RÖPORTAJ:HADRA AYDAN

VARYASYON KALEMLER DERGİSİ RÖPORTAJI

​

​1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Ben Hadra Aydan; kökleri Antakya’nın o büyüleyici, çok kültürlü ve kadim topraklarına uzanan bir yazarım. Yaşam koçluğu ve manevi danışmanlık yaparak çalışmalarımı sürdürüyorum. Ruhsal uyanışı, tasavvufi derinliği, mitolojiyi ve kadim öğretileri hayatımın merkezine alan biriyim. Antakya’nın mistik atmosferinde başlayan bu yolculuğu, uyanış yazıları ve kendi deneyimlerimi kurgusal/şiirsel bir dille aktarıyorum. Kelimeler benim için sadece birer araç değil; ruhumun, içsel yolculuklarımın ve şifalanma çabalarımın en sadık yoldaşıdır.

​2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?

Yazmaya olan merakım aslında ortaokul yıllarına kadar uzanıyor; o dönemden beri düzenli olarak yazıyordum. Ancak içimdeki o asıl büyük patlama 2017-2018 yıllarında yaşandı. Sonrasında girdiğim o derin ruhsal yolculuk, tasavvufa merak salmam ve evrenin sırlarını keşfetme arzum yazdıklarımın yönünü tamamen değiştirdi. Kendi iç dünyamı ve ilahi nizamı keşfetme arzum, bu birikimi kaleme dökmemdeki en keskin kırılma noktası oldu.

​3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Spesifik tek bir andan ziyade, ortaokul yıllarından itibaren içimde büyüyen o yazma dürtüsü ve Antakya’nın o mistik atmosferinde biriken hissiyatlarım vardı. Çocukluğumdan beri içimde sönmeyen o ifade etme arzu ve merakı, kelimeleri kağıda dökmeme vesile oldu. İçeride biriken o yoğun enerjiyi başka türlü serbest bırakamayacağımı anladığımda kalem elimde buldu kendini.

​4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Çocukluğumda ve gençliğimde sadece kitapları değil, içinde yaşadığım coğrafyanın insanlarını, hikayelerini, ezgilerini ve inançlarını okurdum. Antakya’nın kültürel zenginliği, farklı seslerin bir arada uyum içinde yaşayışı dilimin tuvalini çok renkli kıldı. Tasavvufi metinler, şiirler, mitolojik anlatılar ve insan ruhuna dokunan her türlü kaynak, bugünkü üslubumun hem akışkan hem de derinlikli olmasını sağladı.

​5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Ortaokuldan beri düzenli yazmama rağmen, asıl yazar olma bilincine 2017-2018 yıllarındaki o büyük patlama ve sonrasındaki ruhsal yolculuklarım sayesinde ulaştım. Tasavvufa merak salmam, Habib-i Neccar Dağı’ndaki manevi deneyimlerim, spiritüel seanslar, meditasyon ve besmelenin sırrındaki ilahi nizamı idrak etmem bu süreci tamamladı. Karar vermekten ziyade, bu bir varoluş ve içsel patlama zorunluluğuydu.

​6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmanın ilk şartı bence samimiyet ve kendi iç sesine karşı dürüst olmaktır. Kendi karanlığıyla yüzleşemeyen, başkasının ışığına ayna tutamaz. Ben bu yolda ortaokuldan beri gelen yazma alışkanlığımı, hayatın süzgecinden geçen deneyimlerle harmanladım. Hiçbir zaman “hadi bir şeyler yazayım” diye masaya oturmadım; yaşadım, hissettim, tasavvufla demlendim, rüyalarımın ve içsel sesimin rehberliğine teslim oldum.

​7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk göz ağrım yolculuğumun başlangıcı olan Bab Haydar şiirleri ilk eserim Hadra’nın Ruhsal Yolculuğu’dur. Bu eser, ruhun evrimini, arayışını, Antakya’nın manevi mirasını ve içsel dönüşümünü merkeze alır. Ardından bu yolculuğu elementler ve zamanlar arası tekamülle derinleştiren ikinci kitabım Tetra Nefesi Hadra geldi. Her iki kitap da birbirini tamamlayan, ruhsal katmanların nefesiyle yoğrulmuş eserlerdir.

​8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

En önemli etken, insanın içindeki potansiyeli ve evrenle olan bağını keşfetme arzusudur. Antakya’nın çok katmanlı yapısı, Habib-i Neccar’ın manevi iklimi, 2017-2018 sonrasında derinleşen tasavvufi bakış açım, besmelenin sırrındaki ilahi nizam ve elementlerin (toprak, su, ateş, hava) dengesi yazma serüvenimin ana omurgasını oluşturur.

​9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Ben şiir, vizyonlar ve ruhsal metinler ağırlıklı yazdığım için klasik anlamda bir roman kurgusundan ziyade bir bilinç akışı ve sezgisel akış hâkimdir. Ancak şunu söyleyebilirim ki, kelimeler ve mısralar yazılırken adeta kendi yollarını çiziyorlar. Bazen kağıda dökülen bir ilham, benim bile önceden öngöremediğim bir manevi kapıyı aralayabiliyor. Akış neye izin veriyorsa, ben sadece o yola refakat ediyorum.

​10- Size ilham veren şeyler nelerdir?

İlhamım yaşamın ve gayb aleminin kendisidir; toprak, su, rüzgar, ateş, Antakya’nın sokaklarındaki o kadim koku, manevi mekanları,tasavvufun derin sessizliği, rüyalarım, meditasyonlarım, trans halleri ve evrendeki gizemli tezahürler bana her daim ilham verir. Derin bir nefes almak bile bazen yazmak için yeterlidir.

​11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Genellikle gece sessizliğinde, dış dünyanın gürültüsü durulduğunda ve iç sesimle baş başa kaldığım demlerde, meditasyon sonrasında çok daha üretken oluyorum. Beni motive eden şey ise yazdığım bir cümlenin ya da mısranın birinin kalbine dokunabileceği, ona kendi özünü hatırlatabileceği düşüncesidir.

​12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Çünkü Hadra’nın Ruhsal Yolculuğu ve Tetra Nefesi Hadra, sıradan bir edebi metin olmanın ötesinde, okuyucuyu kendi içsel aynasına ve ruhsal laboratuvarına bakmaya davet eden birer rehber niteliğindedir. Okuyucu bu kitaplarda Antakya’nın sıcaklığını, elementlerin dengesini ve kendi ruhunun derinliklerini bulacak. Burası dış dünyaya değil, içeriye açılan bir kapıdır.

​13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Ana fikir kısaca şudur: İnsan, aradığı tüm cevapları dışarıda değil, kendi özünde, elementlerin dengesinde ve ilahi nizamın gizeminde bulabilir. Göçler, acılar ve ruhsal çalkantılar aslında ruhun olgunlaşma evreleridir. Birlik bilincine varmak ve içimizdeki o hakikatle tanışmak bu yolculuğun en temel amacıdır.

​14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Yazmak, kendi içindeki karanlıkla ve bastırılmış hakikatlerle yüzleşmeyi gerektirdiği için zaman zaman oldukça sancılıdır. İçerideki o yoğun vizyonları ve tasavvufi sorgulamaları kaleme dökmek yorucu olabilir. Bununla başa çıkmanın yegâne yolu teslimiyettir; kelimenin ve ilahi akışın rehberliğine güvenmek, yazdıkça hafiflemek.

​15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Tıkanıklığı yaşadığım anlarda kalemi zorlamam. Bilirim ki o an akış durmuştur ve ruhun dinlenmeye ihtiyacı vardır. Doğayla bağ kurmak, Antakya’nın kadim havasını zihnen solumak, elementlerle hemhal olmak ya da sadece sessizce beklemek tıkanıklığı kendiliğinden çözer. Akış zaten zamanı geldiğinde yeniden başlar.

​16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Sosyal medyanın gücünden ve dijital platformlardan yararlanıyorum. Hadra Akademi çatısı altında dijital ortamda meditasyon eğitimleri veriyor, Yaşam Koçluğu ve Manevi Danışmanlık yaparak bu bilgiyi paylaşan çalışmalar yürütüyorum. Amacım kitleleri sayılarla değil, kalpten kalbe kurulan köprülerle aydınlatmak.

​17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

Fuarlar ve okur buluşmaları, yazar ile okurun enerjisinin fiziksel olarak buluştuğu çok kıymetli anlardır. Bir okurun gözlerindeki o ışıltıyı görmek, “Kitabınız bana şifa oldu” cümlesini duymak tüm yorgunlukları unutturur. Okuyucuya birebir dokunmak, yazdıklarımın doğru adrese ulaştığını görmek benim için en büyük ödüldür.

​18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Şu an ilk iki kitabımın açtığı yoldan ilham alarak, ruhsal dönüşüm, elementlerin sırrı ve Antakya’nın gizemli dokusunu daha da derinleştiren yeni metinler ve projeler üzerinde çalışıyorum. Keşfetmek istediğim alan ise bu içsel bilgeliği farklı anlatım biçimleriyle harmanlayarak daha geniş kitlelerin kalbine ulaştırmak.

​19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

En çok duygulandığım dönüşler, okuyucuların kitabı okurken kendi iç dünyalarında derin bir arınma yaşadıklarını, içlerindeki düğümlerin çözüldüğünü söyledikleri anlardır. “Kitabınız bana kendimi hatırlattı” cümlesi, bir yazarın alabileceği en büyük ve en şifalı hediyedir.

​20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Asla başkası gibi olmasınlar; yazmak bir yarış değil. Sabırlı olsunlar, bol bol okusunlar, hissetsinler ve en önemlisi yazdıkları kelimenin sorumluluğunu taşıyacak kadar samimi olsunlar. Kalem onların kılıcı değil, aynası olsun.

İlgili Yazılar

3 Comments

Avarage Rating:
  • 0 / 10
  • Sevinç Matpan , 30 Eylül 2026 @ 23:17

    Heyecanla beklediğim ,merakla okuduğum , her sayfanın birer seans, her kelimenin şifa olduğu iki hazine sandığı ✨… Özümüzü kelimelerin rengiyle yansıttığı ,Sözümüzü Hadra’nın Ruhsal Yolculuğu’nda hatırlattığı, Tetra’nın Nefesi’nde yaşattığı bu iki eseri yazan kaleminiz keskin olsun ve kelaminiz tükenmesin ..
    Hiç düşünmeden alınıp okunması gereken , hikayelerinde kendinizi bulup özünüze döneceğiniz çiçekli yollar ve görünmez kapılar olan geçitler bulacağınız Muhteşem iki eser…

  • Saadet Araz , 1 Ekim 2026 @ 10:25

    Aydan hanım kitaplarınız muhteşem ruhu tok tutan başarı yolcularının aklında kıvılcımdan öte ateş bırakan gururumuzsunuz.💚👍

  • Emsal Anlar , 6 Ekim 2026 @ 14:33

    🌹💜👏🏻

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir