VARYASYON KALEMLER DERGİSİ RÖPORTAJ
1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?
Ben Hasret Göktaş. Okul öncesi öğretmeniyim ve çocuklarla çalışmak, onların dünyasını gözlemlemek hayatımın önemli bir parçası. Yazarlık benim için uzun yıllardır kurulmuş büyük bir planın sonucu değil; çocukların dünyasına duyduğum ilginin zamanla bir hikâyeye dönüşmesiyle başlayan bir yolculuk.
İlk kitabım Sincap Albi, 2026 yılında yayımlandı. Şu anda kendimi “yolun başındaki bir yazar” olarak görüyorum. Öğrenmeye, üretmeye ve çocukların dünyasına dokunabilecek hikâyeler anlatmaya devam etmek istiyorum.
2- Yazarlığa adım atmanızdaki asıl kırılma noktası ne oldu?
Çocuklarla geçirdiğim yıllar diyebilirim. Bir öğretmen olarak çocukların dünyayı nasıl algıladıklarını, nelere şaşırdıklarını, hangi küçük şeylerden büyük anlamlar çıkardıklarını sürekli gözlemliyorum.
Bir süre sonra bu gözlemler yalnızca sınıfta kalmamaya başladı. “Ben de çocuklara anlatmak istediğim bir hikâye yazabilirim.” düşüncesi oluştu. Sincap Albi de bu düşüncenin somutlaşmış hâli oldu.
3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?
Tek bir andan ziyade biriken birçok küçük an vardı. Çocukların farklılıklarla ilgili soruları, birbirlerini gözlemlemeleri, bazen çok basit bir davranışın altında büyük duygular taşıyabilmeleri beni etkiliyordu.
Sanırım bir noktada bu gözlemleri yalnızca kendi içimde tutmak yerine bir hikâyeye dönüştürmek istedim.
4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?
Çocukken okuduğumuz kitaplar aslında fark etmeden dilimize ve hayal dünyamıza yerleşiyor. Ben de çocuk kitaplarının yalnızca öğretici olmak zorunda olmadığını; çocuğu eğlendirebileceğini, düşündürebileceğini ve ona kendisini hissettirebileceğini düşünüyorum.
Bugün yazarken özellikle sade, akıcı ve çocukların dünyasına yakın bir dil kullanmaya dikkat ediyorum. Çünkü çocuk kitabında çok süslü cümlelerden ziyade çocuğun hikâyenin içine girebilmesi benim için daha önemli.
5- Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?
Öğretmenlik deneyimim bu kararın en önemli parçası. Çocuklarla her gün iletişim hâlinde olmak bana onların dünyasını yakından tanıma fırsatı veriyor.
Bir öğretmen olarak çocuklara kitap okurken yalnızca onların kitabı dinlemediğini, aynı zamanda karakterlerle kendileri arasında bağ kurduklarını görüyorum. Bu da benim “Ben de onların dünyasına ait bir hikâye bırakmak istiyorum.” dememi sağladı.
6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?
Bence iyi bir yazar olmanın tek bir formülü yok. Ama gözlemlemek, okumak, merak etmek ve eleştiriye açık olmak çok önemli.
Ben henüz yolun başındayım ve bunu özellikle belirtmek isterim. İlk kitabımla birlikte aslında yazarlığı öğrenmeye başladım. Kendime “Ben artık yazarım, her şeyi biliyorum.” demek yerine, her kitapta biraz daha gelişmek istiyorum.
7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?
İlk ve şu an için yayımlanmış tek kitabım Sincap Albi. Bu nedenle benim için ayrı bir yeri var. Çünkü yalnızca ilk kitabım değil, aynı zamanda yazarlık yolculuğumun başlangıç noktası. Bundan sonraki süreçte yeni hikâyeler üretmek ve çocuk edebiyatında kendime ait bir anlatım dili oluşturmak istiyorum.
8- Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?
Çocuklar ve onların dünyası.
Bir okul öncesi öğretmeni olarak çocukların birbirlerinden ne kadar farklı olduklarını ve bu farklılıkların aslında onları ne kadar özel kıldığını her gün gözlemliyorum.
Sincap Albi’de de bu düşünceden yola çıktım. Albi, diğer hayvanlardan farklı görünmesi nedeniyle dışlanıyor. Ancak hikâye ilerledikçe farklılığının onun eksikliği değil, onu özel yapan bir özelliği olduğunu görüyoruz.
9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?
Sincap Albi benim ilk kitabım olduğu için bu süreçte ikisini de deneyimlediğimi söyleyebilirim. Hikâyenin ana fikri ve karakterlerin temel özellikleri kafamda belirliydi. Fakat yazarken bazı ayrıntıların doğal biçimde şekillendiği anlar da oldu.
Bence yazmanın güzel taraflarından biri de bu. Bir karakteri siz oluşturuyorsunuz ama hikâyeyi yazdıkça onun nasıl davranacağını daha iyi tanımaya başlıyorsunuz.
10- Size ilham veren şeyler nelerdir?
Çocukların kendisi. Onların söylediği bazen çok basit bir cümle, sordukları bir soru, bir hayvana verdikleri anlam ya da bir arkadaşlarına karşı gösterdikleri davranış bile benim için ilham kaynağı olabiliyor.
Bunun dışında doğa, hayvanlar, günlük hayatta karşılaştığım küçük ayrıntılar ve insanların birbirleriyle olan ilişkileri de hikâyeler için güçlü birer kaynak.
11- En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?
Benim için belirli bir saatten çok zihnimin hikâyeye hazır olması önemli. Bir fikir geldiğinde onu not etmeye çalışıyorum; çünkü bazen çok küçük görünen bir fikir sonradan bir hikâyenin başlangıcı olabiliyor.
Beni en çok motive eden şey ise yazdığım bir hikâyenin bir çocuğa gerçekten dokunabileceğini düşünmek. Bir çocuğun kitabımı okuyup kendinden bir şey bulması, benim için satış rakamlarından çok daha anlamlı.
12- Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?
Çünkü Sincap Albi yalnızca bir sincabın hikâyesi değil. Kendini diğerlerinden farklı hisseden, dışlanan ya da “Ben neden onlar gibi değilim?” diye düşünen her çocuğun kendinden bir parça bulabileceği bir hikâye olduğunu düşünüyorum.
Çünkü Albinizm ile ilgili farkındalık oluşturmayı amaçladığım bir kitap.
Üstelik bunu doğrudan öğüt vererek değil, bir hayvan karakter üzerinden, çocukların dünyasına uygun ve sıcak bir hikâyeyle anlatmaya çalıştım.
13- Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?
Sincap Albi’nin temel mesajı farklılıklarımızın bizi eksik değil, özel yaptığı. Albi’nin diğer hayvanlardan farklı görünmesi nedeniyle dışlanması üzerinden kabul görme, arkadaşlık, empati ve farklılıklara saygı gibi konulara değiniyorum.
Çocuğa “Herkes aynı olmalı.” demek yerine “Herkes farklı olabilir ve bu çok güzel bir şey.” duygusunu vermek istedim.
14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?
Benim için en zor taraflardan biri, ortaya koyduğunuz bir eseri başkalarının değerlendirmesine açmak.
Bir kitabı yazdığınızda aslında biraz kendinizden de bir şey bırakıyorsunuz. Sonra o kitap okuyucunun oluyor ve farklı yorumlarla karşılaşıyorsunuz.
Bununla başa çıkmanın yolu, eleştiriyi kişisel algılamamak ve her geri bildirimi kendini geliştirmek için değerlendirmek. Zaten ben hâlâ öğrenme aşamasındayım.
15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?
Henüz çok yeni olduğum için bu konuda yıllardır uyguladığım bir yöntemim olduğunu söyleyemem. Bence bunu söylemek daha doğru olur.
Ama kendimi zorlamak yerine bazen hikâyeden uzaklaşıp günlük hayatın içine dönmeyi tercih ediyorum. Çünkü özellikle çocuklarla çalışan biri olarak, bazen en güzel fikir hiç beklemediğiniz anda karşınıza çıkabiliyor.
16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?
Şu anda bu konuda yolun başındayım. Sosyal medyayı aktif olarak kullanarak hem kitabımı hem de çocuk kitaplarıyla ilgili içerikleri paylaşmaya çalışıyorum.
Özellikle “Bir Kitap, Bir Çocuk” adıyla çocuk kitaplarını tanıttığım bir içerik serisi oluşturdum. Amacım yalnızca kendi kitabımı tanıtmak değil; çocukların iyi kitaplarla buluşmasına katkı sağlamak.
İlerleyen süreçte kitap fuarları, imza günleri ve çocuklarla bir araya gelebileceğim etkinliklerde daha fazla yer almak istiyorum.
17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?
Benim için özellikle önemli çünkü yazarlık yolculuğumun henüz başındayım. Bir yazarın kitabını yazması bir süreç, fakat okuyucunun o kitapla ne hissettiğini görmek bambaşka bir deneyim. Çocuklarla ve ailelerle doğrudan bir araya gelmek, kitabın onlarda nasıl bir karşılık bulduğunu görmek bana da yeni şeyler öğretecektir.
Aynı zamanda yeni bir yazar olarak yalnızca okuyucudan değil, diğer yazarlardan ve çocuk edebiyatının içinde olan insanlardan da öğrenebileceğim çok şey olduğunu düşünüyorum.
18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?
Elbette var. Ancak henüz çok yeni olduğum için üzerinde çalıştığım her fikri “yeni kitabım geliyor” şeklinde duyurmak istemiyorum.
Şu anda çocukların duygusal dünyasına, farklılıklarına, arkadaşlık ilişkilerine ve çevreyle kurdukları bağa değinen yeni hikâye fikirleri üzerinde düşünüyorum.
Benim için bundan sonraki kitaplarda en önemli şey, ilk kitabın üzerine gerçekten bir şey koyabilmek.
19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?
İlk kitabım olduğu için henüz çok uzun bir okuyucu geçmişim yok. Bu nedenle yıllardır gelen yüzlerce geri dönüşten bahsetmem doğru olmaz.
Ama çocukların hikâyedeki karakterlerle bağ kurduğunu görmek ve yetişkinlerden kitabın verdiği mesajın çocuklarla konuşulmaya vesile olduğunu duymak beni çok mutlu ediyor.
Beni en çok duygulandıran geri dönüş ise “Sizin kitabınızı okumadan uyumak istemiyor.” oldu.
Bence yeni bir yazar için en güzel geri dönüşlerden biri, bir çocuğun kitabı gerçekten sevmesi ve hikâyeyi kendi dünyasında devam ettirmesi.
20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?
Öncelikle yazmaktan korkmasınlar. Ama yalnızca “Benim bir hikâyem var.” demekle yetinmesinler; okumaya, araştırmaya ve kendilerini geliştirmeye devam etsinler.
Ben de bu yolculuğun başındayım ve öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu oldu: İlk kitabı çıkarmak yolun sonu değil, başlangıcı.
Kendini hemen büyük bir yazar olarak görmeye çalışmak yerine, her yeni kitapta biraz daha iyi olmaya odaklanmak gerektiğine inanıyorum. Çünkü yazarlık benim için bir unvan değil; sürekli devam eden bir öğrenme ve üretme süreci.

