1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Halime SİLİ, hayatı, insanı ve sessizliğin ardındaki anlamları gözlemlemeyi seven bir anlatıcıyım. Yaşadıklarını, hissettiklerini ve tanık olduklarını kelimelerin süzgecinden geçirerek kâğıda döken; hayatın getirdiği rolleri taşırken bir yandan da kendi iç sesini diri tutmaya çalışan biriyim. Eserlerimin ardında, kendi kimliğinden ziyade anlattığı hikâyenin içtenliğiyle var olmayı seçen, okuruyla kalpten kalbe bir bağ kurmayı hedefleyen bir yazar duruyor.
2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
İnsanın içinde birikenlerin, artık zihnin ve kalbin duvarlarına sığmadığı bir eşik vardır. Benim için kırılma noktası, yaşanmışlıkların ve içsel sorgulamaların sadece bana ait kalmaması gerektiğini, yazıya döküldüğünde hem benim hem de okuyan bir başkasının yarasına dokunup onu iyileştirebileceğini fark ettiğim an oldu. Sustuklarımı kelimelere emanet etme kararı aldığım gün, yazarlığa ilk gerçek adımımı attım.
3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Geçmişin, anıların ve duygu yüklerinin bir araya geldiği çok dingin ama bir o kadar da derin bir geceydi. Zamanın durduğunu hissettiğim o anda, zihnimde dönüp duran düşünceleri sadece izlemek yerine onları satırlara sabitleme ihtiyacı duydum. Kalemi kâğıda dokundurduğum ilk an, aslında kendimle baş başa kaldığım en dürüst andı.
4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Erken yaşlarda kurduğum kitap dostluğu, dünyayı ve insan psikolojisini çok daha geniş bir pencereden görmemi sağladı. İnsan ruhunun girift yapısını anlatan, derinliği olan eserlerle büyümek, bugünkü üslubumun temelini oluşturdu. Süsleme kaygısından uzak, gözlemci, duygunun özüne odaklanan ve okurun zihninde hemen bir karşılık bulan sade ama vurucu dili o yılların birikimine borçluyum.
5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Hayatın dönüm noktalarından, aile bağlarından, kayıplardan, yeniden ayağa kalkışlardan ve insan bedeninin ile zihninin geçmişi nasıl sakladığına dair yaptığım içsel yolculuklardan sonra… Yaşanmışlıkların tesadüf olmadığını, her deneyimin anlatılmayı bekleyen bir hikâye barındırdığını gördüğümde bu yola adandım.
6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
İyi bir yazar olmanın ilk şartı kesintisiz bir samimiyet ve derin bir gözlem yeteneğidir. Kendi duygularına karşı dürüst olamayan biri, okuyucunun kalbine dokunamaz. Ben bu yolda disiplinli bir okuma süreciyle birlikte, kendi iç sesimi dinlemeyi yöntem edindim. Yazarken kurgudan ziyade duygunun hakikatine sadık kalmaya özen gösteriyorum.
7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk eserim, insanın kendi geçmişiyle, anılarıyla ve içsel dönüşümüyle yüzleşmesini konu alan; yaşanmışlıkların rehberliğinde şekillenmiş deeply otobiyografik ve kurgusal izler taşıyan bir yolculuk kitabıdır. Satırlarımda, kalbin ritmini ve hayatın içerisindeki sessiz çığlıkları bulmak mümkündür.
8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
İnsan ilişkileri, saklı kalmış duygular, kuşaktan kuşağa aktarılan görünmez izler ve bireyin kendini yeniden inşa etme mücadelesi. Bizi biz yapan ama çoğu zaman dile getiremediğimiz tüm o ince detaylar benim en büyük yazma gerekçemdir.
9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Başlangıçta zihnimde genel bir harita ve varılmak istenen bir durak oluyor; ancak yazma süreci başladığında karakterler adeta kendi nefesini alıp vermeye başlıyor. Bazen bir karakter, düşündüğümün çok dışında bir tepki vererek kendi patikasını açıyor. Karakterin kendi doğasına saygı duyup onun arkasından yürümek, hikâyeyi çok daha canlı kılıyor.
10- Size ilham veren şeyler nelerdir?
Bir insanın gözlerindeki dalgınlık, doğanın kendi içindeki o muazzam dengesi, sessiz bir yürüyüş anı, geçmişin yankıları ve bir zorluğun ardından gelen o içsel kabulleniş… İlham benim için büyük olaylarda değil, hayatın sıradan gibi görünen ama derin anlamlar taşıyan anlarında gizlidir.
11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Günün dış gürültülerden arındığı, zihnin berraklaştığı sabahın ilk saatleri ya da gecenin dinginliği benim için en üretken zamanlardır. Beni en çok motive eden şey ise yazdıktan sonra hissettiğim o hafifleme duygusu ve yazdıklarımın bir yerlerde, tanımadığım bir yüreğe tercüman olacağı düşüncesidir.
12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü bu satırlarda masalsı ve ulaşılmaz kahramanlar değil; düşen, kalkan, yaralanan ama her defasında yaşamı yeniden kucaklayan gerçek insan hikâyeleri var. Okur, bu sayfalarda dolaşırken sadece benim anlattıklarımla karşılaşmayacak; kendi sustuklarının, kendi içsel yolculuğunun da izini bulacak.
13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Hiçbir yara kalıcı bir yenilgi değildir; bilakis insanı olgunlaştıran, ışığın içeri girmesini sağlayan birer kapıdır. Geçmişin yüklerini anlamlandırıp dönüştürdüğümüzde, kendi hayatımızın gerçek mimarı olabiliriz.
14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
En zor yanı, yazarken kendi iç dünyanızdaki kapalı kapıları açmak ve yüzleşmesi cesaret isteyen anılara dürüstçe bakabilmektir. Bu süreç zaman zaman duygusal olarak yıpratıcı olabiliyor. Bu zorluğu, yazmayı bir yük değil, bir arınma ve iyileşme metodu olarak görerek aştım.
15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Tıkanıklık hissettiğimde kendimi asla zorlamam. Kelimelerin geri çekilmesini bir dinlenme çağrısı olarak kabul ederim. Uzun yürüyüşler yapmak, zihnimi farklı alanlara yönlendirmek, doğada vakit geçirmek veya sadece iyi bir kitap okuyarak kelimelerin kendiliğinden geri dönmesini beklemek en iyi ilacımdır.
16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Okur topluluklarıyla dijital platformlar üzerinden kurulan samimi bağlar, yerel edebiyat söyleşileri, kitap kulübü buluşmaları ve okurların doğrudan duygu paylaşımında bulunabileceği butik etkinlikler üzerinden ilerlemeyi tercih ediyorum. Gösterişten uzak, anlam odaklı buluşmalar önceliğimdir.
17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
O buluşmalar, yalnız bir odada kaleme alınan kelimelerin somut bir dünyadaki karşılığıdır. Bir okurun gözlerinin içine bakmak, yazdığınız bir cümlenin onun hayatında nasıl bir yer tuttuğunu duymak bir yazar için en büyük ödüldür. Okuyucu içinse, okuduğu satırların ardındaki ruha dokunma imkânı sunar.
18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
İnsan ilişkilerinin derinliklerine, içsel şifalanmaya ve bireyin kendi potansiyelini keşfetme yolculuğuna odaklanan yeni anlatılar üzerine çalışıyorum. İleride farklı edebi türlerde de kendimi denemek ve hikâyelerimi daha geniş kitlelere ulaştırmak hedeflerim arasında.
19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
“Bu satırları sanki beni tanıyormuş gibi, benim söyleyemediklerimi dile getirmek için yazmışsınız” şeklinde gelen mesajlar beni her zaman derin bir hisdaşlık duygusuyla doldurur ve duygulandırır. Tanışmayan insanların aynı cümlede buluşabilmesi mucizevi bir şey.
20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Kendi sesinizi bulmaktan ve samimi olmaktan asla korkmayın. Başkalarına benzemeye çalışmak yerine kendi özgün deneyimlerinize güvenin. Çok okuyun, çevrenizi ve kendinizi tarafsızca gözlemleyin. Ve ne olursa olsun, yazma disiplininizi ve içsel heyecanınızı kaybetmeyin.

