1. Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Baran Saldanlı. Eğitim hayatım mühendislik ve işletme üzerine şekillendi. Ancak mesleki yolculuğumun yanında beni asıl besleyen alan, insanın kendisini tanıma çabası oldu. Yıllardır bilinç, varoluş, tasavvuf ve insan psikolojisi üzerine okumalar yapıyor, bu konular üzerinde düşünüyorum. Yazarlığı da bu yolculuğun doğal bir uzantısı olarak görüyorum. Benim için kitap yazmak, bilgi aktarmaktan çok insanın kendi içine dönmesine vesile olabilecek sorular ortaya koyabilmektir. Okurun kitabı bitirdiğinde benden çok kendisiyle karşılaşmasını isterim.
2. Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Hayatın anlamı üzerine sorduğum sorular zamanla yalnızca bana ait olmaktan çıktı. Benzer arayışlar yaşayan insanların da aynı sorgulamaları yaptığını gördüm. İşte o noktada düşüncelerimi yazıya dökmek benim için bir ihtiyaç hâline geldi. Yazarlık benim gözümde bir hedef değil, uzun yıllar süren içsel yolculuğun doğal sonucudur.
3. Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Tek bir an olduğunu söyleyemem. Daha çok yıllar içinde biriken tecrübelerin, okumaların ve yaşadığım farkındalıkların oluşturduğu bir süreçti. İnsan bazen içindeki düşünceler belli bir olgunluğa ulaştığında onları paylaşmadan duramıyor. Benim yazma serüvenim de böyle başladı.
4. Okuma alışkanlıklarınızın etkisi?
Çocukluğumdan itibaren farklı alanlarda okumayı sevdim. Romanlardan felsefeye, psikolojiden tasavvufa kadar geniş bir yelpazede okumalar yaptım. Bu çeşitlilik yazı dilimi de etkiledi. Akademik görünmeye çalışan ağır bir anlatımdan ziyade, herkesin okuyabileceği sade ama derinlikli bir üslup oluşturmaya gayret ettim.
5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Hayatın farklı dönemlerinde yaşadığım sorgulamalar ve manevi arayışlar bana en büyük öğretmen oldu. Bazı cevaplar kitaplarda bulundu, bazıları yaşanmışlıklarda. Zamanla bu birikimi paylaşmanın da bir sorumluluk olduğunu hissettim.
6. İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir?
Bence iyi bir yazar önce iyi bir okur olmalıdır. Ardından iyi bir gözlemci ve iyi bir dinleyici… İnsanları anlamadan onlar için yazmak mümkün değil. Bunun yanında sabır da çok önemli. Yazının büyük kısmı ilham değil emektir. Ben de yazdığım her bölümü defalarca gözden geçirerek olgunlaştırmaya çalışıyorum.
7. İlk kitabınız ve diğer eserleriniz?
İlk kitabım Varım! Ama Neden? oldu. Bu kitapta insanın varoluşuna dair en temel soruların peşinden gittim. Ardından Sonsuzluğun Eşiği ile bilinç, hakikat ve insanın manevi yolculuğunu daha derin bir perspektiften ele aldım. Son kitabım Aradığın Sendin ise bu yolculuğun doğal bir devamı niteliğinde. Bu kitapta insanın dışarıda aradığı huzurun, mutluluğun ve hakikatin aslında kendi özünde bulunduğunu anlatmaya çalıştım. Geriye dönüp baktığımda bu üç kitabı birbirinden bağımsız eserler olarak değil, aynı arayışın farklı durakları olarak görüyorum. Her biri bir öncekini tamamlayan, insanın kendini tanıma yolculuğuna farklı bir açıdan ışık tutan çalışmalar oldu.
8. Konuları seçmenizi sağlayan etkenler?
Yalnızca beni gerçekten düşündüren konular üzerine yazıyorum. Çünkü inanıyorum ki yazarın kendi içinde karşılığı olmayan bir düşünce okurda da karşılık bulmaz. Yazılarımın çıkış noktası her zaman samimi bir meraktır.
9. Karakterleri planlıyor musunuz?
Ben daha çok düşünce kitapları yazıyorum. Bu yüzden benim metinlerimde yolculuk yapan karakterlerden çok fikirler oluyor. İlginç olan ise yazma sürecinde bu fikirlerin bazen beni de şaşırtacak yeni bağlantılar kurmasıdır. Bu yüzden yazmak benim için aynı zamanda öğrenme sürecidir.
10. Size ilham veren şeyler nelerdir?
İlhamı olağanüstü olaylarda değil hayatın içinde buluyorum. Sessiz bir yürüyüş, bir çocuğun sorusu, bir ayet, bir şiir ya da günlük hayatta yaşanan küçük bir farkındalık bile yeni bir bölümün başlangıcı olabiliyor.
11. En üretken olduğunuz dönemler?
Zihnimin sakin olduğu dönemlerde çok daha verimli yazıyorum. Yazmak benim için yalnızca üretmek değil, önce dinlemek anlamına geliyor. İçimde anlatacak kadar olgunlaşmış bir fikir oluştuğunda üretkenlik zaten kendiliğinden geliyor.
12. Okuyucular neden kitabınızı okumalı?
Ben hiçbir zaman ‘Mutlaka kitabımı okuyun.’ diyen bir yazar olmadım. Ancak hayatın yalnızca günlük koşuşturmacadan ibaret olmadığını hisseden, kendisini daha yakından tanımak isteyen ve varoluş üzerine samimi sorular taşıyan insanlar kitaplarımda kendilerinden bir şey bulabilir. Amacım cevap vermek değil; doğru soruları birlikte aramak.
13. Ana fikirler?
Kitaplarımın ortak mesajı şudur: İnsan çoğu zaman aradığı huzuru dış dünyada arıyor, oysa asıl dönüşüm kendi içine yöneldiğinde başlıyor. Kendini tanımaya başlayan insan, hayata, diğer insanlara ve Allah’a bakışını da dönüştürmeye başlıyor.
14. Yazmanın zor yanları?
En zor tarafı zihinde hissedilen derinliği kelimelere eksiksiz aktarabilmek. Bu nedenle yazılarımı birçok kez yeniden okuyup sadeleştiriyorum. Okurun metni rahat okumasını ama üzerinde uzun süre düşünmesini istiyorum.
15. Tıkanıklık yaşadığınızda?
Yazıyı zorlamıyorum. Okuyorum, düşünüyorum, yürüyüş yapıyorum. Bazen hiçbir şey yapmamak bile zihni dinlendiriyor. Yazının yeniden akacağı zamanı beklemek bana daha doğru geliyor.
16. Kitapları tanıtmak için?
Röportajlar, söyleşiler, sosyal medya paylaşımları ve okur buluşmaları önemli araçlar. Fakat en güçlü tanıtımın hâlâ bir okurun başka bir okura yaptığı samimi tavsiye olduğuna inanıyorum.
17. Kitap fuarlarının önemi?
Kitap fuarları benim için yalnızca imza günü değil, gerçek bir fikir alışverişi ortamı. Okurun kitabı nasıl yorumladığını doğrudan dinlemek hem yazarlığımı besliyor hem de yeni bakış açıları kazandırıyor.
18. Yeni projeler?
Şu anda aktif olarak üzerinde çalıştığım yeni bir kitap bulunmuyor. Yazmayı planlanmış bir üretimden çok doğal bir birikimin sonucu olarak görüyorum. İlerleyen yıllarda paylaşmaya değer yeni düşünceler oluşursa, bunların yeni bir kitaba dönüşmesini elbette isterim.
19. En etkileyici geri dönüş?
Bir okurun bana ‘Kitabınızı okuduktan sonra kendime bakışım değişti.’ demesi beni çok etkilemişti. Yazının gerçek değeri, insanın hayatında bıraktığı küçük ama kalıcı izdir.
20. Yazar adaylarına tavsiyeniz?
Bol bol okuyun, gözlem yapın ve acele etmeyin. Kendi sesinizi bulmaya çalışın. Başkalarını taklit ederek iyi bir metin yazabilirsiniz ama yalnızca kendi sesinizi bularak kalıcı olabilirsiniz. Yazarlık, önce insanın kendisini tanıma yolculuğudur.

