ÖZNUR KÖSELİÖREN:Nefes Alıyorsun Hisset

Nefes Alıyorsun Hisset 

Kederli yüzler, yorgun hayatlar…

Kimsenin durup nefes almaya vakti yok şu yalan dünyada.

Sürekli koşuyoruz.

Niçin koştuğumuzu, nereye yetişmek istediğimizi bilmeden…

Varacağımız bir yer var mı, onu da bilmiyoruz.

Gece gündüz bir ekmek kavgasının içindeyiz ama o ekmeği oturup ağız tadıyla yiyecek vakti bile bulamıyoruz.

Çocukları büyütme telaşındayız; fakat onlar büyürken neleri kaçırdığımızın farkına varmıyoruz.

Denizin mavisini,

ormanın yeşilini,

kuşların cıvıltısını…

Görmeden, duymadan, hissetmeden geçip gidiyor ömrümüz.

Sahi, nereye koşuyoruz biz?

Bunca telaş, bunca hırs, bunca yorgunluk…

Sonunda varacağımız yer bir avuç toprak değil mi?

İnsan, bir daha dünyaya gelmeyeceğini bile bile nasıl bu kadar kayıtsız kalabilir bunca güzelliğe?

Hâlbuki bir sahildeki banka otursak…

Sadece beş dakika öylece dursak…

Rüzgârın sesini dinlesek,

martıların kanat çırpışını seyretsek,

bisiklet süren çocukların neşesine ortak olsak,

balık tutan emekli amcaların telaşına gülümsesek,

utangaç sevgililerin birbirine attığı kaçamak bakışları fark etsek…

Durup bir seyretsek hayatı, öylece…

Belki de mesele hayatın bize ne sunduğunda değil, bizim ona nasıl baktığımızdadır.

Hayata kendi dar penceremizden bakıyor, önümüzden geçen güzelliklere çoğu zaman kayıtsız kalıyoruz.

Kaçırıyoruz…

Oysa yaşadığın her anı hisset.

Elindeki çay bardağını biraz daha sıkı kavra.

Yüzünü bazen sert rüzgârlara dön.

Yağmurun tenine değmesine izin ver.

Bir çocuğun kahkahasına kulak ver.

Gökyüzüne bak.

Bir ağacın gölgesinde birkaç dakika dur.

Hisset…

Sadece hisset.

Çünkü yaşıyorsun.

Ve unutma; bir daha aynı anı yaşamayacaksın.

O yüzden nefes almanın, sevmenin, görmenin, duymanın ve hayatta olmanın tadını çıkar.

Çünkü hayat, biz farkına varmadan geçip gidiyor.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir