Nadan.. Gizem Gökmen

Nadan

Nadanlık, bir yokluk değil, aksine kaskatı ve büyük bir yer kaplayan bir varlıktır. O, bulunmayan boş bir oda değildir; pencereleri içeri doğru örülmüş, kendi yansımasıyla dolu bir zindandır. Dışarıdaki okyanusun uğultusunu duymaz, çünkü içerideki su damlasının sesini bir senfoni zanneder.

Nadan, kendini okyanus sanan sığ bir su birikintisidir. Yüzeyde gökyüzünü yansıtır, bulutları misafir eder ve bu yansımayı kendi derinliği zanneder. Ona bilgelik denizinden bir kova su getirseniz, sizin suyunuzun kendi içinde kaybolacağını iddia eder. Oysa en ufak bir fikir fırtınasında bulanır, en küçük eleştiri basamağında çamurlu dibi görünmeye başlar. Derinlikten ve derinlerinde biriktirdiği kirli düşüncelerden habersiz olduğu için sığ alanların konforunda etrafı izler. Kendi sığlığı ve çamuru içinde boğulur, ama bunu zafer zanneder.

O, akortsuz bir enstrümandır. Orkestranın en iyi, en iddialı üyesidir. Müzikten anlamaz, ama en yüksek perdeden sesi kendisinin çıkardığına ve herkesin onu dinlediğine inanır. Uyumun ve ahengin ne olduğunu bilmediği için, kendi sesini çıkaran gürültüyü kendisi zanneder. Oradaki kemanın incesini, gösterinin büyüsünü, piyanonun zarafetini duymaz; çünkü kendi gıcırtılı sesi kulaklarını sağır etmiştir. Melodiyi bozar, ritmi kaçırır ve orkestranın geri kalanını, kendisi gibi özgür çalamadıkları için, uyumlu ve birlikte hareket ettikleri için küçümser.

Nadan, tohum ve yaşam kabul etmeyen çorak bir toprak parçasıdır. Ona en bilge tohumlarınızı sunsanız, en verimli yerde yağmur bile yağdırsanız nafile. O, sınırları sert bir parçadır ve toprakları kurudur, bu yüzden hiçbir filiz kök salamaz. Böylece, o tohumları birer taş parçası gibi görerek, üzerini daha da katı ve kuru bir cehalet kabuğuyla örter. Kendi üzerinde biten otları dünyanın en nadide ve en özel çiçekleri olarak sunar ve onları kutsar. Bereketli bahçelere bakarak burun kıvırır.

Yarışmak, rüzgârla güreşmek gibidir. Siz yorulursunuz, o ise sadece serinler. Nadan, bilmemek değil, bilmediğini bilmeyi reddetmektir. Gözleri bağlı olduğu halde, en keskin görüşe sahip olduğunu iddia eden bir körlüktür. Bağımlı kalınmış bir körlüktür ve en tehlikelisi, kendini cehaletinin sarsılmaz kalesinde oturan ve bu kalenin dışında bir dünyanın asla olmadığına inanan bir krallığa sahiptir ve bu krallıktan kendi topraklarını yönetir.

Nadanlıktan uzak bahçeleri, kendi çevresinden dışlayarak en kötü yönlerini üstlerine atar ve en mağdur hareketleriyle çevresinin kendi doğrusuna inanmasını ister ve bunun için var gücüyle uğraşır. Uğraştıklarının yok olmasını izlerken kendini zirvede görerek dünyanın sadece kendi etrafında döndüğüne inanır.

Bu inanışlarının ardından kendi dünyasını kuran bir sürü nadan, etrafımızda çolak görünüşte kendilerini göstermeye ve çoğalmaya devam ediyor. Kendi bahçelerimizi renkli çitlerimizle koruyalım.

Gizem Gökmen

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir