ilgili.
Genelde sakin, sessiz ve yalnız olduğum zamanlarda yazmak benim için daha verimli oluyor. Bu anlarda yazıyla kurduğum bağ daha güçlü oluyor.
13. Yazma sürecinde sizi en çok zorlayan şey neydi?
Yazma sürecinde beni en çok zorlayan şey, anlatmak istediklerimi doğru bir şekilde ifade edebilmekti. Bazen insanlara hitap edecek doğru kelimeyi bulmak, düşündüğümden daha zor oldu.
Yazarken sık sık yazıp silme süreci yaşadım; çünkü anlatmak istediğim duyguyu tam olarak yansıttığından emin olmak istedim.
Ayrıca bazı karakterleri oluşturma ve onları gerçekçi kılma süreci de zaman zaman zorlayıcıydı. Ama tüm bu süreç, yazının daha sağlam bir hâle gelmesini sağladı.
14. Hiç vazgeçme noktasına geldiğiniz oldu mu?
Evet, elbette oldu. Özellikle sürecin başında bu sektördeki tecrübesizliğim ve yayınevi. Bulma konusunda yaşadığım zorluklar. Beni zaman zaman vazgeçme noktasına getirdi.
Yazmak dışarıdan daha kolay ve ilham dolu görünse de aslında ciddi sabır ve mücadele gerektiriyor. Bazı anlarda kendimi sorguladım ama her defasında yazmanın benim için bir zorunluluk olduğunu hatırladım. Ben yazmaya devam ettim gerisini zamana bıraktım.
15. Eserlerinizin ana fikirleri ya da vermek istediğiniz temel mesajlar nelerdir?
Eserimde vermek istediğim temel mesaj, insanın kendi içindeki mücadeleyi fark etmesi ve buna rağmen yoluna devam edebilmesidir. Hayatta herkesin görünmeyen bir yükü, dile getiremediği duyguları ve zaman zaman yaşadığı kırılmalar vardır. Bu hikâyede, bir insanın bu süreçlerle nasıl yüzleştiğini ve kendini bulmaya nasıl yaklaştığı anlatmaya çalıştığım.
Aslında vermek istediğim net mesaj şu: Her Şeye Rağmen devam edebilmek.
16. Okuyucunun metnin sonunda zihninde neyle kalmasını istersiniz?
Okuyucunun metnin sonunda kendinden bir iz bulmasını isterim. Belki bir anıyı, belki de daha önce fark etmediği bir duyguyu… okurken satırlar arasında kendi hayatına dair bir şeyle karşılaşması, durup düşünmesi benim için çok değerli.
Hatta kitabı kapattıktan sonra bile o hissin zihninde bir süre daha kalmasını isterim. Çünkü bazen bir hikâye biter, ama bıraktığı duygu uzun süre devam eder.
17. Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü bu hikâye sadece bir karakterin değil, birçok insanın içinden geçen duyguların yansıması. Okuyan, herkes kendinden bir şey bulabilir
18. Sizi diğer yazarlardan ayıran şey ne olabilir?
Ben hikâyeyi sadece anlatmakla kalmayıp, okuyucuya hissettirmeye çalışıyorum. Olaylardan çok, o olayların insanlarda bıraktığı etkiyi ve duyguyu ön plana almayı tercih ediyorum. Bu yüzden daha sade bir dil kullanarak, okuyucunun kendi dünyasıyla bağ kurmasını önemsiyorum… amacım sadece okunmak değil, okuyan kişinin içinde bir iz bırakabilmek.
19. Son olarak genç yazarlara ne söylemek istersiniz?
Yazmak için mükemmel olmayı beklemesinler. Yazdıkça gelişirler. En önemlisi kendilerine karşı dürüst olsunlar.
20. Yazmaya yeni başlayanlara bir tavsiye mektubu yazacak olsanız, ilk cümlesi ne olurdu?
“Yazarken en çok kendinizden kaçtığınız yer, aslında en güçlü cümlenin başladığı yerdir.” Bu cümleyi seçerdim. Çünkü yazı, insanın sadece dışarıyı değil, kendisini de anlatma biçimidir. İnsan çoğu zaman bazı duygularla yüzleşmekten kaçınır, onları görmezden gelmek ister.
Ama tamda kaçmak istediğimiz yerlerde, en gerçek ve etkileyici cümleler ortaya çıkar. Bu yüzden yazarken kusursuz olmayı değil, samimi olmaya odaklanmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü okuyucuya ulaşan en şey mükemmel cümleler değil, içten yazılmış cümlelerdir

