1-Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Merhaba öncelikle kendimi takdim edeyim. Ben Fidan Bahtiyar kızı. On sekiz
yaşında, Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesinin Türk dili ve edebiyatı
talebesiyim. Odlar yurdu Azerbaycan’ın kızıyım.
2-Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?
Şöyle söyleye bilirim küçük yaştan itibaren yazmaya başladım. Yazı yazmak
bana kendimi keşfetmeye öğretti. Ki ben o zaman on üç yaşında bir çocuktum.
3-Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Evet vardı. Şöyle ki, ilk romanım olan “Sehra gülü” romanı 13 yaşında yazmaya
başladım. Belki sizlere de komik gelecektir amma ben romanımı kaleme
almadan önce her karakterli yaşıyordum adeta. Evde yalnız olduğum zaman
yüksek sesle onların söyleyeceği sözleri söylerdim. Çocuk aklı işte. Okula
giderken olayların nerde? nasıl? olacağını düşünüyordum. Sonra dedim ki niye
bunu kaleme almayım? Ve küçük ellerimle siyah bir not defterine romanımı
yazmaya başladım.
4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın
bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Benim ilk öğretmenim hep annen olmuştur. Zira on sekiz yaşındayım hala da
benim canım öğretmenim siyah saçlı, bizim için her şeyin en iyisini isteyen
annemdir. Bana yazmayı, okumayı ilk o öğretti. Küçükken bana pek çok masal
kitapları alırdı, onlardan esinlenerek bana hep metin yazmayı söylerdi. Kitap
okumaya ve küçük küçük metinler yazmayı o zaman başladım. Ne yalan
söyleyeyim hiç bir zaman zararını görmedim tam aksine pek Çok faydasını
gördüm.
5-Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Öyle büyük bir deneyimim yok aslında. Dediğim gibi çocuktum. Dedim
“aklımda kalacağına, not defterimde kalsın” ve ondan sonra anladım ki ,
ben bunun için yeni yeni güzellikler yaratmak için, edebiyat için doğmuşum.
6-İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem
izlediniz?
İyi bir yazar olmak için bunu söyleyeyim, bir işi daha iyi yapmam için durmadan
o işin pratiğini yaparız, iyi yazar olmak için de o gerekli. Durmadan yeni
hikayeler yaratın. Yazdığınız hikayeyi bir daha kendiniz okuyun. Değiştirilmesi
gerekenleri tekrar değiştirin ve hikayeyi yeniden baştan yazın. O zaman farkı
anlayacaksınız. Zira ben denedim ve neticede “Sehra gülü” ortaya çıktı.
7-Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk kaleme aldığım kitap on üç yaşımda yazmış olduğum “Sehra gülü”
romanıdır. On sekiz yaşımda elime aldım. Bunun için de aileme ve dilek perime
teşekkür ederim. Hal hazırda yeni kitabım için çalışıyorum ismi “İran’ın
çocuklarıdır.
8-Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya
da etkenler nelerdir?
Dayılarım askerdi, ve ben de o zaman asker hikayelerini hep merak etmişimdir.
Ki, hakikaten meraklı bir insanım. Asker hikâyeleriyle beraber Şark ülkelerine
el husus İran’a hep bir merakım vardı. Çok eski tarihi ve bana ilginç gelen her
şeyi araştırmayı çok ama çok severim. Eh, işte demin de dediğim gibi çok
meraklı bir insanım. Dedim neden sevdiğim şeyleri bir araya getirmeyeyim. Hiç
kimseye söylemeden, kimseden yardım almayarak hem İran’ı, Afganistan’ı hem
de askeriyeyi araştırmaya başladım sonda ikisini de birleştirdim neticede
benim ilk göz ağrım olan “Sehra gülüm” hayatıma geldi.
9-Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen
planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi
yollarını çizdiği oluyor mu?
Yazmadan önce hep karakterlerin kaderini önceden planlarım. Sonraysa
kendimi sözlerin ahengine bırakırım.
10-Size ilham veren şeyler nelerdir?
Belki bir çok insana garip gelecektir. Benim ilham kaynağım bana hep “Senden
bir şey olmaz, sen hiç bir zaman yapamazsın” diyenler oldu. Ondan başka en
büyük ilham kaynağım dünyaya ebedi olarak gözlerini kapamış ve hiç bir
zaman Zer nişan yazlı bilekliğimi kolumdan çıkarmadığım ananem, sonraysa
bana okuma yazma alışkanlığı yaratan ilk öğretmenim olan Annem, ve beni
savaşçı bir prenses gibi yetiştiren, müstearımı almış olduğum canım
babamdır.
11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma
konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Yazma konusunda beni motive şey yazmayı çok sevmemdir. Üretken olduğum
zamanlar gerçekten o şeyi yazmak istiyor muyum? Sorusuna cevap “Evetse
üretken olduğum zaman işte o zamandır.
12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Şöyle ki, hayatımızın bir döneminde her şeye inancımızı kayıp ederiz. Öyle bir
zaman ki, hatta dünyada savaşları başlatmış olan AŞK-a bile inancımızı kayıp
ederiz. Romanım her daim aşka olan inancı onarmak , bir şeyi kayıp ettiğimizde
hayatın bitmediğini devam ettiğini onun bile hayatımıza bir katkıda
bulunduğunu göstermek için. Bunun için okuya bilirler.
13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz
mesajlar nelerdir?
Aşkın ve sanatın gücüne inam.
14-Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla
nasıl başa çıktınız?
Bazen hiç yazmayı istemiyorum, yazıyorum benim ne işime yarayacak ya? Diye
düşünüyorum lakin sonra “Hadi Fidan sen bunu istiyorsun. Bunu kendinde iyi
biliyorsun.” Deyip devam ediyorum.
15-Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl
geliyorsunuz?
Bir az kendime zaman ayırırım. En sevdiğim benim için artık işe dönen başkası
için sadece hobi olan kitap okuyorum. Bir az zaman sonra tekrar yazmaya
başlıyorum.
16-Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve
düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar
yapıyorsunuz?
Okuyucularımın dikkatini çekmek için kitabıma uygun görseller hazırlar ve onu
da videoya dönüştürürüm. Hatta okurumla dahi iyi bağ kurmak ve kendini
yakın his etmek için bazen eserimde okura müracaat ediyorum. Sanki kitap,
ben ve o üçümüz birlikte konuşuyoruz.
17-Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi
nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını
düşünüyorsunuz?
Bence baya baya katkısı var. Çünkü eğer yazar olmak istiyorsanız o edebi ortamı
görmeniz mutlaka gerekli. Hatta şöyle de motive ola bilirsiniz, ben bir defa
kitap fuarında bulundum ve orada benim en sevdiğim yazar vardı. Ben ondan
imzada aldım. O an o kadar mutluydum ki, bu mutluluğu ifade edecek çok az
kelime vardır. Dedim ki, bir gün bende kitap yazacağım hatta benim de imza
saatım olacak. Böyle bir hevese geldim böylelikle roman, hikaye yazma isteyim
daha da netleşmiş oldu.
18-Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek
istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Çalıştığım bir kaç proje var aslında. Bir tanesi ilki Ekim sonda Özbekistan’a
akademik dergi için makale göndereceğim. Sonra ikinci kitabım olan “İran’ın
çocukları” adlı romanımı yazmaya devam edeceğim.
19-Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan
geri dönüşler nelerdir?
Pek şaşırtıcı ve ya duygusal bir dönüş almadım. Çünkü kitabım daha yeni çıktı.
Lakin bir kaç okuyucusu var. Ki, onlardan biri de benim biricik canım
arkadaşım. Hatta yakın arkadaşımın bana yazdığı bir mesaj beni çok
güldürmüştü. Kendisi beni çok iyi tanıyor gerçekten. Ben ne yalan söyleyeyim
pek şiir seven bir insan değilim. Çünkü şiiri de ezberleye bilen bir insan da
değilim. “Sehra gülü” romanı okurken bana şöyle bir şey dedi: Arkadaşım şiir
sevmez, onu ezberleyemez amma romanımda şiir yazmış” bence çok haklı bir
isyan.) Çok gülmüştüm bu sözüne hakikaten. Ama kendisini çok çok
seviyorum. İyi ki de var.
20-Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi
tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Yazmaya, yaratmaya, her şeye rağmen edebiyata bağlanmaya ona olan
aşkınızı artırmaya çalışın. Edebiyat hayattır, bir yaşam felsefesidir. Daima
edebiyatın zarafetiyle yaşayan, zarafeti yaratan bir insan olun, efendim.
Daima edebiyatın ebediyetiyle yaşamanız dileğiyle, kendinize iyi bakın.
Hürmetle: Fidan Bahtiyar kızı. Diğer bir adıyla Sehra gülü.

