PUERİ
Oysa bizler, bir zamanın gerçekleriydik.
Çok uzun zaman öncelerin sahipleri…
Dizlerimiz kanayınca akan gözyaşının,
akşam ezanı öncesi sokakların sahibiydik.
Oysa bizler bir zamanın umudu, hevesiydik.
Bizden öncekilerin dileği.
Elimizin çamuru, gözümüzün yaşı derken büyüdük
Büyüdükçe birer birer yittik.
Denizi görmeyenlerden maviyi dinlerdik.
Ağlarken gülmeyi annemizden öğrendik.
İmrenmeyi komşu çocuğundan, sadakati köpeklerden…
Ve babamızın yürüyüşünü, gölgesinde taklit ettik
Oysa bizler maviyi evvela gökyüzünden öğrendik.
Ömrümüzün çeyreğini gök kubbeye bakarak geçirdik.
Gri bulutlar, uçuşan dargın yapraklar hatırımızda hala.
Bulutların içini ne de çok merak ederdik.
O yağmurlu günlerde sokakta olmayı dilerdik.
Doyasıya oynayıp, ciğerlerimiz yanasıya koşmak isterdik.
Şimdi yine yanıyor yüreklerimiz, öncesinden farklıca.
O zamanlar bir komşu teyzenin sürahisiyle yangınları dindirebilirdik.
Oysa bizler, bir zamanlar acıya gülerdik.
Çarpışınca canımız yanar, bununla bile eğlenirdik.
Boşluğa bakıyor, acıyınca yalnız ağlıyoruz artık…
Şimdilerde acılar mı bir değişik, yoksa bizler mi değiştik.
Çocuksu yüklerimizi kağıttan sandallara yüklerdik.
Yetmezmiş gibi birde bununla eğlenirdik.
Şimdilerde limanlar, gemiler almıyor yüreklerimizin yüklerini.
Belki de biz büyüdükçe rüzgarın yönünü yitirdik.
Oysa bizler bir zamanın gerçekleriydik.
Mutluluk kadar gerçek…
Şimdilerde yalandan mutluluklarla avutuyoruz kendimizi.
Gerçekliğimizi daha çocukken yitirdik.
