Uçan Balon
Yaz aylarının son sıcak demleri. Bir ikindi üstü serinliğinde Eminönü Yeni Camii’nin gölgesine sığındım dinleniyorum.
Telaşlı yüzler, yabancı turistler, esnafın kalabalığa karışan sesleri ve kahve kokusu…
Hayatın yükü yeterince omuzlarında değilmiş gibi 70 yaş üstü hamallar, ekmek derdine düşmüş simitçi, mısırcı ve lokumcular…
Annesinin, eline çubuk kraker vererek susturmaya çalıştığı küçük çocuklar…
El ele tutuşmuş yeni yetme sevgililerin pembe utangaç çukur çukur yanakları…
Tek gayesi elindeki kırmızı gülleri satacak mutlu bir çift bulmak olan çingene kadınları …
Camii’nin avlusunda koşturan çocuklar ve güvercinlerin pıt pıt ayak hareketleri..
Göğe yükselen ezan sesleri …
Haliç’ten Galata’ya doğru süzülen Sultan kayıkları…
Ve.. keskin balık kokusu…
Oltasını atmış telaşsız asude bir yaşamın tadını çıkaran emekli amcalar..
Ve etrafta fır dönen duman rengi kediler şehrin gerçek sahibi gibi boy gösteriyor…
İnsan bazen sadece otursa öylece ne çok hikaye var şu şehirde…
Derken kapalı çarşının içinden bir aile çıkıyor. İki çocuk biri bıcır bıcır bir kız çocuğu 5-6 yaşlarında kırmızı fırfırlı eteğini savura savura babasının eline yapışmış, “baba lütfennn diyor” baloncuyu işaret ederek , abinin bakışlar biraz mağrur alınırsa sevinecek ama hiç ısrar edecek gibi durmuyor en fazla 2-3 yaş büyük kardeşinden. Anne ses etmiyor, akşamdan kalma bir kavganın izlerini taşıyor sanki çatık kaşları ..
Baba kıyamıyor kızına, “hadi alalım” diyor. Küçük kızın ayakları yere basmıyor sevinçten. Hoplaya zıplaya gidiyor baloncunun yanına. Kısa bir kararsızlıktan sonra karışık desenli iki balon alıyorlar. Baloncu çocukların bileğine bağlıyor balonları. İki kardeş sevinçle ritmik ayak hareketleriyle caminin önüne doğru yaklaşıyorlar. Derken; abinin balon daha köşeyi dönmeden kolundan çözülüp göğe doğru süzülüveriyor.. Bakakalıyorlar giden balonun ardından. Abinin vakur duruşu ağlamasını bastırıyor, küçük kız şaşkın, baba bir el hareketi yapıyor “bir şeye de sahip çıkın” der gibi.. Anne yine kayıtsız bir duruş sergiliyor sessiz yürümeye devam ediyor.
Sonra küçük kız, “bakın şimdi ne yapacağım” diyor muzip bir gülümsemeyle ve kolundan balonu çözdüğü gibi gökyüzüne bırakıyor… İki kardeşin balonu dans ediyor adeta gökyüzünde. Babanın kaşlar da çatılıyor bu sefer anneninki gibi ama iki kardeş içten bir gülümsemeyle bakıyorlar birbirilerine ve el ele tutuşuyorlar.
Küçük kız tek balonu paylaşamayacağı için çocuk aklıyla böyle bir çözüm bulup abisinin hüznünü tebessüme çeviriyor belkide ..
Çocuk olmanın masum yüzü beni kendi çocukluğuma , kız kardeşimle top oynadığımız evimizin bahçesine götürüyor…
Ahh çocukluğum…
Ahh…
