RÖPORTAJ:KÜBRA AFACAN

1- Eser sahibi kimdir? Sizi yakından tanıyabilir miyiz?

Merhabalar. Ben Kübra Afacan. 1997 yılında İstanbul’da doğdum. Balıkesirliyim. Düzce Üniversitesi Gölyaka Meslek Yüksekokulu Grafik Tasarım bölümünden mezun oldum. Grafikerim, masal anlatıcısıyım ve yazarım. Bazı zamanlarda gönüllü olarak kadınlar arasında yapılan skeç gösterilerinde rol alıyorum. İlkokul yıllarımdan itibaren yazmaya devam ediyorum. Allah’ın izniyle, ömrüm yettiğince yazmaya devam edeceğim.

2- Yazarlığa adım atmanızda ki asıl kırılma noktası ne oldu?

Aslında kırılma noktası diyemem. Fakat ilkokul öğretmenim Havva Tezbaşaran’ın anneme “sakın Kübra’yı engelleme. O hep hikâyeler yazsın, resimler çizsin. O çok güzel yerlere gelecek” demesi beni teşviklendirmişti. Çünkü yazdıklarımın hep kağıtlarda kalacağını ve kimsenin okumayacağını düşünüyordum ama öğretmenimin çok beğendim demesi ve daha sonraları sınıf arkadaşlarımın da sen çok güzel hikayeler yazıyorsun demesi üzerine yazmaya devam ettim.

3- Sizi ilk kez kalemi elinize almaya iten özel bir an var mıydı?

Anlatma isteği diyebilirim. Çünkü yazmak, konuşmaktan daha cazip geldi. Madem konuşarak anlatamıyorum, o halde yazarım demiştim. Elbette bir anlayan çıkar diyerek, kalemi elime aldım. O gün bugündür hikâyeler bana, ben onlara yoldaşım.

4- Çocukluğunuzdaki veya gençliğinizdeki okuma alışkanlıklarınızın bugünkü yazım dilinize ve üslubunuza nasıl bir etkisi oldu?

Çocukluğumda ve gençliğimde kitap okumadan yazabilirim diye düşünmüştüm. Fakat belli bir okuma kültürü oluşturduğumda, okumanın yazmak için ne kadar önemli olduğunu idrak ettim. Okuduğum kitaplar sayesinde kelime dağarcığım gelişti ve farklı bakış açıları öğrendim. Önceden yazmak için ağdalı bir dile ve bolca betimlemeye ihtiyaç duyuyordum ama artık bolca betimleme yapmak yerine sade bir dille ve az betimlemeyle anlatıyorum.

5. Hangi deneyimlerden sonra yazar olmaya karar verdiniz?

Lise öğretmenim Yasemin Kuloğlu’na ilk romanımı mail üzerinden göndermiştim. Yazdım ama basılacak kadar güzel bir eser olmadı diye düşünüyordum. Sonra öğretmenim “Bu roman basılmalı” dediğinde şaşırmıştım. Acaba ben de bir gün yazar olur muyum diye düşünürdüm ama bir yerlere yazılarımı göndermeye cesaret edemezdim. Hocamın ve ailemin teşvikleriyle yazar olmaya karar verdim.

6- İyi bir yazar olmanın şartları nelerdir, siz bu yolda nasıl bir yöntem izlediniz?

İyi bir yazar olmak, iyi bir okuyucu olmaktan geçer derler. Bu sözün doğruluğuna inanıyorum. Çünkü kalemimiz okudukça ve yazdıkça gelişiyor. Bana “çok oku, gez, gözlemle ve çokça yaz ” öğütlerinde bulunan çok yazar ve şair oldu. Allah onlardan razı olsun. Onların öğütleriyle ufkum genişledi, kalemim gelişti. İnsanları, eşyaları ve hayatı gözlemek gerekiyor. Çünkü görmeyi bilirsen, bir eşya bile çok şey anlatabilir. Yargılamadan gözlemlemek gerektiği kanısındayım. Yargılamadan, kınamadan sadece gözlemlemek… Bir insanı en iyi bu gözle tanırsınız.

7- Kaleme aldığınız ilk kitap nedir ve varsa diğer kitaplarınız nelerdir?

İlk kitabım 2024 yılında Çıra Yayınlarından çıkan İnsan Müzesi romanımdır. Romanımda hayatını ailesinin idealleri arasında geçiren, mutsuz bir adamı anlattım. Bir şeyleri değiştirmek isteyen karakterimiz anılar sokağında ve aklının oyunlarında kayboluyordu. Şu an ikinci romanım Kar  Yangını üzerine çalışıyorum. İnşallah bu yıl çıkmasını planlıyorum.

8. Kitaplarınızdaki konuları yazmaya yönlendiren en önemli etken ya da etkenler nelerdir?

Türk Edebiyatında ya da Dünya Edebiyatında olsun, erkeklerin dilinden kadınları anlatan çok roman okuyoruz. Fakat kadınların dilinden erkekleri anlatan eserlerin sayısı azdır. Ben de bundan mütevellit romanlarımda baş karakteri erkek yaparım. Toplumumuzda “erkekler ağlamaz, erkekler güçlü durmak zorundadır” gibi bir kanı vardır. Bu düşünceye katılmıyorum, her insan ağlamalıdır ve insan her zaman güçlü olamazdır. O yüzden romanlarımda erkeklerin iç dünyasını, kırgınlıklarını ve hatalarını anlatıyorum.

İnsan bazen birisinin onu anlamasına ihtiyaç duyuyor. Ben de yazdığım konularla umutsuzluğun içinde de umut vardır diyorum. Sevgili okurum seni anlıyorum diyerek yazıyorum. Romanlarımda özellikle ölüme ve aşka yer veriyorum. Çünkü ölüm hayatın olağan akışındadır ve yaşamla ölüm iç içedir. Aşk duygusuna gelecek olursam, aşkın binlerce hali vardır. Bunun içine ayrılık, kavuşmak, özlem, vefa gibi pek çok duygu girer. Aşkı bu duygularla ele alıyorum. Ne yazık ki bazen aşk duygusunu yanlış anlatan, anlattıklarının aşkla hatta sevgiyle bile alakası olmayan roman, dizi ve filmlere rastlıyorum. Bu yanlışı ve yanlış düşünceleri düzeltebilmek için o konunun üzerinde duruyorum. Eğer bir yanlış görüyorsak düzeltmemiz lazım. Romanlarımda bu gibi yanlışları düzeltmeye çalışıyorum.

9- Hikâyeyi kurgularken karakterlerinizin kaderini önceden tamamen planlıyor musunuz, yoksa yazım sürecinde karakterlerin kendi yollarını çizdiği oluyor mu?

Ana iskeleti planlıyorum ama roman yazarken de eklediğim, çıkardığım yerler oluyor. Genellikle romanın ortasını kurgular, başına ve sonuna bir türlü karar veremem. Karakterin başlangıcı ve sonu yazarken ortaya çıkar. Bütün karakterlerimin  kendine has bir yolu vardır. Bazılarını okura sunarım, bazıları onlara kalır.

10- Size ilham veren şeyler nelerdir?

Okuduğum kitaplar, izlediğim filmler, dinlediğim müzikler ya da bir duyguyu ya da olayı fazla içselleştirmem diyebilirim.

11-En çok hangi dönemlerde üretken oluyorsunuz ve yazma konusunda sizi en çok motive eden şey nedir?

Daha çok sonbahar ve kış mevsiminde üretken oluyorum diyebilirim. O aylarda gece vakti gökyüzüne bakıp, uzun uzun düşünmeyi daha çok seviyorum. Romanlarımda da kar ve yağmur gibi hava olaylarına yer verince bu mevsimlerin daha bir etkisi oluyor. En çok motive eden şey ise kendimle baş başa kalmaktır. Çünkü kendimle vakit geçirmeyi, kendimi dinlemeyi seviyorum.

12-Okuyucular neden sizin kitabınızı okumalı?

Geçmişi kabullenmek zordur. Ben de kitabımda geçmişi kabullenmek gerektiğini ve insanın geçmişini kabullenerek, geleceğine de yol çizebileceğini anlatıyorum. Başımıza ne gelirse gelsin, hatalarımıza kızarak değil onları kabullenerek iyileşebiliriz. İnsan anılarıyla yaşar ve iyi anıları benimsemek, kötü anıları kabullenmekten daha kolaydır. Ben de kabullenme sürecini ve kendini sevmenin güzelliğini anlatıyorum. Bu gülün kokusu olduğu gibi dikeni de vardır, gülü dikeninden sevmeye başlamalıyız. Çünkü gülü güzel kılan dikenidir.

13-Kitap ya da kitaplarınızdaki ana fikirler ve vermek istediğiniz mesajlar nelerdir?

Mutlaka bir yol vardır. Karanlığın içindeki ışığı görmek lazım. Kötü başladı diye sonu da kötü bitecek diye bir şey yoktur. İnsan kendisini sevmelidir ve kendisini tanımalıdır.

14- Yazar olmanın ve yazmanın sizin için zor yanları nelerdir, bunlarla nasıl başa çıktınız?

Zor yanları, fazla empati yapmam diyebilirim. Duyguları yoğun yaşarım. Yazarken duyguları fazla yoğun yaşadığımdan dolayı zorlandığım, kendimi mutsuz hissettiğim anlar oldu. Böyle zamanlarda biraz mola verip hayatın içine karışıyorum.

15- Yazar tıkanıklığı yaşadığınızda bu durumun üstesinden nasıl geliyorsunuz?

Stresle başa çıkmaya çalışıyorum. Gezmeye çıkıyorum, dikkatimi başka yönlere veriyorum, kitap okuyorum ve rahatlamaya çalışıyorum. Bir süre eserden uzak kalıp, kendime odaklanıyorum.

16- Kitaplarınızı kitlelere ulaştırmak, kendinizi tanıtmak ve düşüncelerinizi insanlara anlatmak için ne gibi organizasyonlar yapıyorsunuz?

Sosyal medyamda kitabımı paylaşıyorum. Katıldığım bazı etkinlik ve programlara kitabımı götürüyorum ve insanlara hediye ediyorum. Onun dışında dergilere hikâyeler yazıyorum.

17- Kitap fuarlarındaki okur-yazar buluşmalarının sizin için önemi nedir, bu etkinliklerin size ve okuyucuya ne gibi katkılar sağladığını düşünüyorsunuz?

İnsanlar yazarla bağ kurduğunda romanı daha çok benimsiyor. Çünkü roman okurken insanın aklından “acaba yazar nasıl birisi?” düşüncesi geçiyor. Ve yazarla tanıştığında okuduğu kitaba farklı bir gözle bakıyor. Yazarlarla okurların iç içe olması ve birbirini tanıması açısından fuarları faydalı buluyorum. Hem okurların hangi kitapları sevdiğini, eseriniz hakkında düşüncelerini öğreniyorsunuz.

18- Şu an üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz ve keşfetmek istediğiniz yeni projeleriniz var mı?

Yeni romanım üzerine çalışıyorum. İlham geldikçe hikâyeler, yazılar yazıyorum. Mezun olduğum lisem için bir tiyatro oyunu yazmıştım. Oyun yazmaya devam etmek istiyorum.

19- Okuyuculardan aldığınız, sizi en çok duygulandıran ya da şaşırtan geri dönüşler nelerdir?

Bu kadar iyi bir roman beklemiyordum. Kurgu çok iyiydi. Merak ederek, sonra ne olacak diyerek okudum. İkinci roman ne zaman geliyor? Gibi birbirinden güzel yorumlardı.

20- Edebiyat yolculuğunun başında olan yazar adaylarına ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Bana şu tavsiyede bulunmuşlardı. ” Kötü yorum alsan da, insanlar fazla okumasa da vazgeçme” Ne olursa olsun devam etmeye, denemeye ve hata yapmaya devam etsinler. Hata yaparak öğreniyoruz. Herkes bir anda iyi bir yazar olamaz. Zamanla iyi bir yazar oluruz. Çok okusunlar, çok yazsınlar. Şule Köklü ablam, beğenmediğim kısımları silmekte zorlanıyorum dediğimde “hiç çekinme, sil gitsin. Rahatlarsın” demişti. Beğenmediğiniz yerleri silin, silmekten ve tekrar yazmaktan çekinmeyin. “İnsanlar bu konuyu seviyor ya da herkes böyle yazıyor” diyerek yazı yazmaya başlamayın. Kendiniz ne anlatmak istiyorsanız onu anlatın. Yazar sizsiniz, onlar okur. Siz ne yazarsanız onlar okurlar. Yazdığınız konulara, cümlelere dikkat edin. Çünkü söz uçar, yazı kalır. Yazdıklarımızdan mesulüz. Bu yazdığım birisine kötü örnek olur mu? Allah’ın karşına çıktığımda “ey kulum sen böyle yazdın ve o kişi bunları yaptı” dese ne yaparım diye düşünsünler. Kendilerini bir adım öteye taşıma derdinde olsunlar. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamasınlar, kıyasladıkça hata yapar, kalemlerini geliştiremezler. Sürekli kendinizi tekrar etmeyin, bu yazar hep aynı konuları anlatıyor demesinler. Yeni konular deneyin, ufkunuz açık olsun. Kendinize has bir üslubunuz ve anlatım biçiminiz olsun. Yazarların birçoğunu üslubu ve anlatım biçiminden tanırız. Sakın eseriniz istediğiniz övgüyü, beğeniyi almadı diye üzülüp, küsmeyin: beklediğinizden de fazla övgü ve beğeni aldı diye ” ben yazar oldum, bu işi yaptım. Herkesten iyiyim” gibi düşüncelere de kapılmayın. Meddah hocam sözlük okuyun demişti. Çok faydasını görüyorum. Sözlük okusunlar. Kelime haznelerini geliştirsinler. Birisi okur mu diye yazmayın. İstediğiniz için yazın. Bazı yazarlar geç fark edilirler…

İlgili Yazılar

1 Comment

Avarage Rating:
  • 0 / 10
  • İbrahim AKÇAY , 28 Ağustos 2026 @ 17:57

    Yazar Kübra Afacan’ın ileride edebiyat dünyasında kendinden söz ettiren biri olacağına inanıyorum. Kalemi kuvvetli. Kaleminin içine sızan duygular yüreğinin derinliklerinden geliyor çünkü. Edebiyat dünyasında başarılar diliyorum kendisine.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir