Öykü Kucur: Büyüdükçe Eksiliyoruz

“Bazen sadece içimde kalanlarla yazıyorum… Çünkü bazı duygular, kelime olmasaydı öksüz kalacaktı.”

Bir sabah uyanıyorsun ve fark ediyorsun… büyümüşsün. Ama o an asıl fark ettiğin şey, ne kadar eksildiğin oluyor. Çocukken büyümeyi bir hedef sanmıştım. Boyum uzasın, odam bana ait olsun, kalem kutum rengârenk olsun, kitaplarım raflarda dizili dursun istemiştim. Birinin gözümün içine bakmadan da doğruyu bulabileceğime inanmıştım. Ama kimse bana büyümenin bazen bir kayıp töreni olduğunu söylememişti. Kimi zaman bir insanı, kimi zaman kendini sessizce gömüyorsun.

Ben büyürken bazı şeyleri yavaş yavaş kaybettim. Mesela küçük kardeşimin küçük hâlini… O, gözümün önünde büyüdü. Eskiden uykuya dalmadan önce bir masal isterdi. Şimdi bana sessizce “Bugün de yoruldum,” diyor. Eskiden ben onun dünyasıydım. Şimdi onun da kendine ait bir dünyası var. O büyürken ben bir çocukluğu daha uğurluyorum içimde; sanki bir zamanlar ben de öyleydim, ama şimdi sadece izleyebiliyorum.

Sonra sevdiklerimi kaybettim. Birinin “Ben hep yanındayım” deyişini gerçek sanıyorsun ama bir gün o ses yok oluyor. Ve o yokluk, duvar gibi çarpıyor insanın yüzüne. İnsan birini kaybedince sadece onu değil, onunla kurduğu tüm ihtimalleri de kaybediyor. Artık birlikte gidilecek sokaklar, birlikte gülünecek şeyler yok. Sadece sessizlik kalıyor. Ve bu sessizlik zamanla evin her köşesine siniyor.

Kaybı tarif edemem ama nasıl hissettirdiğini biliyorum. Bir sabah kalkarsın, pencereyi açarsın ve artık hiçbir rüzgâr eskisi gibi esmiyordur. Sanki dünya biraz eksilmiştir, sen de onunla birlikte. Ve işte o gün, gerçekten büyümüşsündür.

Aşık oluyorsun mesela. İlk başta kalbin daha önce hiç atmamış gibi çarpıyor. Ama büyüdükçe öğreniyorsun ki herkes senin gibi sevmez. Kimse kalbinin kırılmasından sorumlu tutulmaz. Ve bazı insanlar seni gerçekten sevdiklerini bile fark etmeden terk edebilir. Aşık olmak, büyümenin başka bir biçimi. Çünkü o duyguyla birlikte hayal kırıklığına da ilk kez gerçekten dokunuyorsun. Ve yine eksiliyorsun. Ama bu defa biraz daha sessiz, biraz daha olgun bir eksiliş bu.

Tüm bunlara rağmen yazmaya devam ediyorum. Çünkü yazmak, içimdeki çocuğun hâlâ yaşadığını bilmek gibi. O çocuğa her şeyin geçeceğini söyleyen tek kişi de yine benim. Ve bazen sadece içimde tuttuğum şeyleri kelimelerle dışarı çıkarabiliyorum. Yazdıkça, eksilen yanlarımda yeni bir şeyler yeşeriyor gibi.

Büyümek, herkesin gözünde bir kazanım gibi. Ama kimse “Neyi kaybettin?” diye sormuyor. Ben kaybettim. Biraz umudu, biraz masumiyeti, çokça insanı… Ama bir şey daha öğrendim: Eksilmek bazen tamamlanmanın yoludur. Yarım kalan şeyler bazen tamamlanmaz ama bizi tamamlar. Ve belki de hayat böyle bir şeydir.

Yazarken kendimi hatırlıyorum. Unutmak istemediğim şeyleri tekrar yaşıyor gibi… Belki sen de büyüdün. Belki aşık oldun, belki çok sevdin, belki bir sabah sessizce eksildin. Ama unutma: Kalbin hâlâ aynı ritimde atıyorsa, tamamlanmaya hâlâ şansın vardır.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir