REMZİYE GÖNENÇ KOŞAR:ÇOCUKLARIMIZI KİM TEDAVİ EDECEK?

ÇOCUKLARIMIZI KİM TEDAVİ EDECEK?

Dünyanın Ortak Sınavı

Bir telefon görüşmesiyle başlayan düşünceler, araştırmalarla büyüyen sorular…

Sabah Işığı

Geçtiğimiz günlerde Isparta’da yaşayan bir arkadaşım beni aradı.

Yakınlarının küçük çocuğu yüksek ateşe bağlı havale geçirmişti. İlk değerlendirmelerin ardından, daha ileri inceleme amacıyla Antalya’daki Çocuk Nörolojisi bölümüne sevk edildiğini anlattı.

O çocuğun sağlık durumunun nasıl sonuçlandığını bilmiyorum. Ancak telefon kapandıktan sonra zihnimde tek bir soru kaldı:

Bir aile, çocuğunun sağlığı için başka bir şehre gitmek zorunda kaldığında bu bize ne anlatır?

Elbette her sevk, bulunulan ilde uzman hekim olmadığı anlamına gelmez. Özellikle ileri uzmanlık gerektiren bazı hastalıklarda hastaların daha donanımlı merkezlere yönlendirilmesi, sağlık sisteminin doğal işleyişinin bir parçasıdır.

Ancak tam da bu düşünceler içindeyken son günlerde çocuk sağlığının kritik yan dallarıyla ilgili haberler dikkatimi çekti.

İlk anda bu sorunun yalnızca ülkemize özgü olduğunu düşündüm.

Açıkçası bu haberler beni hem çok üzdü hem de uzun süre düşündürdü.

Fakat burada durmak istemedim.

Araştırmaya başladım.

Resmî açıklamaları, uzman görüşlerini ve uluslararası raporları inceledim.

Yaptığım güncel incelemede, 2026 Yan Dal Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavı (YDUS) yerleştirme sonuçlarının dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu gördüm.

Çocuk sağlığının en kritik yan dallarında açılan kontenjanların önemli bir bölümü boş kalmıştı.

Çocuk Yoğun Bakım için açılan 118 kadronun yalnızca 5’i, Yenidoğan (Neonatoloji) yan dalı için açılan 253 kadronun ise sadece 22’si dolmuştu.

Uzmanlar, bu tablonun uzun vadede çocuk sağlığı hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığına dikkat çekiyordu.

Bu rakamları paylaşmaktaki amacım endişe oluşturmak değil; kamuoyunda tartışılan önemli bir konuyu farklı boyutlarıyla anlamaya ve çözüm yolları üzerine birlikte düşünmeye davet etmektir.

Araştırmamı derinleştirdikçe önemli bir gerçekle karşılaştım.

İlk düşündüğümün aksine bu sorun yalnızca Türkiye’ye özgü değildi.

Amerika Birleşik Devletleri’nden İngiltere’ye, Almanya’dan İskandinav ülkelerine kadar birçok ülke, çocuk sağlığının kritik branşlarında uzman hekim yetiştirme ve mevcut uzmanları meslekte tutabilme konusunda benzer güçlüklerle karşı karşıya.

Bu durum bana şunu gösterdi:

Asıl mesele yalnızca daha fazla uzman yetiştirmek değil; yetişen uzmanların bu alanlarda kalmasını sağlayacak şartları oluşturabilmekti.

Dünyanın birçok ülkesi bu nedenle farklı çözüm yolları geliştiriyor.

Çalışma koşullarını iyileştiriyor.

Nöbet yükünü yeniden düzenliyor.

Ekip temelli sağlık hizmetlerini güçlendiriyor.

Sağlık çalışanlarının psikolojik dayanıklılığını destekleyen programlar uyguluyor.

Mesleki gelişimi teşvik ediyor.

Çünkü biliyorlar ki;

Bir sağlık sisteminin gerçek gücü, yalnızca modern hastanelerinden değil; o hastanelerde görev yapan yetişmiş insan kaynağından gelir.

Türkiye’de yapılan haberlerin önemli bir kısmı konuyu ekonomik açıdan değerlendirdi.

Ekonomik şartlar elbette göz ardı edilemez.

Ancak yaptığım araştırmalar gösterdi ki mesele bundan çok daha kapsamlı.

Uzun eğitim süreci…

Ağır nöbet yükü…

Yüksek sorumluluk…

Sağlıkta şiddet…

Hukuki riskler…

Mesleki tükenmişlik…

Akademik gelecek…

Ve hekimlerin kendilerini güvende ve değerli hissedecekleri çalışma ortamları…

Bütün bu başlıklar birlikte ele alınmadan kalıcı çözümler üretmek kolay görünmüyor.

Bugün bunun örneklerini farklı alanlarda da görüyoruz.

DMD (Duchenne Musküler Distrofi) gibi nadir hastalıklarla mücadele eden çocuklarımız için aileler, dünyanın farklı ülkelerindeki yeni tedavi imkânlarını araştırıyor; kimi zaman da toplumun desteğiyle yurt dışındaki merkezlere ulaşmaya çalışıyor.

Bu durum, Türkiye’de bu çocuklara hiçbir tedavi uygulanmadığı anlamına gelmiyor. Ülkemizde DMD tanılı çocuklar çocuk nörolojisi uzmanları tarafından takip ediliyor; fizik tedavi, ilaç tedavileri ve destekleyici sağlık hizmetlerinden yararlanıyor. Ancak bazı yeni nesil gen tedavilerine erişim için aileler yurt dışındaki merkezlere yönelmek zorunda kalabiliyor.

Bu örnek bize bir gerçeği daha hatırlatıyor:

Sağlık sistemlerinin geleceği yalnızca hastaneler inşa etmekle değil; bilimsel araştırmaları desteklemek, yeni tedavilere erişimi artırmak ve bu alanlarda çalışacak uzmanları yetiştirmekle şekillenir.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Çocuklarımızın sağlığını emanet edeceğimiz hekimlerin bu alanları gönül rahatlığıyla tercih edebilmesi için nasıl bir gelecek inşa etmeliyiz?

Dünyadaki örnekler bize önemli bir gerçeği gösteriyor.

Çözüm yalnızca yeni kontenjanlar açmak değildir.

Çözüm;

İnsana yatırım yapmaktır.

Bilime yatırım yapmaktır.

Çalışma şartlarını iyileştirmektir.

Sağlıkta şiddeti önlemektir.

Mesleki saygınlığı güçlendirmektir.

Ve çocuk sağlığını, günü kurtaran değil, geleceği planlayan bir sağlık politikası olarak ele almaktır.

Bu yazıyı kaleme alırken amacım herhangi bir kurumu ya da meslek grubunu eleştirmek değildi.

Beni üzen bir haberin peşinden gittim.

Araştırdım.

Karşılaştırdım.

Ve gördüm ki…

Bu, yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın ortak sınavı.

O hâlde çözümleri de ortak akılda, bilimde ve başarılı uygulamalarda aramak gerekiyor.

Çünkü çocuklarımızın sağlığı, üzerinde uzlaşabileceğimiz en değerli ortak gelecektir.

Bir ülkenin gücü yalnızca ekonomik göstergeleriyle ölçülmez.

Asıl güç; en zor anında bir çocuğun hayatına umut olabilecek hekimleri yetiştirebilmesi, onları destekleyebilmesi ve bu umudu gelecek nesillere taşıyabilmesidir.

Çocuklarımızın geleceği, bugün vereceğimiz kararlarla şekillenecek.

Bu nedenle belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru şudur:

“Çocuklarımızı emanet edeceğimiz hekimlerin yarın da aynı umut ve inançla bu meslekleri seçebilmeleri için biz, toplum olarak ne yapabiliriz?”

Çünkü güçlü bir gelecek, sağlıklı çocuklarla; sağlıklı çocuklar ise onları güvenle emanet edebileceğimiz güçlü bir sağlık sistemiyle mümkündür.

— Sabah Işığı

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir