REMZİYE GÖNENÇ KOŞAR:İNSANIN İÇİNDEKİ EV

İNSANIN İÇİNDEKİ EV

Sabah Işığı Denemeleri

Bazı yolculukların haritası olmaz.

İnsan, yola çıktığını da fark etmez. Bir sabah aynı odada uyanır; ama artık aynı insan değildir. Hayat, sessizce içimizde yer değiştirmiştir.

Ben, insanın en uzun yolculuğunun kendine doğru olduğunu sonradan öğrendim.

Çocukluğumda ev, ışığı yanan bir pencereydi. Tanıdık bir ses, sofraya çağıran bir el, korkusuzca uykuya dalabilmekti. O yıllarda evin duvarlardan ibaret olduğunu sanıyordum. Büyümek, meğer bu düşüncenin eksilmesiymiş.

Çünkü insan büyüdükçe evi dışarıda aramaya başlıyor. Bazen bir dostta, bazen bir bakışta, bazen de “Beni anlıyor.” diyebildiği bir insanda…

Ben de uzun süre öyle yaptım.

İçimde adı konulmamış bir eksiklik hissettiğimde, onu başkalarının varlığıyla tamamlayabileceğime inandım. Bunun bir yanılgı olduğunu düşünmüyorum. İnsan, dünyaya başkalarıyla bağ kurarak gelir. İlk güvenini, ilk cesaretini, ilk tesellisini başka bir insandan öğrenir.

Belki de bu yüzden, en çok yorulduğumuz günlerde bir dosta ihtiyaç duyarız.

Fakat hayatın öğrettikleri, kitapların öğrettiklerinden daha yavaştır.

Ve daha derindir.

Ben de bunu içimde peş peşe kopan fırtınalardan sonra öğrendim.

Acı insanı büyütür mü, bilmiyorum.

Ama acının insanı kendisiyle tanıştırdığına inanıyorum.

Çünkü huzurlu günlerde alışkanlıklarımızı yaşarız; kendimizle asıl karşılaşmamız, alıştığımız düzen bozulduğunda başlar.

İşte o günlerde bir dosta ihtiyaç duydum.

Bugün geriye dönüp baktığımda, bunun yalnızca yalnızlıktan doğmadığını görüyorum.

İnsan bazen çözüm aramaz.

Sadece yüküne tanıklık edecek bir kalp arar.

Çünkü bazı acılar anlatıldığında değil, duyulduğunda hafifler.

Sonra zihnimde tek bir soru büyümeye başladı.

Ben içimde bir mücadele olduğunu görebiliyordum.

Peki ya göremeyenler?

İnsan kendi içindeki karmaşayı fark etmiyorsa, başkasının kalbinde bıraktığı izi nasıl fark edebilir?

Belki de bizi en çok inciten insanlar, en az sevenler değildir.

Belki onlar, kendi yaralarının dilini henüz öğrenememiş insanlardır.

Bu düşünce kırgınlığımı silmedi.

Ama ona başka bir anlam verdi.

Çünkü anlamak, hak vermek değildir.

Anlamak, insanı tek bir davranışın içine hapsetmemektir.

Sonra başka bir soru çıktı karşıma.

Kendi içinde güvenli bir yer kuramamış biri, başkasına gerçekten güvenli bir yer olabilir mi?

Kesin bir cevap bilmiyorum.

Fakat şunu görüyorum:

İnsan, kendi içindeki gürültüyü duyamıyorsa, başkasının sessizliğini de çoğu zaman yanlış yorumluyor.

Belki de insan, yalnızca bildikleriyle değil; fark edemedikleriyle de başkalarının hayatına dokunuyor.

O gün anladım ki, uzun zamandır aradığım şey kusursuz bir dost değilmiş.

Ben, içimde yıkılmayacak bir yer arıyormuşum.

Belki de buna “kendine ev olmak” deniyor.

Hayır…

Bu, kimseye ihtiyaç duymamak değil.

İnsanın, ihtiyaç duyarken bile kendi varlığını bütünüyle bir başkasına teslim etmemesi.

Kendi sessizliğinden korkmaması.

Kendi yarasını inkâr etmemesi.

Ve kendi içine döndüğünde, yabancı biriyle karşılaşmaması.

Belki ev tam da budur.

Duvarlardan önce kurulan bir güven.

Kapılardan önce açılan bir vicdan.

İnsanın, kendisinden kaçmayı bıraktığı ilk yer.

Bugün hâlâ dostluğa inanıyorum.

Hâlâ içten söylenmiş bir “Nasılsın?” sorusunun insanın yükünü hafiflettiğini düşünüyorum.

Ama artık biliyorum ki, hiçbir dost benim içimde kurmam gereken evi benim yerime inşa edemez.

Dostlar o evin penceresini açabilir.

İçeriye ışık taşıyabilir.

Yorgun günlerde kapısını çalabileceğim insanlar olabilir.

Fakat temellerini benim yerime atamazlar.

Belki de insanın ömrü, başkalarının evinde kendine bir oda aramakla, kendi içinde başkalarına da kapısı açık bir ev kurmayı öğrenmek arasında geçiyor.

Hangisinin daha zor olduğunu bilmiyorum.

Ama bugün şunu biliyorum:

İnsan, sonunda döneceği yeri değil; döndüğünde karşılaşacağı kişiyi inşa ediyor.

Ve belki de insanın gerçek evi, hiçbir zaman dışarıda tamamlanmıyor.

Önce içinde kuruluyor.

Sonra sessizce, başkalarına da yuva olabilecek kadar genişliyor.

Sabah Işığı

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir