Küçürek Öykü.. Kadın ve Yağmur.. Kemal Demir

Kadın ve Yağmur

 

Yağmur yağıyor.

Kadın ıslanıyor.

Yoldan geçen araçların sıçrattıkları sulardan nefret ettiğinden, kaldırımın yola en uzak tarafından yürüyor. Ne zaman buna dikkat etmeden yürüse mutlaka başına korktuğu o şey gelirdi.

Yağmur şiddetli.

Kadın sırılsıklam.

Hiç aldırış etmeden yürüyor.

Fönlü uzun siyah saçlarıyla, siyah kabanı ve siyah çizmeleri üzerinde. Yeni fön çektirmiş olsa asla ıslanmalarına izin vermezdi.

Siyah en sevdiği renk. Belki de siyahın fazla kilolarını kapattığını düşündüğünden seviyordu.

Kaşı, saçlara bakarak: “Dünkü fön boşa gitti desene” dedi dalgacı bir ifadeyle. Bunu duyan saç bayağı bir bozuldu. Aşağı doğru uzanıp bir şeyler söylemek istedi ama şimdi bu halde kime ne laf söyleyecekti ki. Hem ıslak hem yorgundu. Aynada kendini görmek bile istemezdi. Vazgeçti. Susmayı tercih etti.

Kaşın söylediklerine kıs kıs gülmeye devam eden kirpiklere daha bir gıcık olmuştu aslında. “Bana gülene bakın hele Allah aşkına. Rimelleri akmış, kendi haline bakmadan hiç utanmadan bir de bana gülüyor.” Kirpik gülmeyi kesti birden. Bozulduğu her halinden belliydi. Kirpik bunu hep yapardı. İşine gelmeyen şeylerde çok iyi ölü taklidi yapardı. Kirpik en çok göz ile atışırdı. Gözü kıskandığını hem de çok kıskandığını bilmeyen yoktu. “Ben olmasan seni kimler ne yapsın.” en meşhur sözlerinden biriydi. Göz ise genelde söz düellosuna girmez, sadece keyfi çok yerinde olduğu zamanlar kahkaha atarak:” Kirpik değil Kirpi’sin sen dikenli pis Kirpi” derdi.

Aşağılardan bir yerlerden kıs kıs gülme sesleri gelince, bu sefer de gülenin ojeli tırnaklar olduğunu bu kez herkes anladı. Bazen benzeri tartışmalarda aşağılardan bir yerlerden sürekli çok kısık gülme sesleri gelir de kimse bu sesin nerden geldiğinin önemsemezdi. Oysa herkes duyardı bir şekilde bu sesi.

Aralarında sözüne en güvenilir olan hatta tartışmalarda hakem rolünü üstlenen kulaklar karıştı bu kez söze. “Geçen gün sen kırıldığında hepimiz senin için çok üzülmüştük. Oysa şimdi senin şu yaptığına bak. Oldu mu şimdi bu.” dedi kızgın ama babacan bir ses tonuyla. Bu sözleri duyan ojeli tırnaklar hiç sesini çıkarmadan utancından avuç içlerine doğru kıvrıldı sessizce.

Burun derin bir iç çekerek;” Hepiniz ayrı bir alemsiniz. Ne yağmur dinliyorsunuz ne çamur. Ne soğukta ne sıcakta hep aynısınız yahu! Biraz kendinize çeki düzen verin. Biz aynı vücuttayız arkadaşlar. Biz birlikte güzeliz. Hepimiz ayrı ayrı çok güzeliz tamam, ama birlikte bir anlam taşıyoruz. Birimiz eksik olsa hepimiz eksiliriz. Birbirimizin değerini bilelim artık.” dedi. Kimseden ses çıkmadı. Sadece yağmur, korna ve ayak sesleri duyuluyordu.

Yağmur hiç dinmedi. Kadın nefes nefese ve sırılsıklam bir vaziyette durağa anca varabildi. Kulaklıklarını çıkarıp gelen ilk otobüse bindi. Konuşulanların hiçbirini duymadan.

Kemal Demir

 

 

 

 

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir