1. Eser sahibi kimdir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?
Ben, Hüseyin Beştaş. 1990 yılında Şırnak ili, Güçlükonak ilçesine bağlı Koçtepe köyünde doğdum. Anadolu üniversitesi Adalet ve 2.ci üniversite olarak Sosyal Hizmetler bölümler mezunuyum. Bekarım . Şu anda çalışmıyorum. 26 yıldır çalışmak için İstanbul’a gidip geliyorum. Şu anda memlekette yaşıyorum. Ben, çocukluğumdan beri yalnız kaldığımda o anki ruh halime göre mutlu veya duygusal iken kendi sözlerim ile ya şiir ya bir türkü söylerdim. Ortaokulda Şırnak geneli şiir ve kompozisyon derecelerim var. Şu anda ikinci kitabım basıma hazır ve üçüncüsü de Allah nasip ederse devamları da gelecektir.
2. Yazarlığa yönelmenizde etkili olan dönüm noktaları nelerdi?
Ben, çocukluğumdan beri ruh halime göre duygusal veya mutlu iken şiir veya türkülere duygularımı dökerdim. Gerek kendim yaşadığım ve gerekse çevremde yaşanılan gerçek sevdalar, hayata dair umutlarımızın tersi olup acıya dönmesini yaşadıkça bunları yazardım. Yazdığım şiir, türkü ve edebisözleri düzenli bir hale getirip okuyucularla da buluşturmak istedim.
3. İlk eseriniz hangisiydi?
İlk eserim 2025 yılında basımdan çıkıp okurlarla buluşan “Yarım Kalan Umutlar” adlı roman/anı eserimdir.
4. Bu ilk adım size ne hissettirdi?
Elbette öncelikle, tamamlayıp eserimi elime aldığımda bir gurur verdi. Devamında da eserimi okuyan okurlarımızın olumlu ve güzel ve gurur verici sözlerle geri dönüşleri beni çok mutlu etti.
5. Eserlerinizde hangi temalar öne çıkıyor?
Eserim, aile ve hayata dair umutlarımız, yarım kalan umut ve hayallerimiz, çocukluk yıllarımıza ait anı ve masumyetçe yaşadıklarımız,gerçek sevdalar ve hayatın ve insanların adaletsizce bizlere yaşattıklarını şiir ve edebisözler ile dile getirilmektedir.
7. Kitaplarınızdan kısaca bahseder misiniz?
Kitabım, anı olarak ağırlıklı benim yaşadıklarım hayata dair umut ve beklentilerimin hep acıya dönüşmesi, masumca severken hep yarım Kalan gerçek sevdalar, çocukluğumuzdan ölüme kadar hayata dair umutlarımız ve yaşamaktan korktuklarımız, hayatın zor yanlarını yaşarken hayat ve insanları tanımak edindiğimiz deneyimler vardır.
8. Bu eserlerin sizin için anlamı nedir?
Eserim, yazar, şair ve türkülerle daha iç içe olmam için yoluma ışık ve harita olan bir başlangıçtır. Bir de müzik ile ilgim olduğu için bunu gerçekleşmeme ve müzik ile yola devam etmeme vesile olacağını ümit ediyorum. Allah nasip ederse bu son değil, yeni başlangıçlarla yazmaya devam edeceğim.
10. Sizi yazmaya iten duygu nedir?
Doğrusu beni, yazmaya iten yeni diye tabir edeceğim bir başlangıç yok. Çünkü; şiir, edebi sözler ve türkü söylemeye dair duygularım doğuştan gelen ve kişiliğimin bir parçasıdır. Ben, hayatı yaşayan insanlardan, hayatın ve insanların garip ve zalim yanlarını dinlemeyi ve tavsiye almayı sevdiğim gibi gerek kendim yaşayıp deneyim edindiğim ve gerek çevremde yaşayanlara şahit olduklarımdan edindiğim deneyim ve bilgileri yazarak diğer insanlara aktarmak isterim. Öyle ki; Kur’an’ı Kerim’de Asr suresinde bile Allah’ü teâlâ bizden” hakkı ve sabretmeyi tavsiye etmemizi” emreder.
11. Yazma rutininiz nasıldır?
Yazmama ağırlıkla baskı veren iki nokta olur; 1.si duygularım bastığında ve 2.ci olarak da çevremden şahit olduğum yanlışlıklara, güzel işlere veya gözümle gördüğüm güzel bir manzarayı bile şiir, güzel bir söz veya türküye dökmek isterim.
12. Yazmak için özel bir zamanınız var mı?
İnsanoğlu yaradılışı ile duygusal ve yaşadıklarını herkese anlatamadığımız sıkıntılarımızı bir şiir ve türkü ile dile getirip biraz olsun rahatlamak ister. Ben de bu mutlu veya hüzünlü bir duygu bastıkça yazmak isterim. Bu bazen, düğün meydanında olur, bazen uyumaya çalışırken, yalnız iken, bazen de yolculukta iken bu duygu geliyor.
13. Yazarken en zorlandığınız şey neydi?
Ben, yazdığım şiir, edebisözler veya türkülerin hiçbirini öylesine tesadüfen yazmam. Yaşadıklarım ya da şahit olduklarımı dile getirirken o sıkıntıyı veya mutluluğu tekrar tekrar yaşarım. Bu da insan yaşadıklarından bir ders alırken diğer yandan da insanı kalben ve bedenen yıpratır.
14. Vazgeçmeyi düşündüğünüz oldu mu?
Hayır. Hiç vazgeçmeyi düşünmedim. Çünkü; yaptığım şeyin benim, bir parçam ve yanlış birşey yapmadığımı bildiğim için asla vazgeçmek gibi bir düşüncem olmadı.
15. Eserlerinizin vermek istediği mesaj nedir?
Eserlerimde, hayatı daha yararlı nasıl yaşayabiliriz, hayat sınavında yaşadıklarımızdan nasıl bir sonuç almalıyız, aile ve hayata dair yaşantımızı nasıl daha güzelleştirebiliriz, yaşadığımız her türlü hayalkırıklarına rağmen asla umut etmek ve hayatı umutla yaşamaktan vazgeçilmemesini, aşkı değil kalpten gelen gerçek sevdaların yaşanması gerektiği ,insanları görünüşü veya malı ile değil kalbinin güzelliğini görerek hayatımıza almamız gerektiği vardır.
16. Okuyucu kitabınızdan neyle ayrılmalı?
Yazdığım ve yeni yazacaklarımın hiçbir kelimeyi, şiir ve sözleri öylesine ezbere yazmadığımı bilerek, okuduklarını sadece gözle ve dil ile değil, kalp ve akılları ile okurken okuduklarını biraz olsun doğru olup olmadığını üzerinde biraz düşünürlerse ne kadar doğru ve yararlı bilgileri edineceklerini kendileri dahi göreceklerdir.
17. Neden sizin kitaplarınız okunmalı?
Çünkü; hepimizin mutlaka yaşadığımız veya çevremizde yaşandığına dair şahit olduklarımız gerçekler vardır. Bunu okurken kendileri de ” evet ben de böyle yaşadım, buna ben de şahit oldum” diyeceklerdir. Tabi edebiyat severler için de şiir, edebi sözler ve Türkü severler için içerikler içerir.
18. Sizi farklı kılan nedir?
Hayat, insana yaşatırken ders edinmeyi de öğretiyor. Ben de, yaşarken ders edindiklerimi şiir, türkü ve edebisözler ile dile getiririm. Gayem, ezbere ve boş yazmak değil, bir türkü,şiir ve güzel bir söz ile okurlarımızın kalbine dokunurken onlara tavsiyede de bulunmak ve sıkıntılarına veya o anki mutluluklarına ortak olmak isterim.
19. Yeni yazarlara ne söylemek istersiniz?
Öncelikle kendilerine şunu sorsunlar; “gerçekten ben yazmayı seven biri miyim ve yazmak bana iyi mi geliyor yoksa ağır ve sıkıcı mı geliyor?” Bunun cevabını aldıktan sonra bilsinler ki hayatın kendisi dahi bir başlangıç ile olur ve yaşandıkça devamı geliyor. Yazarlık da kimse doğuştan yazar ve kitapları yazılı bir şekilde doğmamıştır. En büyük yazarlar da tıpkı bizler gibi görünüşte sıradan bir başlangıç ile yola çıkıp devamında en güzel başarılar gelmiştir.
20. Yazmaya başlayanlara ilk cümleniz ne olurdu?
Daha yola çıkmadan yolun sonunda ne var diye korkmayın. Yol yerinde dururken değil, gidildikçe devamı görülür. Bu güzel bir gül de olabilir, büyük kaya da olabilir. Yine de yolun kalanını görmeden vazgeçmeyin.
