RÖPORTAJ:CEVDET GÜNER

CEVDET GÜNER –

1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Cevdet Güner. Hukuk fakültesi mezunuyum. Mezuniyetimin ardından satış, sözleşme ve proje yönetimi gibi farklı alanlarda çalıştım. Fakat bütün bu süreçlerin yanında, hatta belki de biraz gerisinde, hep edebiyat vardı.

Yazmak benim için zaman içerisinde bir uğraştan çok, yapmak istediğim asıl şeye dönüştü. Bugüne kadar çeşitli edebiyat dergilerinde eserlerim yayımlandı ve kitaplarım okurla buluştu. En büyük hayalim ise edebiyatın içerisinde kendime kalıcı bir yer açabilmek ve yazarlığı hayatımın merkezine daha fazla koyabilmek.

Dünyayı, insanları ve yaşadıklarımı gözlemleyip bunları kendi anlatım biçimimle ifade etmeyi seviyorum. Sanırım beni en iyi tanımlayan tarafım da bu.

2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Aslında tek bir kırılma noktasından söz etmek zor. Yazmak benim için zaman içerisinde bir ihtiyaç hâline geldi. Bir noktadan sonra bazı şeyleri yalnızca düşünmenin veya konuşmanın yetmediğini, onları yazıya dönüştürmem gerektiğini fark ettim.

Özellikle kendi dünyamı, insan ilişkilerini, toplumdaki çelişkileri ve insanın kendisiyle kurduğu ilişkiyi sorgulamaya başladığım dönem benim için önemli bir dönüm noktasıydı.

3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Aslında içimde uzun zamandır dışarıya çıkarmadığım, sürekli taşan bir doluluk vardı. Bir şeyler anlatmak, biriktirdiklerimi bir şekilde dışarıya çıkarmak istiyordum ama bunun yazmak şeklinde olacağını henüz bilmiyordum.

Covid dönemiydi. Herkesin kendi içine biraz daha kapandığı bir dönem. Bir gün arkadaşlarımla vakit geçirdik, akşam eve döndüm. Biraz da çakırkeyif  halde oturup yazmaya başladım. Aslında oldukça sıradan, hatta önemsiz bir gündü. O sırada bunun hayatımda böyle bir yere geleceğini hiç düşünmüyordum.

Fakat yazdıkça devamı geldi. Bir metin başka bir metni, bir fikir başka bir fikri doğurdu. Sonra dönüp baktığımda, o sıradan akşamın benim için yazarlığın başlangıcı olduğunu fark ettim.

4-Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Okuduklarımızın, farkında olmasak bile, yazdığımız metinlerde bir iz bıraktığına inanıyorum. Gençlik dönemimde farklı türlere ve farklı yazarlara yönelmem, zaman içerisinde kendi sesimi aramamı sağladı.

Ancak bugün geçmişte okuduğum her şeyin etkisinden bilinçli olarak sıyrılmaya da çalışıyorum. Bir yazarı taklit etmekten ziyade, okuduklarımdan beslenip kendi anlatım biçimimi oluşturmak benim için daha önemli.

5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Aslında “yazar olmaya karar verdim” dediğim kesin bir gün olmadı. Yazdıkça ve yazdıklarım yayımlandıkça bunun hayatımda geçici bir uğraş olmadığını anladım.

Dergilerde yayımlanmaya başlamam, okurlardan geri dönüş almam ve zaman içerisinde kitaplarımın oluşması bu kararın doğal olarak pekişmesini sağladı.

6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmak için öncelikle iyi bir okur olmak gerektiğini düşünüyorum. Ama yalnızca çok okumak da yeterli değil. İnsanın içinde söyleyecek, anlatacak, sorgulayacak bir şeylerin de olması gerekiyor. Biriktirmek, gözlemlemek, insanı anlamaya çalışmak ve bütün bunları kendine ait bir dille aktarabilmek önemli.

Ben de bu süreçte çok okuyarak, yazarak ve zaman içerisinde kendi sesimi arayarak ilerledim. Yazdıkça neyi anlatmak istediğimi ve bunu nasıl anlatmak istediğimi daha iyi anlamaya başladım.

7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

Kaleme aldığım ilk kitap Doyumsuzluk. Covid döneminde yazmaya başladığım bir kitaptı. İlginç olan ise hayatın bir cilvesi olarak, ilk yazdığım kitap olmasına rağmen en son yayımlanan kitabımın da Doyumsuzluk olması.

Bunun dışında farklı dönemlerde kaleme aldığım başka kitaplarım ve çalışmalarım bulunuyor. Her birinin yazarlık yolculuğumda farklı bir döneme karşılık geldiğini düşünüyorum.

8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

İnsan. Özellikle insanın kendi içindeki çelişkileri beni çok ilgilendiriyor.

İnsanın istediği şeyle yaptığı şey arasındaki fark, yalnızlık, ilişkiler, toplumun birey üzerindeki etkisi, doyumsuzluk, anlam arayışı ve insanın kendisiyle kurduğu ilişki yazarken tekrar tekrar karşıma çıkan meseleler.

Bazen bir fikirden yola çıkıyorum, bazen bir karakterden, bazen de tek bir cümleden.

9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

İkisi de oluyor. Hikâyenin ana çatısını genellikle kafamda oluşturuyorum ama karakterleri yazmaya başladığımda onların beni şaşırtmasına da izin veriyorum. Çünkü karakterin her hareketini önceden belirlediğinizde bazen metin fazla mekanik hâle gelebiliyor. Bir noktadan sonra karakterin kendi mantığı içerisinde hareket etmesine izin vermek hikâyeyi daha doğal kılıyor.

10- Size ilham veren şeyler nelerdir?

İnsanlar, gündelik hayat, şehirler, yalnızlık, ilişkiler, gözlemlediğim küçük ayrıntılar ve bazen de tamamen sıradan görünen bir olay.

Ayrıca başka sanat dallarından da besleniyorum. Bir film, bir şarkı, bir fotoğraf veya yalnızca duyduğum bir cümle bile bir hikâyenin başlangıç noktası olabiliyor.

11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Kendimi zihinsel olarak daha sakin hissettiğim dönemlerde daha üretken oluyorum. Benim için yazmak biraz iç dünyayla ilgili bir süreç.

En büyük motivasyonum ise yazmadığım zaman zihnimde biriken şeyler. Bazen bir hikâyeyi yazmak istemekten çok, onu yazmadan rahat edemediğimi hissediyorum.

12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Ben okura “şu nedenle kitabımı okumalısınız” demekten ziyade, kitabın okurda bir soru bırakmasını önemsiyorum.

Kitaplarımın herkes tarafından aynı şekilde okunmasını istemiyorum. Bir okurun metinden başka, diğerinin tamamen farklı bir şey çıkarması benim için daha değerli.

Eğer okur kitabı kapattıktan sonra bir süre hikâyeyi, karakteri veya kendisini düşünüyorsa, bence kitap amacına ulaşmıştır.

13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Tek bir mesaj vermekten özellikle kaçınıyorum. Edebiyatı biraz da okurun kendi anlamını oluşturduğu bir alan olarak görüyorum.

Ama kitaplarımın merkezinde insanın kendisiyle, çevresiyle ve hayatla kurduğu ilişki var. Kendi seçimlerimiz, arzularımız, korkularımız ve bazen de kendi yarattığımız çıkmazlar üzerine düşünmeyi önemsiyorum.

14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Yazmanın en zor taraflarından biri, kendi metninizle aranıza mesafe koyabilmek. Bir metne günlerce, aylarca emek verdiğinizde onun eksiklerini görmek kolay olmuyor.

Bir diğer zor taraf ise edebiyatın sabır isteyen bir alan olması. Yazmak, yayımlamak ve okura ulaşmak arasında uzun zamanlar olabiliyor.

Bunlarla başa çıkmanın yolu ise yazmaya devam etmek ve tek bir sonuçtan kendinize değer biçmemek.

15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Kendimi zorlamıyorum. Bazen yazmamak da yazma sürecinin bir parçası.

Okuyorum, yürüyüş yapıyorum, insanları ve çevremi gözlemliyorum. Bir süre metinden uzaklaştığımda bazen hiç beklemediğim bir anda yeni bir fikir geliyor.

En önemlisi de tıkanıklığı bir başarısızlık olarak görmemek. Her yazarın üretmediği dönemler olabilir.

16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Dergiler ve edebiyat çevresi benim için önemli bir alan. Şimdiye kadar farklı edebiyat dergilerinde eserlerim yayımlandı. Bunun yanında sosyal medya üzerinden de kitaplarımı ve yazılarımı duyurmaya çalışıyorum.

Okurla doğrudan iletişim kurmayı da önemsiyorum. Çünkü bir kitabın yayımlandıktan sonra kendi başına bir hayatı olduğunu düşünüyorum.

17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Yazar ile okur arasındaki mesafeyi ortadan kaldırdığı için çok değerli buluyorum.

Bir kitabı yazarken karşınızda gerçek bir okur yok; ama fuarda kitabınızı okumuş bir insanla karşılaştığınızda metnin sizden çıktıktan sonra nasıl bir hayat yaşadığını görüyorsunuz.

Ayrıca eleştirileri ve farklı yorumları doğrudan duymak, bir yazar için önemli bir deneyim.

18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Evet, edebiyatın dışında da kendimi geliştirmek istediğim alanlar var. Özellikle televizyon sektörü ve senaristlik ilgimi çekiyor. Yazarlığın farklı anlatım biçimlerine taşınabileceği bir alan olduğunu düşünüyorum.

İleride senaryo yazmak, televizyon sektöründe işler üretmek ve kim bilir, belki bir gün yönetmenliği de denemek gibi hayallerim var. Şimdilik bunları keşfetmek istediğim yeni alanlar olarak görüyorum.

19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Bir okurun kitabınızdaki bir karakteri veya yaşanan bir olayı kendisiyle ilişkilendirmesi benim için çok etkileyici.

Çünkü yazar olarak sizin için belirli bir anlam taşıyan bir cümlenin, başka bir insanın hayatında tamamen farklı bir karşılığı olabiliyor.

Bazen okurlardan “kitabı okuduktan sonra uzun süre düşündüm” şeklinde geri dönüşler alıyorum. Açıkçası benim için en değerli geri dönüşlerden biri bu.

20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Ben de hala bu yolculuğun içerisinde olan biri olarak, öncelikle kendi seslerini bulmaya çalışmalarını söylerim. Çok okumak, farklı yazarlardan beslenmek önemli ama bir noktadan sonra insanın kendi cümlesini, kendi dünyasını kurabilmesi gerekiyor.

Bir de sabırsız olmamak gerektiğini düşünüyorum. Ülkemizde edebiyat artık oldukça niş ve görünürlüğü sınırlı bir alan. Dolayısıyla yazdığınız bir şeyin hemen fark edilmesini veya geniş kitlelere ulaşmasını beklemek kolay değil.

Benim de hala öğrenmeye ve kendimi geliştirmeye devam ettiğim bir süreç. O yüzden verebileceğim en samimi tavsiye: yazmaya devam etmeleri, kendi seslerini aramaları ve bütün bunlar olurken sürece biraz zaman tanımaları.

İlgili Yazılar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir