Sessizliğin sesini dinle aşık, kapat gözlerini hep dünyaya bakmak yormadı mı? Bak, içimdeki bu sessizliğin sesine bak. İçimde fırtınalar kopuyor, senin haberin yok. Ne anlamadım, çok sakin mi görünüyorum? Ben mi?
Dıştan sakin görünüyorum öyle mi? Dinle o zaman, boşluğa bakarken nerelere yolculuk yaptığımı bilseydin aklın şaşardı… Aşık kalbimde fırtınalar kopuyor, yüreğimdeki ateşi bir bilsen… Aşık kalbimin bir köşesinde sıcacık bir yerde içimi ısıtan bir şey var. Sadece adını koyamadığım kafamda bir sürü soru işaretleri, cevabını veremediğim gönlümde dünyanın her yerini gezip yerden yere uçup gitmek isteyen şu dur durak bilmeyen gönlüm var.
Aşık ve sen sakinsin diyorsun öyle mi, peki ya kendimi sınırladığım; ayaklarıma vurduğum prangaları anlatsam sana? Kendime koyduğum yasakları, içimdeki bu verdiğim savaşı nasıl anlatsam…
Başka aşık gözlerin boşluğa bakarken, güneşin batışını izlerken elimde kulplu bir kahve bardağı ile o sessizliğin içimde kopan fırtınayı söyle aşık söyle! Sana nasıl anlatayım başka ya…
O hasretini çektiğim sevgilinin gözlerini bilmeden, ellerine dokunmadan, yüzünün rengini görmeden, sesinin ne ton olduğunu duymadan özlediğim o sevgilinin içimde; kalbimde yanan bir ateş bir kör misali…
Beni nasıl yaktığını sana nasıl anlatayım aşık? Bunlar daha bir kısmı, bir an; bir saliselik sadece içimdeki fırtınadan bahsettim. Ne aşık bakışların değişti, şaşırdın değil mi ?
Oysa ki çok sessiz ve sakin, çok konuşmayan biriyim. Vay be!
Öyle işte aşık öyle…
Sevgi ve muhabbetle kalın, aşkla kalın.
Not: Bu iç savaşı, her şeyin erken yaşta yaşayışıdır azizim.
