RABİA DURMUŞ:Gökyüzü Aynı, Sessizlik Neden Farklı?

Gökyüzü Aynı, Sessizlik Neden Farklı?
Gökyüzü, yeryüzüne hiçbir zaman ayrımcılık öğretmedi. Güneşi
doğururken bir milleti diğerinden ayırmadı; yağmuru indirirken hangi
toprağın daha kıymetli olduğuna karar vermedi.

Mavi, herkesin üzerine
aynı incelikle serildi. Ayrılığı göğe değil, yeryüzüne insan çizdi. Belki de
bu yüzden aynı gökyüzünün altında birbirinden bu kadar farklı
sessizlikler büyüyor.

Doğu Türkistan…

Bir haritaya sıkıştırılacak kadar
küçük bir isim değil bu. Bir annenin yarım kalmış ninnisi, bir çocuğun
eksik bırakılmış gülüşü, bir halkın hafızasına düşen uzun bir keder…
Adını her duyduğumda, kelimeler geri çekiliyor; geriye yalnızca vicdanın
susturamadığı bir sızı kalıyor.

Çağımız, konuşmayı biliyor. Meydanlar
doluyor, kürsüler yükseliyor, cümleler birbirini kovalıyor. Ne var ki hakikat,
çoğu zaman en sessiz köşede bekliyor. Bazen tek bir suskunluk, bin
nutuktan daha ağırdır.İnsan olmanın en yalın ölçüsü, hiç tanımadığı bir
insanın acısına da yüreğini açabilmektir.

Bir annenin gözyaşı hangi
toprağa düşerse düşsün aynıdır; bir çocuğun korkusu hangi dili
konuşursa konuşsun aynı karanlığa uyanır. Acının milliyeti yoktur.
Merhametin de olmamalıdır.Doğu Türkistan, yalnızca uzak bir
coğrafyanın adı değildir. İnsanlığın vicdanına bırakılmış cevapsız bir
sorudur. Her geçen gün büyüyen o soru, geceleri yıldızlardan önce
düşüyor gökyüzüne:”Beni gerçekten duymadınız mı; yoksa duymamayı
mı seçtiniz?”Bir gün tarih bugünü yazacak. Yaşananları anlatacak
elbette. Ama en çok da suskunluğu kaydedecek

. O gün, kelimeler değil
vicdanlar yargılanacak. Gökyüzü hâlâ aynı maviliği taşıyor.Rüzgâr, aynı
göğün altında dolaşmayı sürdürüyor.

Yıldızlar, aynı gecenin koynunda
parlıyor.Öyleyse geriye tek bir soru kalıyor:
Gökyüzü aynıysa, sessizlik neden farklı?

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir