Vefa: Geçmişten Geleceğe Taşınan İyilik
Hayatından çıkmış ama sana yaptığı iyiliği hâlâ unutmadığın biri var mı?
Belki yıllardır görüşmüyorsunuz. Bir zamanlar aynı ortamı paylaştınız, zor zamanlarda birbirinize destek oldunuz. Sonra hayat değişti; yollar ayrıldı, insanların hayatındaki yerleri değişti.
Peki bir ilişki sona erdiğinde, geçmişte yaşanan güzel şeyler de sona ermek zorunda mı?
Ben vefayı biraz da bu soru üzerinden düşünmeye başladım.
Geçmişte zor zamanlarımızda birbirimize destek olduğumuz insanlar oldu. Sonra hayat bizi başka yerlere götürdü. Bazılarıyla bağımız devam etti, bazılarıyla etmedi.
Ama benim için değişmeyen bir şey vardı:
Geçmişte yapılan iyilik, geçmişte kalmak zorunda değildi.
Çünkü benim için vefa önce hatırlamak ve unutmamak demek.
Bana maddi ya da manevi değer katan insanları hatırlamak; zor zamanımda yanımda olanı unutmamak; bana bir şey öğretenin katkısını yok saymamak…
Hatta çok yakın olmadığım hâlde bir gün bana destek olmuş bir insanın yaptığı iyiliği de hafızamda tutmak.
Çünkü bir insanın hayatımıza dokunması için yıllarca yanımızda olması gerekmiyor.
Bazen bir cümle, bir davranış ya da zor bir zamanda uzatılan bir el, insanın hayatında yıllarca iz bırakabiliyor.
O insan bugün hayatımızda olmayabilir.
Ama bıraktığı değer hâlâ bizimle olabilir.
Belki vefa tam da burada başlıyor:
Bir ilişkinin devam edip etmediğinden bağımsız olarak, o ilişkinin hayatımızda bıraktığı değeri inkâr etmemekte.
Fakat vefa, geçmişe bağlı kalmak da değil.
Bana geçmişte iyilik yaptı diye bir insanın bugün yaptığı her şeyi doğru kabul etmek zorunda değilim. Bir ilişki beni incitiyorsa uzaklaşabilirim. Sınır koyabilirim.
Ama bunları yaparken geçmişte bana kattığı iyiliği de inkâr etmek zorunda değilim.
Çünkü bir insanın hayatımızdan çıkmasıyla, hayatımızdaki değerinin tamamen yok olması aynı şey değil.
Bir insan bizi kırmış olabilir. Aynı insan başka bir zamanda bize büyük bir destek de vermiş olabilir.
Geçmişi idealize etmeden, geçmişteki iyiliği inkâr etmemek…
Belki vefanın olgun hâli budur.
Ama vefa yalnızca hatırlamakla da bitmiyor.
Bize yapılan iyilik, davranışlarımızda yaşamaya devam edebilir.
Bir zamanlar biri benim zor zamanımda yanımda olduysa, ben yıllar sonra başka birinin zor zamanında yanında olabilirim.
Biri bana bir şey öğrettiyse, öğrendiğimi başka birine aktarabilirim.
Biri bana bir kapı açtıysa, ben başka birine kapı açabilirim.
İyilik aynı kişiye dönmeyebilir.
Ama kaybolmayabilir.
Belki vefanın en güzel hâllerinden biri budur:
İyiliği geri ödemek değil, iyiliği ileri taşımak.
Bir annenin çocuğuna öğrettiği bir değer, bir öğretmenin öğrencisine bıraktığı bir bilgi, bir insanın başka bir insanın zor zamanında yanında olması…
Bunların hepsi bir insandan diğerine geçebilir.
Belki bazı değerler, onları hatırlayan ve taşıyan insanlar olduğu sürece yaşamaya devam eder.
Bu yüzden vefa bana göre yalnızca “Seni unutmadım.” demek değildir.
Biraz da:
“Senden bana ulaşan iyiliğin bende kaybolmasına izin vermeyeceğim.”
demektir.
Bunu düşününce insanın kendisine de bazı sorular sorması gerekiyor.
Hayatımızda bize kimler iyilik yaptı?
Kimler zor zamanımızda yanımızda oldu?
Kimlerden bir şey öğrendik?
Kimlerin desteğini zaman içinde unuttuk?
Çok yakın olmadığımız hâlde bize değer katan biri oldu mu?
Ve belki en zor soru:
Ben kimin hayatında vefasız kalan taraf oldum?
Çünkü vefayı yalnızca bize yapılmadığında hatırlamak kolay.
Asıl mesele, kendimize de aynı soruyu sorabilmek:
Ben kimleri unuttum?
Belki yıllardır aramadığımız bir insan vardır.
Belki bize bir zamanlar uzatılan bir el…
Belki bir öğretmenin hayatımızda iz bırakan bir cümlesi…
Belki zor bir dönemimizde yanımızda olan ama bugün hayatımızda olmayan biri…
Bunların hepsini yeniden hayatımıza almak zorunda değiliz.
Ama hatırlayabiliriz.
Değerini teslim edebiliriz.
Ve bize ulaşan iyiliğin kendi hayatımızda sona ermesine izin vermeyebiliriz.
Çünkü bugün olduğumuz insan olurken, farkında olduğumuzdan çok daha fazla insanın izini taşıyoruz.
Bize bir şey öğretenlerin…
Bize cesaret verenlerin…
Bizi dinleyenlerin…
Yanımızda duranların…
Bazen yalnızca küçük bir iyilik yapanların…
Onların hepsi hikâyemizin bir yerinde.
Ve belki vefa, o hikâyeyi unutmamaktır.
Hatırlamak.
Unutmamak.
Kaybolmasına izin vermemek.
Ve mümkün olduğunda geleceğe taşımak.
Çünkü hayatımızdan geçen herkes hayatımızda kalmayabilir.
Bazı ilişkiler biter.
Bazı yollar ayrılır.
Bazı insanlar artık hayatımızın bir parçası olmaz.
Ama bize kattıkları değer, bizim seçimimizle yaşamaya devam edebilir.
Vefa, geçmişten bize gelen bir iyiliği geleceğe taşımaktır.
Belki insanın bırakabileceği en güzel izlerden biri de budur:
Kendisine yapılan iyiliğin kendi hayatında sona ermesine izin vermemek.
Remziye Gönenç Koşar

